Kalbimiz daralıyor, göğsümüz sıkışıyor. Her şeyin bittiğini, anlamsızlaştığını sandığımız o karanlık anlarda feryat ediyoruz: "Bana kim yardım edecek?" Tam bu tıkanma noktasında, tazeliğini yitirmeyen o ilahî hitap, bir meltem gibi ruhumuza üfleniyor sanki: "Allah kuluna kâfi değil midir?" (Zümer, 36) Bu ihtişamlı teselli, farkındalığa da vesile oluyor. Şöyle ki; cüz-i irademizle çözeceğimiz sorunlarla uğraşırken geride kalan, müdahalemiz dışında olan durumları da kendi zayıf omuzlarımıza yüklüyoruz ve asıl sığınağımızı unutuyoruz. Karmaşık, kaotik iniş-çıkışlarımıza karşı kuşanacağımız yegâne zırh, İşte bu ayetin gölgesindeki tevekkül ve teslimiyettir.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
1000Kitap
"Allah'tan başka kimsemiz yok." cümlesi birçoğumuz için "Başka çare kalmadı." cümlesiyle aynı anlama gelmiş durumdadır. Aslında bu, istediğini insanlar aracılığıyla elde edemeyen kişinin Allah'ı tercih etmek zorunda kaldığı anlamını taşır. ...fakat esasen Allah'tan başka kimsesi olmayan kişi, hiçbir şey kaybetmediği gibi onun başka hiçbir şeye de ihtiyacı yoktur. "Allah, kuluna kâfi değil mi?" (Zümer, 36)
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Allah kuluna yetmez mi?" (Zümer, 36) Vallahi yeter! Allah'ın isim ve sıfatlarına olan imanımız endişelerimizi dindir­miyor, zorluk anlarında kalplerimizi teskin etmiyorsa bu imanın ne anlamı kalır?
TEVHİDİN ÖNEMİ… (Tevhid nedir)
İlim ve amel yönünden en çok değer verilmesi gerekenler sırasının başında Yüce Allah'ı ibadette birleme emridir. Bu, Kur'ân'ın en büyük davasıdır, ilk Rasüllerin yegane görevidir: "Kasem olsun ki biz her ümmete "Allah'a ibadet edin ve tağuttan sakının" davetini yapmaları için Rasül gönderdik." (Nahl, 36) "Senden önce gönderdiğimiz tüm Rasüllere "benden başka ilah yoktur, öyleyse sadece bana ibadet edin" diye vahyettik." (Enbiya, 25) Kur'ân'in tamamı bu sözden bahseden, bu söze davet eden ve dünya ve ahirette kurtuluşu bu söze bağlayan bir bildiridir. Bu söz, yani kelime-i tevhid, Adem (aleyhisselâm)'dan Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)'e dek tüm semavi risaletlerin özüdür. Her Rasûl kavmine şunu derdi: "Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, Ondan başka ilahınız yoktur." (Araf, 59) Rahman'ın kullarının özelliklerinden birisi de şudur: "Onlar ki Allah'ın yanı sıra bir başka ilaha ibadet etmezler." (Furkan, 68) Yeryüzünde otoriterlik vadedilen müminlerin vasıflarından birisi de şudur: "Bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar." (Nur, 55) Hatta Allah peygamberlerin babası ve haniflerin önderine şirki bir kenara atması ve müşriklerden beri olması yönünde hitapta bulunmuştur. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Bir zamanlar Kabe'nin yerini İbrahim'e şu şekilde hazırlamıştık: Sakın bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada (kıyama) duranlar, rüku edenler ve secdeye varanlar için evimi tertemiz et." (Hac, 26) Musa'ya da şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ben Allah'ım, benden başka hiçbir ilah yoktur. Onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl." (Taha, 14) Râsullerin sonuncusuna da şöyle buyurmuştur: "Andolsun ki, sana da, senden öncekilere de şu vahyedildi: "Yemin ederim ki, eğer şirk koşarsan bütün çalışmaların boşa gider ve mutlaka kendine
Sayfa 10·Kitabı okudu