10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 12:39
Çok güzel bir kitaptı her sayfasında büyük bir merakla okudum. Hem duygusal hem akıcı bir kurguy'du. Benim için tam anlamıyla sürükleyici bir kitaptı. Ne dili yordu ne de olaylar sıktı. Kesinlikle çok sevdim.
Dilhun 1 - Zor AşkLatife Helin Esen · Vera Kitap · 202668 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 77. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 18:11
Jojo Moyes’in Senden Önce Ben romanını okurken, bunun yalnızca bir aşk hikâyesi olmadığını düşündüm. Benim için kitap, birbirinin hayatına dokunan iki insanın, birbirlerini değiştirme çabasından çok, birbirlerine farklı bir yaşam penceresi açmalarını anlatıyordu. Roman boyunca en çok Louisa Clark karakterinin değişimini takip etmekten etkilendim. Hikâyenin başındaki Lou ile son sayfalardaki Lou aynı insan değil. Başlangıçta güvenli sınırlarının dışına çıkmaktan çekinen, hayatını küçük bir çevrede sürdüren biri iken, Will Traynor ile tanıştıktan sonra kendi hayatını da sorgulamaya başlıyor. Bence romanın asıl yolculuğu da Lou’nun bu dönüşümüydü. Will karakteri ise beni tek bir duyguya yönlendirmedi. Bazı bölümlerde ona hak verdim, bazı bölümlerde ise kararlarını kabullenmekte zorlandım. Geçirdiği kazadan sonra yaşadığı fiziksel ve psikolojik mücadele, onu sadece “yardıma muhtaç” bir karakter olmaktan çıkarıyor. Hayata, özgürlüğe ve kendi kararlarını verebilme hakkına bakışı, roman boyunca üzerinde en çok düşündüğüm konulardan biri oldu. Lou ile Will arasındaki ilişkiyi sevme nedenim, bunun klasik bir aşk hikâyesi gibi ilerlememesiydi. Birbirlerini değiştirmeye çalışsalar da, aslında birbirlerine kendilerini yeniden keşfetme fırsatı veriyorlar. Lou’nun Will’e yeniden yaşama isteği kazandırmaya çalışması kadar, Will’in de Lou’yu korkularının dışına çıkmaya teşvik etmesi bana oldukça gerçek geldi. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şey, yazarın zor bir konuyu kesin doğrular üzerinden anlatmamasıydı. Özellikle Will’in aldığı karar etrafında şekillenen tartışmalar boyunca, karakterlerin bakış açılarını anlamaya çalıştım. Roman bana tek bir cevap vermedi; tam tersine, her okurun kendi vicdanıyla değerlendireceği sorular bıraktı. Jojo Moyes’in anlatımı oldukça akıcı.
1000Kitap
Senden Önce BenJojo Moyes · Pegasus Yayınları · 201333,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·188 syf.··
2026 117. kitabı
İlk bakışta sıra dışı bir aşk hikayesi anlatıyor gibi görünse de aslında çok daha derin bir meseleyle ilgileniyor suç, vicdan, utanç ve geçmişle yüzleşme. Michael ile Hanna arasındaki ilişkiyi okurken zaman zaman rahatsız oldum, zaman zaman karakterlere karşı empati kurdum. En etkileyici tarafı ise yazarın hiçbir karakteri tamamen aklamaması ya da tamamen suçlamamasıydı. Romanın ikinci bölümünde hikayenin aldığı yön beni en çok etkileyen kısım oldu. Özellikle Hanna'nın durumu ortaya çıktığında, insanın bir insanı gerçekten ne kadar tanıyabileceği sorusu düşündürücüydü. Kitap boyunca verilen ahlaki ikilemler o kadar gerçekçi ki, kendinizi sürekli yargılarınızı sorgularken buluyorsunuz. Schlink'in dili oldukça sade. Gereksiz duygusallığa kaçmadan okurun kalbine dokunmayı başarıyor. Kısa olmasına rağmen yoğun bir roman. Kitap sadece bir hikaye anlatmıyor, aynı zamanda zor sorular soruyor.
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,618 okunma
Bazı doğrular bir tartışmada değil bir karşılaşmada kaybedilir.
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:41
Babalar ve Oğullar ilk bakışta kuşak çatışmasını anlatan bir roman gibi görünse de, bence asıl anlattığı şey insanın kendi fikirleriyle verdiği mücadele. Romanın merkezinde Bazarov var. Her şeyi sorgulayan, hiçbir otoriteyi tanımayan, gelenekleri, romantizmi ve duygusallığı küçümseyen bir genç. Ona göre yalnızca akıl ve bilim önemlidir; geri kalan her şey insanın kendi kendini kandırmasından ibarettir. Kitabın büyük bölümünde ona hak vermemek zor. Çünkü Bazarov yalnızca yıkmak için yıkmaz; insanların sorgulamadan kabul ettiği birçok şeyi cesurca masaya yatırır. Ancak romanı unutulmaz yapan şey fikirleri değil, o fikirlerin kırılışıdır. Çünkü hayatın garip bir huyu vardır. İnsan bazen mantığıyla alt edemediği şeylerle karşılaşır: bir duygu, bir insan, bir aşk… Ve bir anda yıllardır kurduğu bütün cümleler yetersiz kalabilir. Belki de bu yüzden Bazarov hala bu kadar canlı bir karakter. Çünkü onun yaşadığı çatışma yalnızca ona ait değildir. Hepimizin içinde, dünyanın mantıkla açıklanabileceğine inanan bir yanımız vardır. Hepimiz bir gün o inancı sınayan bir şeyle karşılaşırız. Ve bazı doğrularımızı bir tartışmada değil, bir karşılaşmada kaybederiz.
Edebiyat
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,9bin okunma
Günlüğün Şiire Dönüştüğü Nokta
8/10
·220 syf.··
2026 53. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:39
Cahit Zarifoğlu’nun Yaşamak adlı eseri, günlük türüne edebi bir derinlik kazandıran, şiir, deneme, mektup, iç konuşma ve yer yer bilinç akışı tekniğini aynı metinde buluşturan özgün bir yapıttır. Bana göre yalnızca Türk edebiyatında değil, Dünya edebiyatında da benzeri az görüleceğini düşündüğüm bu eser, yalnızca bir günlük değil; bir şairin zihnine, ruhuna ve hakikat arayışına açılan kapıdır. Kitaba ilk başladığınızda yer ve tarih başlıkları sebebiyle klasik bir günlük okuyacağınızı düşünebilirsiniz. Ancak sayfalar ilerledikçe bunun alışılmış anlamda bir günlük olmadığını fark edersiniz. Zarifoğlu, yaşadıklarını kronolojik bir düzen içinde aktarmaktan ziyade, hafızasının çağrışımlarını takip eder. Böylece eser, bir hayat hikâyesinden çok bir ruh haritasına dönüşür. Okur; çocukluğuna, askerlik yıllarına, İstanbul’daki edebiyat çevrelerine, Anadolu gözlemlerine, Avrupa seyahatlerine, babasıyla ilişkisine, evliliğine, çocuklarına, sanat anlayışına ve inanç dünyasına dağınık görünen fakat bilinçli bir kurgu içinde tanıklık eder. Bu parçalı yapı, metnin en belirgin özelliklerinden biridir. Zarifoğlu’nun şiirlerine aşina olanlar onun dilindeki kapalılığı, yoğunluğu ve çağrışım gücünü bilir. Aynı yaklaşım Yaşamak’ta da kendisini gösterir. Onun metinlerinde karmaşıklık bir eksiklik değil, bilinçli bir tercihtir. Hayatı düz bir çizgi olarak değil; anılar, acılar, sevinçler, ayrılıklar ve manevî arayışların iç içe geçtiği büyük bir bütün olarak görür. Bu nedenle Yaşamak, olay örgüsüyle değil, ruhsal derinliğiyle okunması gereken bir eserdir. Bu tabii ki de zorlu okuma sürecini olumsuz yönde de etkilemektedir. Kitap boyunca anlattığı şehir yalnızca coğrafi mekânlar değildir. Her biri yazarın iç dünyasında başka bir kapıyı aralar. Bunu kitapta hissedebilirsiniz. İstanbul
Edebiyat
YaşamakCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 202011,2bin okunma
İmkânsızlığın Kıyısında Bir Aşk Hikâyesi
Puan vermedi·272 syf.··
2026 67. kitabı
"Bir Kürt Sevdim", sadece bir aşk hikâyesi değil; toplumsal sınırların, önyargıların ve kimlik arayışının tam ortasına atılmış bir çığlık gibi. Kitabın sayfalarını çevirirken hissettiğim ilk şey, o derin çaresizlik ve beraberinde gelen amansız umut oldu. ​Bu eseri okurken kendi duygularım da hikâyenin geçtiği o coğrafyanın sert ama bir o kadar da büyüleyici iklimine kapıldı. Yazar, sadece iki insan arasındaki bağı değil, o bağın etrafına örülen görünmez duvarları o kadar yalın ve sarsıcı bir dille anlatıyor ki, ister istemez insanın içine işliyor. Aşk, en saf haliyle; ancak üzerine binen kimlik, dil ve geçmiş yükü, o saf duyguyu çoğu zaman bir imtihana dönüştürüyor. ​Okurken kendimi, iki farklı dünyanın kesişim noktasında bir köprü kurmaya çalışan o aşıkların yerine koydum. Sevmenin, "öteki" olarak görülen birine kalbini açmanın, toplumun dayattığı o keskin tanımlarla nasıl savaştığını görmek hem hüzünlü hem de düşündürücüydü. Kitap, bana şunu hatırlattı: Aşk bazen sadece iki kişinin arasındaki uyum değil, aynı zamanda dış dünyaya karşı verilen sessiz bir mücadele. ​Dili kullanışı o kadar samimi ki, yazar sanki doğrudan benimle, benim acılarımla konuşuyor gibi hissettim. Satır aralarında gizli o sızı; birine bağlanmanın, onunla aynı gökyüzüne bakmanın, ama aynı zamanda onun hikâyesini kendi hikâyenle birleştirememenin yarattığı o derin boşluk... Kitap bittiğinde, zihnimde kalan şey sadece karakterlerin kaderi değil, aşkın tüm insani sınırlarımızdan daha büyük, ama aynı zamanda onların esiri olabilecek kadar da kırılgan olduğu gerçeğiydi. ​Sonuç olarak; bu kitap, ön yargılarımızdan arınıp bir insanın kalbine, gerçekten o insanın kim olduğuna bakarak dokunmanın neden bu kadar zor olduğunu, ama neden uğrunda her şeyi göze almaya değer olduğunu anlatıyor. Okuduktan sonra,
Bir Kürt SevdimDilek Bilgiç Esen · Müptela · 20228bin okunma