İyi yaşamayı gerçekten seviyordu ve kanının azlığına ve zarif görünüşüne karşın yaşamın yalın zevklerine bir bebeğin annesinin memesine yapıştığı gibi sarılıyordu.
"zaman, hiç kesintiye uğramadan hep aynı akarsa, elimizden kaymaya başlar ve zaman duygumuz, yaşam duygumuzla öylesine bağlantılı ve iç içedir ki bu duygulardan birinin zayıflaması demek öbürünün de acı ve yıpratıcı bir deneyimden geçmesi demektir." (Thomas Mann, Büyülü Dağ c:1) Yirmi beşinci yaşım yeni arkadaşlar, farklı okumalar ve fikirlerle birlikte şehir ve meslek değişimi gibi hayatıma yön verecek değişimlerle bitti. Konya, İstanbul, Eskişehir ve Isparta bana ayrı ayrı heyecanlar, hatıralar ve tecrübeler kattı. Ömrümün kalanı, geçeninden daha hayırlı, farklı ve faydalı olur inşaallah.
Acı bir gerçektir ki, para ve boş zaman bulunmadı mı, kaba bir eğlenceye dönüşür aşk ya da bir evlilik görevini yerine getirmeye. Tutkulu ve düşçül bir heves yerine tiksindirici bir yararlılık olur çıkar.
Dandycilik'i anlatırken aşktan söz açışım şundan: Aşk işsiz güçsüzlerin doğal uğraşıdır. Ama dandy aşkı özel bir amaç gibi görmez. Paradan söz açışım şundan: Tutkularını bir din konumuna getiren kimseler parasız edemezler; ama dandy parayı temel bir şey gibi istemez; belirsiz bir kullanım olanağı yeter ona; sıradan ölümlülere bırakır bu kaba tutkuyu. Dandycilik, ince elemeyen kimselerin sandıkları gibi, aşırı bir üst baş bakımı, giyim kuşam düşkünlüğü değildir. Gerçek dandy için olsa olsa iç dünyasındaki soyluluğun simgesidir bunlar. Bir de, her şeyden önce aykırı olma, giyim kuşam kusursuzluğu kesin bir yalınlığa dayanır onun gözünde, kendini göstermenin en iyi yolu da budur gerçekten.