Her kuşak başka şey bulmaya eğilimlidir. Her birey de. Ama tarihte boy göstermiş bütün dileklerin hesabını yaparken ne tercih ifade edilebilir ne de red. Hiçbir ideal diğerlerinden ağır basmaz. Saflık, aptallık ya da cömertlik; her birinin yaşamaya izni vardır. Hiçbiri hata değildi, ama hiçbiri doğruda da değildi. Her dönem kendi yaşam tarzını bir mutlaklık gibi yaşar. Üstelik her dönem devasızca parça parçadır. Sükünet zamanında sıkıntıdan ölünür; kargaşa zamanında dehşetten ölünür.
Bireyler kendilerini sonsuzluk karşısında değil, çağdaşları karşısında tarımlar. Yaptıkları her şey başka türlü yapamayacakları şeydir. Her bir kişi, edimleri ve düşüncesiyle tam bir çakışmahalinde, kendinde vardır. Geçmişle gelecek kurmacadan başka bir şey değildir. Bu nedenle herkes haklıdır: Napoléon da Kazıklı Vlad da.*
Yine de, mutlak bir şimdiki zaman içinde yaşayanların hepsi saç- ma bir arzu [dor] içinde yok olup gider. Başka bir şeyi, özünde şimdiki ânın nihai gerçekliğinin ve gelmekte olanın yanılsama- sırın olduğu yeri de bu yüzden hiç durmadan tahayyül ederler.