Bağlanmak kadar kopmak da kabul aşamasında cesaret isteyen bir duygu zannımca. Aslında vazgeçmek değil de, süre gelen alışkanlığın boşluğu göz korkutur. İnsan çoğu zaman o boşluğu farklı yollarla doldurma cesaretini gösteremediğinden kendini vazgeçemeyeceğine inandırır.
II. Dünya Savaşı yılları (1941-1945) arasındaki holokost kurbanlarından biri olan Victor Emil Frankl bir psikiyatristtir. Danışanlarının acılarını inceleyen ve yapmış olduğu tetkikler sonucu çözümler üreten Dr. Frankl, Nazilerin insanları topladığı meşhur Auschwitz kampı başta olmak üzere dört kamp gezdirilerek bizzat bu acıları deneyimlemiş, zor şartlar altında çalıştırılmış, aç bırakılmış ve yaşamaya dair büyük belirsizlikleri olan insanlardan biri haline gelmiştir. Dolayısıyla orada geçirdiği her gün, onu ölümle burun buruna getirmiştir. Acıyı, korkuyu, dehşeti ve esasında belirsizlik içerisindeki bu anlarını, bir psikolog ve nörolog olarak gözlemlemiştir.
İşte, İnsanın Anlam Arayışı kitabı yazarımızın kamptaki sürecini ve bu süreçten çıkardığı logoterapi tekniğini konu edinmektedir. Logoterapi terimi, "anlam" sözcüğünün Yunanca karşılığı olan logos kelimesinden gelmektedir.
Nietzsche'nin şu sözü ise bu tekniği özetlemektedir: "Yaşamak için bir nedeni olan insan her türlü nasıla katlanabilir." Dr. Frankl bu teziyle, hayatın içerisinde yaşadığımız her türlü olayı ve duyguyu anlamlandırabilmenin, yaşamımızı sürdürebilmenin yegane sebebi olarak görmektedir. Bunu bizzat uzun süre kalmış olduğu kamplarda deneyimleyen Frankl, en güç zamanlarında dahi bir anlam bularak yaşamını sürdürülebilir bir hale getirmeyi başarmıştır.
Benim için epey verimli ve keyifli bir okuma süreciydi. Yazarın akıcı dili sebebiyle okurken hiç sıkılmadım. Her okurun payına dersler çıkaracağı bir kitap olduğu kanısındayım...
Keyifli okumalar dilerim :)
Kitap genel olarak birbirinden bağımsız birkaç insanın farklı şehir ve beldelerden bir araya gelerek dostluk kurmaları, iyiliklere sebep olmalarıyla ilgiliydi.
Yazar isteseymiş bu kurguyu eksiksiz ve estetik bir biçimde hikaye edebilirmiş. Fakat durmadan karakterler ekleyip, cümleleri eksik bıraktığı için ben okumamdan pek bir verim alamadım.
Kitabı da kendimi zorlayarak bitirdim.
Gittiğim kitapçı da çalışan bir abinin önerisiydi. İlk defa hiç tanımadığım birinden, hiç tanımadığım ve duymadığım bir yazarın kitap önerisini aldım.
Muhtemelen bu ilk ve sondu. :D