Zeyneb

Modern dünya için, yaşadığı kaosa ve çektiği acılara rağmen, günah fikrinden daha kabul edilemez bir kavram yoktur. Günahın anlamı ne olabilir? Geleneğe göre, okçulukta olduğu gibi, ‘hedefi kaçırmak’ anlamına gelir o; yeryüzündeki insan hayatının gerçek anlamını kaçırmak, gelişme için yegane fırsatları sağlayan, Budistlerin belirttiği gibi ‘elde edilmesi güç’, büyük bir talih ve ayrıcalık olan hayatın anlamına isabet ettirememek.
Sayfa 74·Kitabı okuyor
Felsefe
Reklam
Öyleyse annenin malını gasp eden de çocuk değildir; tam tersine, anne çocuğu soymuş ve memeden yoksun bırakmıştır. Böylece yansıtma, tüm güçlülük ve zulmedilme duygusu doruğa çıkar. Bilimsel çalışmalarda ve benzer etkinliklerde birinci olma duygusunun güçlü olduğu durumlarda bu fantezilerin bazıları ön plandadır. Birinci olma tutkusunu besleyen başka etkenler de vardır; ilksel nesneye veya ikamelerine yöneltilen haset ve saldırganlıkla bağlantılı olan suçluluk duygusu böyle bir etken olabilir. Çünkü ilksel nesneyi soymanın verdiği suçluluk yadsımaya yol açmış ve bu yadsıma da mutlak özgünlük iddiası biçiminde ortaya çıkmıştır: Kişi, nesneden herhangi bir şey almış veya kabul etmiş olma ihtimalini bütünüyle dışta bırakmak istiyordur.
Sayfa 84 - Metis·Kitabı okudu
Psikoloji
Analizi uzun süre güçleştiren bir başka sorun da hastanın olumlu aktarımı fazlaca inatçı bir tavırla sürdürmesidir; bu bir ölçüde aldatıcı bir durum olabilir, çünkü temelinde idealleştirme vardır ve bölünerek ayrılmış nefret ve hasetin üzerini örtmektedir. Bu türden vakalarda, oral kaygıların ortaya dökülmesinden kaçınıldığı ve genital öğelerin ön plana çıkarıldığı görülür.
Sayfa 83 - Metis·Kitabı okudu
Psikoloji
İyi memeye duyulan inancın altında yatan sürecin bebeğin ilk dışsal nesneye libido yatırımı yapma yeteneğine bağlı olduğunu başka bir bağlamda da söylemiştim. Bu, iyi bir nesnenin kurulmasını sağlar; kendisiyle nesne arasında bir karşılıklı ilişki vardır; iyi nesne bebeğin benliğini sever ve korurken, benlik de iyi nesneyi sever ve korur. Kişinin kendi iyiliğine duyduğu güvenin temeli de budur. Memede doyum ve kabullenme deneyimi yinelendiği ölçüde haz ve şükran deneyimlerinin sıklığı ve yoğunluğu artar ve dolayısıyla karşıdakine haz verme isteği güçlenir. Bu yinelenen deneyim şükranın en derin kaynağıdır; onarım yapma yetisinin gelişmesinde ve her türlü yüceltmede önemli rol oynar. Yansıtma ve içe yansıtma süreçleri, iç zenginliğin dışa verilmesi ve yeniden içe yansıtılması, benin de zenginleşmesini ve derinleşmesini sağlar. Böylece yardımsever iç nesne sürekli olarak yeniden kurulur ve şükran da tam anlamıyla devreye girer.
Sayfa 35 - Metis·Kitabı okudu
Psikoloji
Hayatın anlamını sormak bize düşmüyor. Sorular soran, bize sorular yönelten hayatın kendisidir. Sorgulanan bizleriz. Cevap aramak zorunda kalan; hayatın saat başı sorduğu soruya, “hayatın sorularına” cevap verecek olan. Yaşamak sorgulanmaktan ve bütün varlığımız cevap vermekten öte bir şey değildir. Hayatın sorumluluğunu yüklenmekten başka bir şey değildir. Böyle düşünebildiğimizde bizi hiçbir şey ürkütemez; hiçbir gelecek, görünürdeki hiçbir geleceksizlik. Çünkü içinde yaşanılan şimdi her şeydir; çünkü hayatın ebedi-ezeli sorusunu yöneltir bize. Her şey, bizden ne beklendiğine bağlıdır. Bizi gelecekte nelerin beklediğini ise bilmeye ihtiyacımız olmadığı gibi zaten bilemeyiz de.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Reklam