Minnet
Puan vermedi
Kur'an'ı riyâ için kullanmayan birilerini razı etmek için kullanmayan kimseye kendini razı etme gereği duymadan doğruyu açıkça söyleyerek yapılan bütün yorumlara tefsirlere büyük teşekkürler ediyorum. Mustafa Öztürk gibi eski tefsirleri ve geleneği bilen insanların modern dünyada günümüz açısından bir tefsir yazması muazzam bir nimet. İnsanlar keşke mezhep kaygısı gütmeden hakkı söylüyor belki bu metin diyerek her metni okusalar keşke... "Onlar her sözü dinler ve sözün en güzeline uyarlar." Zümer 18
Duygu ve Düşünce
İlahi Hitabın Tefsiri 1Mustafa Öztürk · Ankara Okulu Yayınları · 201814 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 8. kitabı
NAMAZ Psikolojisi 1. ALLAH’ın isteğini ve rızasını düşünerek yapılan bütün davranışlar birer ibadettir. 2. Dinde ibadet olarak belirlenen bazı özel davranışlar vardır ki bunlar, insanın ALLAH’la olan ilişkilerini canlı tutmak için belli aralıklarla tekrarlanırlar, işte namaz, her gün tekrar edilen, belli hareketleri ve dualar içine alan bir ibadettir. 3. Namaz İslam dininde ilk emredilen ibadettir. 4. Namaz aynı zamanda, yaratılanın YARATANA karşı duyduğu saygı, sevgi, minnettarlık ve bağlılığın, şükür duygusunun bir ifadesidir. 5. Namaz önce ki peygamberlere de farz kılığı Kuran-i Kerimin değişik ayetlerinde ifade edilmektedir. ( H.z. İbrahim Kur’ani Kerimde geçen duası ; ‘’Rabbim! Beni ve Soyumu namaz kılanlardan eyle!’’ amin…) Ancak önceki peygamberlerden sonra o din mensuplarının namazı koruyamadıkları. Ondan uzaklaştıkları anlaşılmaktadır. 6. Taha Süresi 132 ayette ALLAH C.C. şöyle buyurmuştur. ‘’ Ailene namazı emret! Sen de sabırla ona devam et… ‘’ buyuruyor. 7. Cehenneme girenlere neden cehennem girdikleri sorulduğunda? Biz namaz kılanlardan değildik! Buradan namazın ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. 8. Genelde ibadetler, dini inancın koruyucularıdır. 9. Yetişkinlerin, anne babanın namaz kılmasının, çocukların namaz kılmayı arzu etmeleri, namaz kılmak istemeleri açısından da önemi büyüktür. Çünkü çocuk çevresini tanımaya başladığı anadan itibaren çevresinde ki büyüklerin, özellikle anne babasının söz ve davranışlarını taklit edip örnek almaya başlar. Bu nedenle namaz kılan bir anne babanın çocukları da namaz kılmaya özenir. Namazın Psikolojik Süreçleri 10. ‘’Vay haline şu namaz kılanların! Ki onlar şuurunda değildir namazlarının. Gösteriş yaparlar onlar, Hayra engel olurlar.’’ Ma’un 4-7 ayetler. 11. Namazda neyi okuduğunun bilincinde olunmalıdır. Çünkü
Din
Namaz PsikolojisiHüseyin Peker · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 2020122 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Tevhid Bozulursa Her Şey Bozulur
10/10
·160 syf.·
2026 32. kitabı
Tevhid ehlinin okuyup istifade edeceği, fakat günümüzde birçok kişinin ağır bulacağı bir kitap.(Muhakkak okunması gerekiyor) Kitapta müellif, irtidat meselesini sadece tanım olarak değil; itikadî, amelî ve sözlü boyutlarıyla detaylı bir şekilde ele almış. Yani mesele sadece “dinden çıkmak” deyip geçilecek bir konu değil. Hangi söz, hangi amel, hangi inanç insanı küfre götürür; Konudan sonra deliller diyip; hadislerle, ayetlerle tek tek anlatılıyor. müellif. Bugün insanların en büyük yanılgılarından biri şu: “Kalbim temiz, iman kalpte.” Deyip dinle Resulle dalga geçmeler, şakalar yapmalar… Oysa kitap, bunun böyle olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Çünkü Kur’an bu konuda net: ‎Andolsun ki sözlerini onlara soracak olsan, “Lafa dalmış, eğleniyorduk.” diyeceklerdir. De ki: “Allah’ı, ayetlerini ve Resûl’ünü mü alaya alıyorsunuz?”‎ ‎Özür dilemeyiniz! Muhakkak ki imanlarınızdan sonra kâfir oldunuz. Sizden bir grubu bağışlasak bile suçlu günahkârlar olmaları nedeniyle bir diğer gruba azap edeceğiz.‎ ‎(9/Tevbe, 65-66) Ayetin iniş sebebine baktığımızda, sadece “şaka yaptık” diyen insanların bile bu sözlerinden dolayı küfre düştüğü görülüyor. Yani mesele “niyetim kötü değildi” diyerek geçiştirilecek bir mesele değil. Yani bir söz, bir alay, bir küçümseme… İnsan farkında bile olmadan imanını kaybedebilir. (Hatta kaybediyor bu ayette net) İbn Kayyim el-Cevziyye’nin şu sözüyle devam edelim: “Allah’ın hükmü olduğunu bildiği hâlde onunla hükmetmenin gerekmediğine inanan kimse büyük küfür işlemiştir.” Bu söz, özellikle günümüzde çokça tartışılan “Allah’ın hükmüyle hükmetme” meselesini doğrudan açıklıyor. Kur’an da zaten bu konuda açık: “Hüküm yalnızca Allah’ındır” ‎(12/Yûsuf, 40) Ama bugün ne görüyoruz? İnsanlar Allah’ın hükümlerini bir kenara bırakıp, beşerî sistemleri
Din
İrtidat ve Mürtedin HükmüAbdulhak El-Heytemi · Hak Yayınları · 20157 okunma
8/10
·100 syf.·
2026 32. kitabı
Merhaba sevgili Okur Ahi Aratoğlu’ nun kaleme aldığı lorakitap tarafından yayımlanan #ruhummutlukal adlı eserin yorum ile karşınızdayım. İnsan nasıl mutlu olur? Evlilik kader midir? Hayat neden zor? İç huzuru nasıl yakalayabiliriz? Her şeyi zamana mı bırakmalıyız? Biz niçin yaşıyoruz ve Allah her şeye rağmen kullarını affeder mi? Duaların kabulü için ne yapmalı? Hak yerini bulur mu? gibi toplam 37 sorudan oluşan #kişiselgelişim türündeki bu eser bize aradığımız cevaplarıda veriyor. Severek okudum, türü seven herkese tavsiyedir . Her şeyi zamana bırakmalıyız? Bir nida ile başlayıp bir nida ile son bulan kısa bir rüyadır zaman. Zamanın sahibi Allah (C.C) değil midir? O halde bir olayın hemen çözülmesini beklemek yerine, gerekli çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakıp sabırla beklemek, yani tevekkül etmek gerekmez mi ? Allah'ın hikmetine güvenerek, hayırlı sonucun ortaya çıkacağına inanarak zamanı yaratan ve her şeyi yöneten Allah'ın takdirine bırakmak lazımdır. Evlilik kader midir? Kader ve kaza, Allah’ın ilim, irade, kudret ve tekvin sıfatlarının zorunlu bir sonucudur. Allah, kullarına hayrı da şerri de serbestçe seçecek şekilde bir irade vermiştir. İnsan, bu iradesiyle hayır ve şerden dilediğini seçebilmekte, kulun seçtiğini de Allah yaratmaktadır. Bundan ötürü kul, iradesini sarf ettiği işlerden sorumludur. Kişi sorumluluktan kurtulmak için “Allah böyle takdir etmiş” diyemez. Dolayısıyla evlilik kişi iradesine bağlı olan kaderdir. Yani kul istemiş Allah da takdir etmiştir. Hak yerini bulur mu? Hak, hukuk, nizam ve her şeyi elinde bulunduran Allah oldukça; o hak bugün olmazsa bile yarın mutlaka yerini bulur. Emeğin, çabanın veya gasbedilen bir hakkın sonucu, Allah'ın adaletiyle er veya geç tecelli eder. Biz niçin yaşıyoruz ve Allah' her şeye rağmen
Ruhum Mutlu KalAhi Aratoğlu · Flora Yayıncılık · 202521 okunma
Bir Hayat Rehberiyle İlk Temas: Kur’an-ı Kerim Meali Yolculuğm
10/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
85 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 20:01
Bu bir kitap okuma süreci değil; ruhun kendi kaynağına dönüş yolculuğu. Bugüne dek raflar dolusu kitap bitirmiş bir zihin için, bu kez kelimelerin ötesine, kalbin derinliklerine bir kapı aralanıyor. Neden Yavaş, Neden Hissederek? • Hadsizlikten İnceliğe: Dünyevi bilgilere saatler ayırıp, bizi yaratanın mesajını hızlıca geçmek büyük bir mahcubiyet. Bu yüzden her ayet, bir hediye paketini özenle açar gibi yavaşça okunmayı hak ediyor. • Hizalanma Çabası: Okumak sadece bilgilenmek değil; hayatımızı, niyetlerimizi ve adımlarımızı o yüce ölçüyle yeniden hizalamak. • Yaşayan Kelimeler: Ayetleri sadece geçmişin hikayesi olarak değil, bugün tam da şu an benim hayatıma, benim derdime ne söylüyor diye bakarak okumak, metni cansız bir satır olmaktan çıkarıp yaşayan bir rehbere dönüştürüyor. Yolun Getirdiği Duygu: Diğer kitaplar akıp giderken, bu kitap durduruyor. Düşündürüyor. "Ben neredeyim?" sorusunu sorduruyor. Belki çok yavaş ilerliyorum ama her adımda daha fazla kendime yaklaşıyorum. Çünkü bu hediye, bitirilmek için değil, yaşanmak için gönderildi. "Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur..." (Zümer, 63)
Feyzü'l Furkan (Büyük Boy - Sadece Meal - Ciltli)Hasan Tahsin Feyizli · Server Yayınları · 20232,255 okunma
Bu kadarına da pes doğrusu..
1/10
·328 syf.··
2026 8. kitabı
Neresinden tutsanız elinizde kalan bir eser olmuş. Bu kitabı okumaktaki amacım Nebhânî’nin ve sufilerin ileri sürdüğü görüşleri eleştirel bir şekilde incelemek ve özellikle tevessül, istigâse ile kabirden yardım talebi konularında ileri sürdüğü delillerin ne olduğunu öğrenmek ve değerlendirmekti. Eser, muhalifleri ve sahabe uygulamasını göz ardı eden çıkarımlar içerdiği için bir sorumluluk bilinciyle, Kur’ân, sahih hadis ve sahabe pratiği ışığında hatalarını ve dayanıksız noktalarını ortaya koymayı hedefliyordum. Okuma sürecim meraktan veya heyecandan değil, akideyi koruma ve ilmi doğruluğu ortaya çikarmaktan kaynaklanmakta. Kitap dua, tevessül, istigase ve Resûlullah ﷺ’in kabir hayatına dair meselelerde belirli bir tasavvurun müdafaasını hedeflemiş bir eser. Ancak eser, hem delil kullanımı hem de muhalif görüşleri ele alış tarzı bakımından ciddi usuli problemler barındırmakta. Bu durum da ortaya konulan sonuçların ilmi bağlayıcılığını yok etmekte. Her şeyden önce ehli sünnetin tüm âlimlerinin icmasına göre akidevi bir meselede belirleyici olan şey, zanni çıkarımlar, rüyalar, menkıbeler değil, MUHKEM NASSlardır. Kuranı Kerim, dua ve istigâsenin yalnızca Allah’a tahsis edilmesi gerektiğini açık ve tekrarlı bir biçimde ortaya koyar: "Mescidler Allah’ındır; o hâlde Allah ile beraber kimseye dua etmeyin" (Cin 18), "Allah sana bir zarar dokundurursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur" (En‘âm 17), “O’ndan başka dua ettikleriniz size ne zarar ne de fayda verebilir” (Yûnus 106), “Darda kalana dua ettiğinde icabet eden kimdir?” (Neml 62). Bu ayetlerde geçen dua, yalnızca bir hitap değil; Resûlullah ﷺ’in ifadesiyle “ibadetin ta kendisi”dir (Tirmizî). İbadet olan bir fiil, Allah’tan başkasına yöneltildiğinde bu hâl, Kuranın çizdiği tevhid
Vehhabilere CevaplarYusuf Nabhanî · Fazilet Neşriyat · 201216 okunma