Şu Kâmran'la evlenmek galiba iyi bir şey olucaktı. Çünkü yaşlarımız gittikçe büyüyor, onunla kavga çıkarmak fırsatı gün günden uzaklaşıyordu. Bir kerecik olsun saç saça, baş başa dövüşerek hıncımı çıkarmak için evlenmemizden başka çare kalmıyor gibiydi.
Bir zamanlar, insanlar düşünme işini makinelere devretmiş, böylece özgürleşmeyi umut etmişlerdi; ama bu makinelere sahip başka insanların onları köleleştirmesine yol açtı sadece.
...Hintli ermiş anlatmaya başlar:
"İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar öfkelenirlerse, aradaki mesafeyi kapatmak için o kadar çok bağırmak gerekir."
"Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirine bağırmak yerine sakince konuşurlar. Çünkü kalpleri birbirine yakındır. Ya arada mesafe yoktur ya da çok azalır."
"Peki, iki insan birbirini daha fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar, çünkü kalpleri birbirine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece bakışmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven insanların anlaşması böyle olur."
Çocuklar ahsen-i takvimdir, duru ve temizdir. Oysa bir yetişkinler büyüdükçe günahla tanışır ve bozulmaya başlarız. İşte bu yüzden Çocuklar bizlerde çok daha üsttedir. Ve yine bu yüzden bir çocuğun seviyesine inmek değil, bilakis, çıkmak gerekir.