1920 yılında kaleme alınan eser kendi dönemine dair sapmaları eleştirmektedir. Bununla birlikte sadece kendi dönemindeki sapmaları ya da yanılgıları değil bütünde toplumu tek tipe dönüştüren tüm sistemlerin eleştirisi olarak değerlendirilebilir.
Eser kendi döneminde vaat edilen ütopyayı mizahi bir yaklaşımla ağır bir şekilde eleştiren bir distopyadır. Tek tip yaşamın hedeflediği eserde insanlar aynı saatte aynı şeyi yapar, uyanır çalışır uyur. Özel hayatları da bir fabrikanın işleyişinden farksız değildir, aile olmak ya da duygusal bir ilişki kurmak bu düzen içinde mümkün değildir. Eserde benim dikkatimi çeken en önemli noktalardan bir tanesi her insanın bir numara olmasıdır. Yani bu insanların bir adı bir kimliği yok. Bu da o kişinin birey olarak kabul görmeyişi, bireysel olan tüm haklarını tek devlete teslim etmesidir. Bu numaralar her zaman aynı şeyleri yapar ve hep birlikte hareket ederler o nedenle eserin adı Biz’dir. Yani bireysellik yok edilmiştir. Kişinin özgürlüğü ilkel sayılmıştır. Bu anlayış ise matematiğin büyülü dünyası kullanılarak yapılmıştır. Çünkü matematik de duyguları değil işlemleri görür hani iki artı iki dört eder fakat sizin duygularınız işin içindeyken iki artı iki dört etmez. Çünkü insan mekanik değildir duygusaldır. Eserde kurgulanan dünya mükemmellik üzerine işlenmiştir.(matematiğin mükenmmel uyumu ya da geometrinin kusursuz çizimi gibi) Burada yapay bir cennet oluşturulmuştur, denilebilir ama burada eksik olan mutluluk sevgi hayal gücü kısacası insanın ruhudur, ruhun olmayışına derin bir eleştiri söz konusudur. Ruhun oluşumunu sağlayan tüm kavramlar Velinimet için tehlike arz etmektedir bu nedenle de bu kavramlar yasaklanmıştır çünkü özgürlüğünü isteyen direnmeyi de beraberinde getirir bu ise isyan ve düzenin bozulması demektir tek devlet