Zeynep

Gözyaşlarımız yazgımızı alt etseler ağlayıp sızlayalım: günlerimiz inlemekle geçsin, uykusuz gecelerimiz perişan olsun; yaralı göğsümüzü parçalayalım ellerimizle, yüzümüzü de esirgemeyelim; kendimizi bu denli sağaltıcı bir umutsuzluğun deliliğine teslim edelim. Ama, hıçkırıklarımız ölüleri diriltmiyor, bütün üzüntümüz öncesizlik-sonrasızlığa göre değişmez ve sabit olan bir talihi değiştirmiyor, ölüm de avını bir an bırakmıyor, bu yararsız acıya bir ara vermiyor elbette.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Biz, adım atar atmaz kıtalar yıpranmaya başlıyor. Oysa yerliler, o kıtayla uyum içinde yaşıyorlar. Ancak buraya gelen yabancı, ağaçları kesıp yok ediyor, suları bitirip bozuyor. Üstünde çimenler, çiçekler olan toprak kısa zamanda kısırlaşıyor. Bir süre sonra da bu toprak, her şeyi kusuyor.
Sayfa 238·Kitabı okudu
“İşte her yağmurun ardından hep güneş çıkar, ejderlerin bile sonu gelir!”
Sayfa 328·Kitabı okudu
“Söyle oğlum, daha gençsin, istediğin kadar söyle! Türküler insanı arıtır, birbirine yaklaştırır. Bir zaman gelecek, bu dakikalarını anımsayarak bir yaz akşamı seninle birlikte türkü söyleyenleri gönülden anacaksın.”
Sayfa 29·Kitabı okudu
Bir tutam aydınlık: Odur istediğimiz! Esirgeniyor ama. İsyan etmemek elde değil!
Sayfa 383·Kitabı okudu