Benlik

8,4/10  (5 Oy) · 
25 okunma  · 
4 beğeni  · 
770 gösterim
En iyisi de, o müzede, herşeyin herzaman tam olduğu yerde durmasıydı. Kimse yerinden kıpırdamazdı. Oraya yüzbin kez gidebilirdin, ve o Eskimo hâlâ o iki balığı tam o anda yakalamış olurdu, kuşlar hâlâ güneye doğru yolda olurlardı, geyikler, o güzel çatallı boynuzlarıyla ve güzel, sıska bacaklarıyla, hâlâ o delikten su içiyor olurlardı, ve o çıplak göğüslü kızılderili kadın hâlâ o aynı battaniyeyi dokuyor olurdu. Kimse farklı olmazdı. Tek farklı olan sen olurdun. Şu kadar büyümüşsün falan diye de değil. Ondan değil.
(Kitabın İçinden)

[...] das Problem einer Weltbeschaffenheit ohne Rücksicht auf unserer wahrnehmenden seelischen Apparat [ist] eine leere Abstraktion, ohne praktisches Interesse.
Freud, Die Zukunft einer Illusion, X (1927)

[...] dünyanın nasıl bir yapısı olduğu sorunu, bizim algılayan ruhsal düzeneğimiz hesaba katılmaksızın, boş bir soyutlamadır, kılgısal bir önemi de yoktur.

Başlığı sonradan düşünüp koydum.

Gerçi başından beri, düşündüklerimin "ben"in (ben'im...) çevresinde döneneceği belliydi; ama, verimli olacağa benzer bir eğretilemeden yolaçıkan ilk irdeleme, ana metinde, her ele alışımda, kendi kendine biçimlendi; yıllar içinde de, kendi 'önce'sini ve 'sonra'sını bularak, en eski yazdıklarıma yaşadıklarımın 'arka'sına ve 'önü'ne kadar geri gitti bir de, tabiî, kendisinden önceki dokuz cilt içinde kapsanmış şu kadar kitabın onuncu cildi olmanın ağır sorumluluğunu yüklenmeğe kalkıştı 'üzerine vazife'ymiş gibi!...

Halbuki, her seferinde, o anda ('şimdi-burada') içinde bulunduğum konum belirleyici olmalıydı, yazdığım üzerinde
öyle de oldu gerçi; ama, gene, her seferinde de, metinler 'genel-geçer' bir niteliğe bürünmeğe yeltendiler.

Buna izin vermemeğe çalıştım ne kadar becerebildim, bilmem : başından beri biraz belirsiz bir biçimde; belki yalnızca bir tür ses içeren bir 'gramer' yapısı olarak kendime koyduğum yazış biçiminden sapmamağa çalıştım; ama, metinlerin, birçok noktada, hem de çok sık, benim denetimimi de, kendime koyduğum ölçüleri de, zorladıklarının farkındayım.

(Özellikle, kitabı bütünlemek işleminde kullandığım 'motto'ları belirlemek; seçmek ve ayıklamak, konusunda (hele, Edip Cansever'den alıntılamak istediklerimde), beni zorlayan kararsızlıkların (: acaba yalnızca alıntıları verip metinden vaz mı geçmeli?...) ve sonunda verdiğim kararların okuru da, benim kadar 'fazla' yormayacağını yormamasını umuyorum...)

Bütün bunlara karşın, bu başlık altında biraraya gelen metin toplamı, gene de, alışılmış anlamında, 'özyaşamöyküsel' değildir : dikkatli okur, bu kitap içindeki metinlerin 'birinci şahıs'ta olduğunu; ama, "benlik" sözcüğünün bir kavram niteleyici anlamında geçmediğini, görecektir.

Bir de şunu: bu metinlerde ne görürse görsün, ya da gördüğünü sansın, bunun, kendi gördüğü göreceği, görebildiği; kendine ait birşey olduğunu : yani, kitabın, aslında 'ikinci yani, işte, 'üçüncü şahıs'ta olduğunu...

o.a.
Gümüşsuyu
23 Eylül 2002/23 Mart 2005
(Benlik, s. 12-13)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2005
  • Sayfa Sayısı:
    152
  • ISBN:
    9789753425216
  • Yayınevi:
    Metis Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Black Mamba 
03 Ara 03:05, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, Puan vermedi

ORUÇ ARUOBA - BENLİK
Var mıydık, belki... Biraz?
Aruoba Oruç, Benliğinin başlarında Edip Cansever'in şiirlerinden alıntı yapmış, en çok bu dizeydi sanırım bu kitabı özetleyen. Ama benliğin sonunda ne olabildiğimi (olabilmek) anladım ne de olduğumda ki öz halimin ne olabildiğini (olabilmek).
Kitaplar okuruz, kitaplar yazarız. Kitaplar okurken sadece o an okumakta olduğumuz cümleler mi bize o cümlelerin anlatmak istediğini düşündüren ya da iç benlikten kopan ve kara delikte süzülen düşüncelerin, o an ki, okumakta olduğumuz, yani, daha önce yazılmış olan mısraların kuvvetiyle anımsatılması mıdır zihnimize? Bunu da düşündürdü Benlik bana, hep, okurken, daha önce yazılanları, şimdi, bunları düşündürdü. -Bunları da-
Bu tarz kitapların bana hissettirdikleri, yalnız değilmişim'in dışında vicdan sızısı da oluyor çoğunlukla. Sonuçta ben, bunları hissederken içimdeki (Aruoba'nın deyimiyle Yengeç o, kıskaçları olan) Benlik, acı çekiyor (bunun acı olduğunu varsayıyorum; varsaymak istiyorum.) Dolayısıyla insanlar da acı çekiyor; böyke yalnız kalmamışım. Ne mutlu olmalı ki bana?! gibisinden bir soru işareti tutup getiriyor Yengeç kıskacında. İnsanlarla ne yapmaktan mutsuz olmam ben, mutlu olurum ben? diyorum. Ve cevapların hiçbirinde ''onlarla acı çekmek'' yok! Ürpertici bir durum bu. Benlik'te Aruoba sürekli ''Okur seni uyarmıştım!'' der der durur. Bunun sebebini şimdi daha iyi anlıyorum.
Yazmalıydım, yazmasam yazmamış olacaktım, düşüncesinden hareketle aforizma misali etki yaratan bir kitap oluşturmuş Oruç Aruoba. Ve sanırım, herkesin altından kalkamayacağı bir aforizmalar bütünü Benlik de. Örneğin: Ben. Milyonlarca gerçek yengeç üzerimde yürüse bu kadar sıkışamaz, sıkışamazdım, hemde içimde ki bir'inden dolayı; yengecin birinden.
Yengecin varlığını bilmek ile, gene o Yengeç ile ömür sürmek, ama onun varlığından habersiz yaşamak... Sanırım bizleri (?) farkındalık sahibi olanlar, ya da olmayanlar olarak ayıran da bu kıstas olarak düşünüyorsunuz (belki de düşünmüyorsunuz, o halde mutlu olmalısınız belki de içinizdeki bir Yengeç değildir de bir bukalemundur, ne mutlu içindekine! Ya da içinde bir şeylerin olduğuna dair şüpheleri olana!). Bende öyle düşünüyordum. Sonra Benlik'in son kısımlarındaki ''Sahtelik ve Sahicilik üzerine notlar'ını'' okudum.
Yengeç olmaksızın sen, sen misindir genede salt? Yoksa, sen olmasan da Yengeç olur muydu? düşüncelerine itti beni o notlarda.
Sanırım sanırım sanırım çıldırmak üzereyim.
Ve sanırım, bu ''Üzere'' sürecime ''Olmayalı'' ile devam edeceğim.

Mesih 
12 Eyl 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Kitap; "benlik", "Burada", "YENGEÇ", "SAHİCİLİK SAHTELİK üzerine Geri-bakışlı Notlar" adında bölümlerden oluşuyor. En başta benliği "Buradayım" önermesiyle benliğin zamana ve mekana bağlı olduğunu, gelip geçiciliğini, değişkenliğini tartışıyor, kendine özgü şüpheci tavrıyla ve daha önce aklımıza çok gelmeyen fikirlerle. Sonra içinde ulaşamadığı, tam olarak muvaffak olamadığı benliğe yengeç adını verip onun üzerine gidiyor. Daha sonra sahicilik ve sahtelik üzerinden benliğin dışavurumu olan tavır, davranış ve söylemin ne kadar açık olabileceğini, samimiyetin sınırlarını tartışıyor. Kitabı sanki bir iç monologmuşcasına okuyabilirsiniz. Okuma zevki bakımından da oldukça iyi.

Kitaptan 11 Alıntı

Black Mamba 
01 Ara 14:31, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Dünyamızda
Dolayısıyla, hep bir yerlerimizdeyizdir de -şimdi, burada- hiç buramızda olmuş muyuzdur, diye, gene, sorulabilir: olmamışızdır ki hiç- hep buramızdayızdır da, hiç kendi yerimizde olmamışızdır

Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 31 - Metis)Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 31 - Metis)
Black Mamba 
01 Ara 15:11, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Yengeç
Öte yandan da, benim kendi eylemim, benden kaynaklanan ve dünyada bir şeyleri değiştirebilecek bir yapmam sayabileceğim bir şey söz konusu olduğunda yetersiz kaldığımı; bu yapılacak şeyi tek başıma yapamadığımı görüyorum, yapamayacağım anlıyorum- o zaman beliriyor, gene, o...

Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 40 - Metis)Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 40 - Metis)

Hep, sanki, yoğun bir yaşam istiyor gibiyken, aynı zamanda, sanki, hemen, hızlı bir ölüm istiyor.
- İkisini de bir arada, birlikte, iç içe...

Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 53)Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 53)

Çok acı çekiyor olmalı- kendi yerinde bu denli aykırı, yaşadığı dünyaya bu denli yabancı olmakla...

Ama bazen de, sanki, bu acıları istiyor- onaylıyor, onlardan hoşlanıyor, hatta onları arzuluyor- gibi geliyor bana.

Birincisi, onlardan kurtulmak için hiçbir şey yapmıyor; elinden (elimden) gelebileceği halde, hiç gidermeğe çalışmıyor onları- bırakıyor, olsunlar, oluşsunlar, olgunlaşsınlar... (Ben de, o gecelerin ikincisinde, yere oturup, sırtımı duvara dayayıp, loş ışıkta, saatlerce- neredeyse sabaha dek- öyle oturmuştum: zonklayan beynimle, takırdayan kalbimle-

Hiç sesini çıkarmamıştı: onaylar gibi, sessizce durmuştu benimle birlikte- o denli acı çekiyor olmasaydım, o saatlerin dinginlik- hatta, sevinç; evet,: 'mutluluk' - saatleri olduğunu düşünebilirdim...

Birincisi ise çok farklıydı- acısı da sevinci de. Hiç bu kadar yakınlaşmamıştı hüzün ile neşe birbirine...)

İkincisi, sanki destekliyor, hatta körüklüyor acıları- sanki, o eski bilgelik öğretisine uyuyor: bedelini acıyla ödemediği sevinç, değersizdir, diyen.

Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 58)Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 58)

Oysa, düşlerimi gerçekten gerçekleştirmeye cesaretim olsaydı, beklemektense, işe girişip, en azından, başarısız da olsam, gerçek -ve evet, hakedilmiş- bir yıkıma ulaşabilirdim; ya da, korkaklığımı açıkça kabullenerek, gerçeklere boyun eğip, düşlerimi bir kenara atabilir; o zaman da, gene hakedilmiş bir lanetlenmeyi -gerçekten- yaşayabilir; sonunda da pısırık ve sessiz bir ölüm bulabilirdim.

İkisini de yapmadım.

Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 94)Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 94)

Sırf şu yüzden: Bu kocaman anlamsız karmaşa içinde modernlik denen bu umarsız saçmalığın içine atılmış; fırlatılmışken dış dünya bir yana daha kendi kendisiyle bile ancak arada bir uyum içinde olabildiğinde, gene de kendine aykırı düşüyor, kendi kendini çeliyor, kendinden acı çekiyorsa, kişi - daha ne olsundu ki!?...

Benlik, Oruç AruobaBenlik, Oruç Aruoba
__tubigo__ 
17 Ara 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

Nereye kadar aldatabilir ki kişi kendini?
'Asıl' kendisi ile 'görünür' kendisi arasındaki sınırı nerede,kişinin?
Yoksa, yok mu böyle bir sınır- kişinin eylemlerinde 'görünen', 'asıl' kendisi mi zaten -ama o, 'asıl' ben ise, bana - bildiğim 'ben'e - aykırılığı nereden geliyor?

Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 61)Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 61)

Belki de önemli olan, eninde sonunda, bir saydam anlama ulaşmak değil -çünkü, belki yoktur zaten böyle ulaşılabilir bir anlam-; bir anlama yolunu sorgulayarak yürüyebilmiş olmak...

Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 42)Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 42)
__tubigo__ 
17 Ara 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

"Ben bu muyum?"
Bilge birisi cevap verir:
"Ne yaparsan O'sun.
Kendini yaptıklarınla yapacaksın. İlk adım sormandı;şimdi cevap vere vere yürüyeceksin.

Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 142)Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 142)

Belki önemli olan, kavramları boşverip, eylemlere bakmak düşünülecek bir şey değildir özgürlük; yapılacak bir şeydir.

Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 119)Benlik, Oruç Aruoba (Sayfa 119)
2 /