Son paragrafı en başa alıyorum. Metnin devamı alıntılar ve bu tarz gömülerle doludur.
Bugün yaşasa, ciklet ambalajlarına yazdığı dörtlüklerle tanınıp, sazlar havaya logolu bir Jem Tv'de daevrimcilerden gelen istek mesaj altyazılarının okunduğu, Köpeköldüren Şarapları sponsorluğunda program yaparmış. Miskinlikten yorgun, solipsist, vicdani retçiyi andırır hedonist bir
l/keştir. Bir başka Fars hançeridir.
Beğenenleri "Aslında doğru söylüyor... Vay be ne yazmış..." gibi nidalarla Hayyam'ın mugalatalarını matah sanmada birbirleriyle yarışırlar. Bizi ilgiilendiren, Hayyam'ın taşladığının İslam olduğunun sanılmasıdır. Derdimiz, sosyal medyaya verdiği emeğin yüzde birini son Vahye vermeyen ama diğer konular gibi İslam'ı da bildiğini zanneden kolay avları uyarmaktır.
Kimilerinin büyük şairi olması, aslında İslam'a yarın yokmuş gibi sataşmasındaki cüretinden gelir. Rubailerinin 80 kadarının gezgin (başkalarına ait eserlerde görülmesi) olduğu da söylenir araştırmacılarca. Nerde bir çatalkuyruk dörtlüğü varsa yavaşça Hayyam'ın heybesine bırakılmıştır. Adeta bir küfür keçisi olmuştur. Sosyal medya şebeklerinin döktürdüğü fakat altına Hayyam adının yazılmış kaç dörtlük olduğu ayrı bir araştırma konusudur ki hiçbir dörtlük Hayyam adı altında sakil kalmaz.
Matematik, gökbilim ve diğerlerinin hakkını vermekle, vasat jeolog Şengör, kolpacı herhaltolog Dawkins gibi ardıllarından ayrı tutulmayı hak eder (onları da incelemeler bölümünde parçapinçiklemiştik)
Son Vahiy'den ve kendisini orada tanıtan Yaratıcı'dan bihaber Hayyam'ın Tanrı dediği, kendi hevasıdır. Kendince betimleyip şekillendirdği bir Tanrıyı İslam ambalajıyla yerer, tahkir eder. Acınacak hali şudur ki kırık bir mantık, dejenere bir bilinçle yonttuğu, şekillendirdiği ve roller biçtiği Tanrı objesi, aslında bilakis kendi