Rahşan Şengül

Rahşan Şengül
57. Kere yaptığım hatadan sonra ben (Olsun öğrenmiş olduk yapmayız bi daha )
ÇEKOM
Bilecik şeyh Edebali üniversitesi - Lisans
30 Temmuz
55 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
8/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Kitap, polisiye olay hissi değil de, eski toplumsal vakaları anlatan bir televizyon programı hissi veriyor ... ” kanal-7 gerçek kesit” .. Yazar kitapta hikayeyi klasik bir suç romanı gibi değil; öğretmenlerin, komşuların, doktorların, sosyal çevrenin parçalı anlatmalarına dayanarak işlemiş.... Yani “katil kim?” sorusundan çok, “Herkes bir şeylerin yanlış olduğunu görürken neden hiçbir şey değişmedi?” sorusuna odaklanıyor... Kitabın en sarsıcı tarafı da zaten: olay tek bir katil ve olay üzerinden değil, sessiz kalan insanların toplamı üzerinden ilerlemiş.
İnceleme
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,7bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
6/10
·608 syf.··
2026 6. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 16:36
Ayy o kadar zor okudum anlatamam.. aralarda durup durup “ne anlatıyoosunn be abla” falan derken buldum kendimi.. ne kadar fazla betimlemeydi ya öyle, yazar bir noktadan sonra hikâyeyi değil, odanın perdesindeki işlemeyi bile destan gibi anlatmaya başladığı için, Sen de olay beklediğinden, üç sayfa boyunca “çöl rüzgârının amber renkli kumlara bıraktığı hüzün… ü ” okuyorsun jdjdjd. Biliyor musunuz.. Zaten ilk 300 sayfa biyografi gibi anlatıldığı için, olayı mı kaçırdım diyerek, ne anlattığını anlamadım.. üşenmedim ikinci Kere aynı Sayfaya kadar yine okudum.. acaba kitap güzel de ben mi anlamadım diye.. Ağlıcaktımm bi araaa jdjdjd.. 600 sayfa o kadar betimlemeyi nasıl yazdın zalıımm kadın .. vallahi bırakmama sebebim emeğe saygı.. ki yine de paragraf atlayarak okudum.. Yazarın vermek istediği mesaj çok güzel aslında.. Yazar güçlü temalar (kader, gurur, kadınlık, baskı, din, adalet, mahkeme vs.) kurmak istemiş ama o betimlemeler arasında mesajı kim farkedecek yani.. var mı Türkiye de öyle okurlar.. mesaj anlatımın içinde kaybolmuş, mesaj var ama erişimi zor.. bu kitap, yazarın ilk okuduğum kitabıydı.. ama yok, benlik değil.. almam bi daha Bir de kitapta diyalog çok azdı.. sanki tüm karakterler kendi günlüğünü yazmış.. Diyalog olmayınca da roman, hikâye olmaktan çıkıp bir noktadan sonra iç sesler korosuna dönüşmüş. Kendimi sürekli “ee şimdi kim konuşuyor” derken buldum.. Bir bölüm var al-Mina’nın kızı var mı yok mu? Chatgbt ye bile sordum yok dedi jdjdjd. Sonra dikkatlice okudum var :) diyeceklerim bu kadar ..
Kitap Yorumu
Kehribar GeçidiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,570 okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 20:00
Kitabı yazarın imza günü olduğu gün k.maraş kafum’dan almıştım, yazarımız çok tatlı ve enerjik bir hanımdı.. kitaba gelirsek, kitap bana günlük okuyormuşum gibi hissettirdi. Samimi, akıcı, hayatın içinden ve sürükleyiciydi. Esra Erol izlemek gibi :) .. Kısa sürede de bitti. ama kitap aynı zamanda tek taraflı bir bakış açısıyla, karşı tarafı olmayan, bağlamı ya da alternatif yorumların pek açılmadığı, düşündürücülüğü azalmasa da derinliği yüzeysel gibi kalan bir anlatımdaydı. kitap , “bencillik” kavramıyla, insanların kendilerini sürekli geri plana atmaktan vazgeçmelerini ve bir şey istediklerinde bunu “ben” dili cümlelerle aktarmaları gerektiğini dile getiriyor.. bu da kulağa bazen nasihat ya da öğüt gibi geliyor.. yazar, herkesi memnun etmeye çalışmanın tükenmişliğe, aşırı fedakârlığın içsel öfkeye ve sınır koyamamanın değersizlik hissine yol açtığını vurguluyor.. (keşke bu süreç gerçek hayatta da kitaptaki kadar kolay olsa) Kitapta, “şifalanma”, “olumlama” gibi süreçler var.. Bu büyük ölçüde dua, inanç ve kişinin kendini ikna etmeye çalışması gibi.. normalde ben buna telkinde bulunma derdim. Ve Bu yaklaşım, geniş bir kuramsal ya da bilimsel temele ait gibi değil de, daha çok sezgisel, inanç ve içsel tekrar odaklı bir anlatı gibiydi.. bu da sanki kitabı hem samimi hem de genellemeye açık ve tek taraflı hale getirmiş gibiydi. “Şifalanma”, “telkin”, “öğüt” neyse.. bazı insanlar için gerçekten rahatlatıcı ve toparlayıcı olabilir anlam duygusu verdiği için.. ama bana anlamlı gelmediği için, empati kuramadım, bu da alternatif durumları ya da daha derin psikolojik mekanizmaları sorgulamamı zorlaştırdı.. Hafızamda terapiler değil, karakterler ve yaşadıkları olaylar kaldı.
İnceleme
Ben'cil Olma VaktiSelin Alptekin · İştirak Yayınları · 20191 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Kitapta olayların arka arkaya verilmesi hikâyeyi canlı ve akıcı tutsa da, duygusal alanın her zaman aynı ölçüde derinleşememesi bir mesafe duygusu oluşturdu bende. bu yüzden bazı sahnelerde yaşanan kırılmalar güçlü olmasına rağmen (yangın, ölüm, ayrılıklar, deprem, hafıza kaybı ..) onların iç dünyadaki karşılığı her zaman aynı yoğunlukta yer etmedi içimde, özellikle bu kadar aşina olduğum duyguları okurken (kayıp, ayrılık, depremzedelik vs) niye sarsılmadığımı ilk başta bende anlamadım.. Sonra hocamın psikoloji alanında eğitim aldığını hatırlayarak _her zaman yazarın hayatına ve kitabın yazıldığı tarihe bakarım_ bazı noktada, bazı kelimeleri tekrarlayarak okura “bak burada önemli bir şey hissediyorsun” diye yönlendirme yaptığını ve duygunun doğal akıştan çok işaret edilerek verilmek istendiğini düşündüm. Yazarın, metnin arkasında, duyguyu doğrudan anlatmayarak, daha çok eksiklik, boşluk ve kayıp hissi üzerinden sezdirerek bir “duygu farkındalığı” kazandırma çabasında olduğunu ve duyguyu açıklamak yerine okurun onu kendisinin fark etmesine yardım etmek istediğini düşündüm. Sonuç olarak yazar, hikâyeyi daha çok his üzerinden kurma çabasıyla ilerlemiş olsa da; hikaye zaman zaman yoğunluğu artırmak isterken sadeleşen, derinleştirmek isterken de mesafeli kalan bir bir yapıda dönüşmüş... bu nedenle metin benim açımdan hem çokça merak uyandıran hem de zaman zaman duygusal olarak tam içine giremediğim bir denge üzerinde kaldı. “Hocam acemilik eseriniz size niceleri için ilham olsun inşallah ”
İnceleme
YoksunlukMehmet Şükrü Aktulum · İkinci Adam Yayınları · 20246 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 20:27
Kitapta ana karakter Mafalda’nın yaşadığı Stargardt hastalığı, sadece bir görme kaybı olarak değil.. aynı zamanda mafalda’nın dünyasını yavaş yavaş daraltan iç sıkıcı bir durum olarak işlenir.. Mafalda’nın Kiraz ağacına olan mesafesinin 60 metreden 50’ye, sonra 30’a, sonra daha da aza düşmesi onun hayatındaki alanın küçülmesine, kontrol duygusunun elinden kayıp gitmesine ve her sayı azaldığında dünyasından da bir parça azalmasına yol açıyor gibiydi.. Yaptığı liste ise basit bir çocuk oyunu gibi değil; aksine, kaybettiklerini fark etmeye çalıştığı sessiz bir yüzleşmeydi. (Örneğin, Silinenler listesi: en iyi arkadaşa sahip olmak, büyüyünce nasıl bir yüzüm olacağını görmek..) Ama belki de en dokunaklı olan, mafalda’nın tüm sürece rağmen kiraz ağacında yaşayabileceğine inanmasıydı. Bu bir kaçıştan çok karanlık yaklaşırken kendi içinde küçük bir ışık yakma çabası gibiydi.. her seferinde Gerçek daraldıkça, hayal biraz daha genişledi.. Ve Mafalda, kaybettiklerinin ortasında, hayal kurarak ayakta kalmaya çalışan bir çocuk olarak kaldı.. hem çok kırılgan, hem de beklenmedik bir şekilde güçlü…
İnceleme
Kiraz Ağacı ile Aramızdaki MesafePaola Peretti ·  Genç Timaş Yayınları · 202015,7bin okunma