"ZİLLİ KURT"
"Kemal'in bel bağladığı her şey, yerinden sökülüp alınmıştı. Babası, evlatlığı Yusuf tarafından öldürülmüş, ailesi köyün en zenginiyken dört yılda en yoksulu olmuştu. Şimdi bahçeye düşen bir taşa bakıp kederlenebilirdi Kemal. Gökte salınan kehribar rengi bir kartala ya da ne bileyim herhangi bir şeye bakıp umutsuzluğu büyütenilirdi. Ama hayır, Kemal de ani ve yoğun bir ıstırapla yaşadığı bu yoksullukla da yaşayabilirdi. Umutlu olmak gerekirdi her daim. Öyle öğrenmiş, öyle beklemişti yaşamı."
Yaşar Kemal'i okumak ne kadar güzelse hayatını anlatan kitaplarını okumak da o kadar ayrı keyif veriyor okuyucuya. "Zilli Kurt" Yaşar Kemal'in kendi hayatını anlatmak isteyip ömrü yetmediği için yazamadığı eseridir. Kimbilir yazar bundan dolayı bu ismi verdi esere. Kemal'in kalbinin sıkıştığı duvarlar, aşmakta zorlandığı engeller, verdiği mücadeleler ve tüm bunlara rağmen ideallerinin, hayallerinin peşini bırakmayan koca yürekli çocuk olan Yaşar Kemal. Üç dört yaşlarındayken babasının kurbanı kestiği bir bayram günü, elinden sıçrayan ve gözlerinden birine saplanan bıçakla bir gözü görme yetisini kaybetmiştir. Kemal'in bitmek bilmeyen sonsuz yazma, okuma, ağıt yakma aşkı umut ışılıyor etrafına. Tek isteği tanınmış bir ozan olmakmış Kemal'in. Acılarını, hüznünü, hayat mücadelesini yazıyor, söylüyor, âşıklarla atışırmış.
Kendisini Zilli Kurt'un hikâyesi ile ifade ediyor.
Bir kurt bir koyun sürüsüne dalar. Koyun sürüsüne dalan kurt bir tek koyunu yaralamakla, paralamakla yetinmez, bütün sürüyü parçalar. Kurt dalmış sürüden artık hayır yoktur. Ve koyundan başka geçimi olmayan halk, çöker biter, açlıkla karşı karşıya kalır. Bu durumda köylü kurttan öcünü almak ister. Ne yapar köylüler bu zamanlarda? Atlanırlar, köpeklerini, iplerini alırlar. Kurt avına çıkarlar. Kurtları