Suskunlar

8,7/10  (123 Oy) · 
383 okunma  · 
96 beğeni  · 
2.570 gösterim
Eflâtun rengi hayaller kuran bir "suskun"un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce... Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin "gerçekliği"nde semâ edeceksiniz ve bu düşlerden âdeta başınız dönecek.

Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü Suskunlar, sessizliğin olduğu kadar, seslerin ve sözlerin, yani musikînin romanıdır. Sonsuzluğun derin sessizliğinin "nefesini üfleyen" ve ona "can veren" bir adamın hayallerinin ete kemiğe bürünmüş kahramanları, en az sizler kadar gerçektir; ya da siz, en az onlar kadar bir düş ürünü... Bağdasar, Kirkor, Dâvut, Kalın Musa, İbrahim Dede Efendi, Rafael, Tağut, Veysel Bey ve diğerleri... Onlar, sessizliğin evreninden İhsan Oktay Anar'ın düş dünyasına duhûl ederek suskunluklarını bozmuşlardır.

Bir meczûp aşkı tattı, bir âşıksa aşkına şarkılar yazıp ruhunu maviyle bezedi; diğeri, kaybolduğu dünyada bir sesin peşine düşerek kendini buldu. Nevâ, belki de, herkesin âşık olduğu bir kadının pür hayâliydi. Hayâlet avcısı, kendi ruhunu yakalamaya çalıştı. Zâhir ve Bâtın ise, zıtlıkların muhteşem birliğinde denge bulan iki ayrı gücün cisimleşmiş hâliydi.

"Suskunlar"ı okuduktan sonra aynaya bakmak, yansıyan aksinizde gerçeği görmek, gördüğünüzü işitmek ve duyduklarınızla sağırlaşıp susmak isteyeceksiniz. Sayfalar tükenip bittiğinde, kim bilir, belki de "suskunlar"dan biri olacaksınız...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2007
  • Sayfa Sayısı:
    269
  • ISBN:
    9789750505386
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
KeMâL 
 01 Mar 14:25, Kitabı okudu, 15 günde, 8/10 puan

Puslu Kıtalar Atlası adlı eserinden sonra başka bir kitabı olsun diye Suskunlar'ı tercih etmiştim. Dili biraz sizi uzaklaştırabilir. Osmanlıca kelimeler baya fazla. Ama bu sizi romandan alıkoymuyor. Yazar Osmanlı tarihi ve kültürü hakkında çok bilgili. Kitap sona doğru sürükledi. Başlarda bu kitabı bitiremeyeceğim sanırım demiştim ama yanılttı. İçerisinde büyücülük, hayalet falan biraz değişik türde. Müzik konusu ana tema olarak işleniyor. Tasavvuf da konuya dahil oluyor. Kurgular arası geçiş ve yazarın dili gerçekten güzel. Bir bakıma baya fantastik bir roman. Ama betimleme ve tasvirler çok güzel. Bir yerde eski İstanbul'u dolaşıyor gibiydim. Hele sonlara doğru ney sesini hissettim resmen. Açtım ney sesi olan müzikler dinlemeye başladım. Çok çok güzel demesem de yine 8 puanı hak eden bir roman. Tavsiye ederim. Okuyunuz.

Songül Özcan 
 29 Haz 00:15, Kitabı okudu, Puan vermedi

“Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü ‘Suskunlar’ sessizliği olduğu kadar seslerin ve sözlerin, yani musikinin romanıdır” diyor İhsan Oktay Onar…
Oktay Onar Osmanlı kültür ve birikimi çok iyi bir yazar olduğunu bu romanı okurken anlayabilirsiniz. İçerisinde Osmanlıca kelimeler çok fazla yer etse de bu bana büyük bir zevk verdi. Osmanlı zamanını özellikle saray dışına çıkıp halkı ve Osmanlı alt kademeyi , Konstantiniye ( İstanbulu) tasvirlemesine ise bayıldım… Oktay Onar tabiriyle bu roman musikinin romanıdır. Müzik hakkında bu kadar bilgi birikimi bana yeter artar diye düşünüyorum ( Hiçbir şey bilmediğimi düşünürdüm, gerçekten bilmiyormuşum)
Kısaca romandan bahsedecek olursam :
Mehteren takımından olan Kalın Musa ve Ailesinin başından geçen olayları anlatıyor. Aslında romanda çok karekterler var, ana karekterlerden ve olaylardan bahsetmek bile uzun bir inceleme olacaktır…
Kalın Musa Cimri bir adamdır ve kaba ve birazda kurnazdır ,onun tam tersi karekterde olan bir oğlu vardır Veysel Kemençe çalmak dışında bir kabiliyeti yoktur. Bir gün eve ikiz çocuk bırakılır. Veyselin bir kadınlar gizli saklı meydana getirdiği çocuklardır bunlar. Cimri olan kalın Musa çok sinirlenir çünkü onlara para harcamak istemiyordur. Amcaları Hüseyin efendi ikiz çocuklara sahip çıkar ve masraflarını karşılama sözü verir ve Kalın Musa kalmalarına izin verir. Amca Hüseyin gündüzleri bir kahve geceleri insanların eğlenmelerini sağlayan bir eğlence yeri işletiyordur.
İkiz çocuklardan birinin adı Davut , diğeri Eflatundu. Davut babası ve amcasının yolundan gidip ud çalmayı öğrenip iyi bir udi olmuştu. Eflatun ise sessiz kendi halinde müzikle çok alakası olamayan biriydi. Bir gün Eflatun bir ıslık sesi duyuyorum diye söylenmeye başladıktan sonra çocuğa cinler musallat oldu diye yapılmadık muska dua kalmadı ama ıslık sesi geçmiyordu. Delirdiğini düşünüp senelerce evde kapattılar. Bir gün bu ses ıslıktan çok çağrı şekline dönüşünce Eflatun evden kaçtı…
Eflatun Konstantiniye sokaklarında çağıran insanı aramaya koyuldu. 7 farklı insan ve bu insanların kişiliklerini yerip insan olmayan özelliklerini ustaca eleştirmesi Eflatunun evden kaçış macerasıydı.
Bundan sonra olaylar başlıyor ; musiki içinde olan çalgıcılar , ney üfleyen Mesnevi dervişi İbrahim efendi , Tanburi çalan sözde sahte alim Cüce efendi , şarkı söyleyerek peygamber olduğunu dile getiren Zahir ve musikiye eşlik eden bir çok karekter işlenmiş… Romanda ayrıyeten cinler, hayaletler , kahinler ve fantastik denecek kadar (benim tabirimle) halkın körü körüne inandığı olaylar mevcut.
Kitabı okuduktan sonra Osmanlı kültüründen Büryan kebabını araştırdım. Anlatırken obur birisi yiyordu çok canım çekti :D Bir de iki gündür Ney dinliyorum. Bana neler oluyor bilmiyorum ama sanırım musiki büyüsü beni sarmaya başladı :D
Okunmalı mı ? Deneyin derim…

Sait çelik 
 06 Kas 20:47, Kitabı okudu, 22 günde, Beğendi, 8/10 puan

İhsan Oktay Anar'ın üslubu çok farklı, komik, lirik, didaktik, masalımsı, farklı bir tat... Her eserinde mutlaka yüzünüzde bir tebessüm oluşur, bazen kıkır kıkır, bazen kahkahayla gülersiniz...Sonunda tatlı bir hatıra kalır kahramanlardan, olaylardan....

Muhammed Işık 
07 Ara 2015, Kitabı okudu, 8 günde, Beğendi, 10/10 puan

İhsan Oktay Anar, Osmanlı dilini bildiği kadar tarihini ve kültürünü de çok iyi biliyor. Bunu kitaplarına da çok iyi yansıtıyor. Kitabı okumaya başladığınız zaman kendinizi Osmanlı devrinde hissedebiliyorsunuz. Bu durum da yazarın kalem gücünü gösteriyor.

Suskunlar ustaca kurgulanmış bir kitap. Kitabın ilk sayfalarında konunun nereye gidebileceğini anlamanız zor. Öyle güzel tasvirlerle karşı karşıya kalıyorsunuz ki ya zamanda yolculuk ya da mekanda yolculuk yapıyorsunuz. Kitap müzik makamları üzerine kurulmuş gibi gözüküyor fakat iç içe geçmiş öyle güzel kurgular var ki insan şaşırıp kalıyor.

Okumayanlar için tavsiye edebileceğim kitaplar listesine bu değerli kitabı da almış bulunuyorum.

Meşrebi Kalender 
24 Tem 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

Anar’ın efsunlu kitaplarından biri Suskunlar. Kitabın sürükleyiciliği bir yana asıl efsun kitapta çok fazla Osmanlıca kelime olmasına rağmen, yazarın kullandığı üstatlık derecesindeki cümleler sayesinde sözlük ihtiyacı duymadan bahsetmek istediği şeyi anlayabiliyorsunuz.
Kitapta musiki başrolde olduğundan kitap boyunca kulağınızda bir beste çalınıyor. Bir çok kişi ney sesi duyacaktır ama ben bir kabak kemane sesi duyuyordum ( Hadi yine iyisiniz kitap boyunca duyduğum taksimi sizinle de paylaşayım https://www.youtube.com/watch?v=XvHcibOh3iI )
Yazar kitapta zamanı salıncak gibi kullanıyor. En marifetlisinden bir ileri gidiyor bir geri….Yani küçük kardeşi değil de sevgiliyi sallıyor salıncakta….
Kitap boyunca tarihi olay ve şahsiyetlere çok naif selamlar gönderiliyor. Hele Hz İsa ‘ya gönderilen o selam aynı şiddetle insanın canını bir daha yakıyor. Gerçekten ya “ Ah Beybaba! Ah be Babalık! Niye Çamura yattın? “

ESRA KADIOGLU 
14 Ara 2015, Kitabı okudu, 14 günde, Beğendi, 10/10 puan

Muhteşem bir İhsan Oktay Anar kitabı daha. Nasıl bir kalemdir. Bu kadar mı güzel anlatılır. Gerçekten hayran olmamak elde değil. Kitap o kadar çok Osmanlıca ve Arapça kelimeler içermesine rağmen bir tek sözlük ihtiyacı duymadan okuyorsunuz. Tabii ki gene çok fantastik ve farklı hikaye sizi sarıveriyor. Naçizane düşüncem, herkesin okuması ve bu tadı alması. Hikaye ile ilgili bilgi vermek istemiyorum. Sizler kendiniz bu hikayenin içinde dalmalısınız... Sevgiyle kalın....

Halil Güzel 
 14 Ara 2015, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, Puan vermedi

musiki ve tasavvuf'un birleştiği hikayesi ile okuyucuyu mest eden suskunlar..Ben bu kitabı çok beğendim.Başlangıçta dili biraz ağır gelebilir ama merak etmeyin kitabın ortalarında hatta sonlarında aynı ağır dili göreceksiniz :D Kitap, kurgusu ve işlediği konu itibariyle kendini okutuyor hatta elinize yapışıyor. Buradan sonra anlatacaklarım spoiler içerir.
-spoiler-
Mahalle bekçisi, gece devriyesi sırasında bir hayalet ile karşılaşır. Hayalet sema yapmaktadır (bkz. semazen) hayaletin görünmesi ile başlayan heyecan kitabın sonuna kadar etkisini koruyor. Daha sonra Sofuayyaş mahallesinde yaşayan Kalın Musa (sesinden dolayı böyle bir lakap takılmış) oğlu Veysel efendi torunları Davut ve Eflatun'u (adamım) tanırız. Yazarın nüktedan bakış açısının yansımasıdır Kalın Musa. Sesli gülmelerimin sebebidir. Aç gözlülüğün ve cimriliğin insanı hangi konumlara düşüreceğini gösterir. Davut Neva'ya aşık olur ve onun için neler yapabileceğini gösterir. Neva zaten aşkı temsil eder (bana göre) ona herkes aşık. Eflatun için yazılacak o kadar şey var ki.. Onu Saf ve temiz kalbi ile tanıyor, huzuru ararken gösterdiği sabrı karşısında hayran kalıyorsunuz. Daha sonra da Suskunluğu karşısında aslında bize anlatmak istediklerini görüyorsunuz. Tabi sadece karakterler bunlarla sınırlı değil. Muhayyer Hüseyin,Neyzen Batın Hazretleri, İbrahim Dede Efendi, zahir,perevelli,Rafael,kirkor ve daha bir çok karakter mevcut. Ayrıca kitapta Semavi dinlerden izler görmek de mümkün. Eflatun'un huzuru ararken 7 büyük Günah ile karşılaşması, zahir'in dövülerek çarmıha gerilmesi,zahir'in peşine takılan kişilerin 12 kişi olması (bkz. 12 havari) Son akşam yemeği yemeleri o yemekte Hz. İsa'nın söylediği sözleri söylemesi..Kardeşi Habil'i katlederek tarihteki ilk katil olan "Kabil" konusunu da bir karakterde işlenmiş. Bunun gibi bir çok konu, olayların içine gizlenmiş bir şekilde okuyucunun kendisini keşfetmesini bekliyor.
-spoiler-

Okuyun okutun derim :)

Mehmet Yılmaz 
06 Ağu 2015, Puan vermedi

İhsan Oktay Anar, edebiyat dünyasında adeta bir efsaneye dönüşmüş olan Puslu Kıtalar Atlası’nın yazarı. Suskunlar’da da aynı üslup ve aynı dönemler var.

Anar’ın yüklü kelime hazinesiyle birlikte iyi bir kalemi var ve o iç içe geçmiş, çoğunda eski Türkçe kelimeler de bulunan upuzun cümleleri sanki bir ilkokul fişiymiş gibi rahatlıkla okuyabiliyorsunuz.

Suskunlar, bizi Osmanlı döneminde götürüyor. İkinci Ahmed dönemindeki İstanbul’dayız. Şunu peşinen söyleyeyim ki bu fantastik bir roman aynı zamanda. Masallar, efsunlar, efsaneler, hayal ötesini zorlayan kahramanlar, hayaletler de var. Romana ağırlığını koyan bir başka şey ise musiki. Bunu göreceksiniz.

Yazarın bazen bağımsız gibi görünen ama birbirine eklemlenmiş kişileri ve onların hikayeleri var. Dönemin özellikleri büyük bir ustalıkla sunuluyor. Tasvir bakımından mükemmel örnekler var. İkisini paylaşmayı hassaten isterim.

Birincisi tıpla uğraşan sahte hekim Rafael’in tasvir edildiği satırlar. Yaklaşık bir sayfa kadar sürdü sanırım. Sanırım diyorum çünkü bir müddet sonra nadiren yaptığım bir şeyi yaparak cümleleri atladım. Ama bu yazarın başarısızlığı değil bilakis başarısıydı. Rafael’in kişisel pisliğini, yaşadığı mekanın iğrençliğini o kadar başarıyla anlatmış ki Anar, bir müddet sonra midemin bulandığını hissettim. Pisliği anlatan bu güçlü tasvirlere devam edemezdim.

Bir diğer tasvir başarısı ise sayfalarca süren bir durumdu. Orada ise Eflatun’u Eminönü civarından yola çıkarıp, bir sandala bindirerek Haliç’i geçirttiği ve Galata muhitine gönderdiği sahneler. Eflatun gaipten gelen o sesin sahibini arayadursun, esasında yazar bizi o dönemin Müslüman ve gayrımüslim muhitlerinde dolaştırıyor; halkın ve çevrenin genel durumunu veriyordu.

Suskunlar, ağır işleyen ama kendini okutabilen bir fantastik roman. İhsan Oktay Anar okurları zaten bileceklerdir.

Muhammet Çelik 
25 Oca 09:04, Kitabı okudu, 17 günde, 7/10 puan

Kitap, Osmanlı döneminde geçen bir hikayeyi konu almış. Sayfaların içeriği yoğun tanımlamalar ile dolu olduğundan mekan ve zamanı size yaşatmış yazar.

Eğer tarih hikayelerini seviyor. Mitolojiden keyif alıyorsanız üstüne üstlük tasavvuf ile ilgili konularda hoşunuza gidiyorsa işte size başucu kitabınız.

Bu arada kitap için bir olumsuz eleştirim var; Gereğinden fazla bir şekilde Osmanlı yaşam tarzı eleştirilmiş -- yerilmiş -- kötülenmiş...

Deniz Çobaner 
17 Şub 17:38, Kitabı okudu, 11 günde, Beğendi, 9/10 puan

Puslu Kıtalar Atlası ile hayranlığımı kazanan İhsan Oktay Anar'ın bir o kadar daha sevdiğim romanı oldu Suskunlar. Amat, Kitab-ül Hiyel ve Efrasiyab'ın Hikayeleri'ni de okudum ve çok beğendim. Fakat bu romanının yeri de Puslu Kıtalar Atlası gibi özel oldu benim için. Efsunlu kalemini musikiye bandırıp anlatmış hikayesini bu sefer Anar. Kesinlikle okunmalı.

3 /

Kitaptan 30 Alıntı

Ferah 
30 Ara 2014, Kitabı okudu, Puan vermedi

''Bir söz, güzeldir diye doğru kabul edilemez. Güzel söz başka, doğru söz başka! Ben doğru söylemeyi tercih ederim, her ne kadar vezinli kafiyeli olmasa da. ..''

Suskunlar, İhsan Oktay Anar (Sayfa 209)Suskunlar, İhsan Oktay Anar (Sayfa 209)
KeMâL 
 19 Şub 16:47, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

"Yamak, aşçı olmak ister. Aşçı,aşçıbaşı olmak, şakirt de kâtip olmak, kâtip ise paşa olmak ister. Paşaların istediği de vezir olmaktır. Kısacası herkesin istediği, bir şey olmak, olabilmek! Sizler de güya pişmek veolmak istiyorsunuz. Aslında kendinizden başkasını kurtarmak peşinde değilsiniz. Sadece kendi ruhunuzu temizleyecek kadar da bencilsiniz.

Suskunlar, İhsan Oktay Anar (İletişim Yayınları)Suskunlar, İhsan Oktay Anar (İletişim Yayınları)
KeMâL 
20 Şub 15:26, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

"Peki o lanet Firavun'un beynini dağıttın mı?"

İbrahim Dede, "Hayır," dedi, "Ona dua ettim."

Derviş, "Beddua mı ettin?" diye sordu.

İbrahim Dede, "Hayır," dedi. "Tam tersi, hayırdua ettim."

"Anlayamıyorum," dedi derviş. "Onu hem öldürmemişsin hem de hayırdua etmişsin. Niye yaptın ki böyle bir şeyi?"

İbrahim Dede. "Onun doğru yola dönmesi için dua ettim," dedi. "Çünkü ölüyü diri yapan Mevla'nın kötüyü de iyi yapabileceğim biliyorum. Kötü ve ölü bir düşmanın olacağına, iyi ve diri bir dostum olsun istedim."

Suskunlar, İhsan Oktay Anar (İletişim Yayınları)Suskunlar, İhsan Oktay Anar (İletişim Yayınları)
KeMâL 
19 Şub 16:46, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Bir an şaşıran derviş, küflü ekmeğini ikiye böldü; ama yarısını İbrahim Dede'ye uzattıktan sonra önceki umursamaz tavrını takındı. Dede somundan bir lokma koparıp ağzına attı ve tekrar sordu:

"Yanılmamışım. Mevla'nın verdiği her rızk gibi bu da lezzetli. Ama bunu şimdi neden tercih edip yediğini sorabilir miyim sana!"

Derviş lokmasını çiğnerken, yarım ağızla, "Bana büyük kötülükler yapmış biri var," dedi. "Bıçağımla boğazladıktan sonra o kişinin ciğerini yemedikçe, kuru ekmekten başka Allah'ın hiçbir rızkını tatmamaya yeminler etlim!"

Neyzen İbrahim Dede gülümseyerek, "Kin şeytanın kahkahasıdır," dedi. "Bu duygu seni yoldan çıkarmış. Tekrarbize katılıp bu duygudan arınmaya ne dersin?"

Suskunlar, İhsan Oktay Anar (İletişim Yayınları)Suskunlar, İhsan Oktay Anar (İletişim Yayınları)
KeMâL 
22 Şub 14:44, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Yarasının sarılmasını istemeyen Zahir başındaki yaranın kendisine değil de başına o taşı fırlatan şu öfkeli ve zavallı adamlara ait olduğunu söylüyordu. Asıl yara onlarda olduğuna göre, gerçek acıyı da onlar çekiyor ama ne kadar ıstırap içinde olduklarını bilmiyorlardı.

Suskunlar, İhsan Oktay Anar (İletişim Yayınları)Suskunlar, İhsan Oktay Anar (İletişim Yayınları)
KeMâL 
20 Şub 16:35, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Aristatalis'in dem vurduğu gibi, gözün vazifesi sadece "görmek" değil, Hakikat'i görmektir.Hakikat'i gören bir göz, artık başka bir şey göremez. Çünkü o artık, başka bir vazifeyle mükellef değildir ve başka bir gayesi de yoktur.

Suskunlar, İhsan Oktay Anar (İletişim Yayınları)Suskunlar, İhsan Oktay Anar (İletişim Yayınları)
KeMâL 
22 Şub 14:10, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

"İnsanın alçaldıkça yükseleceğine veya yükseldikçe alçalacağına inanmıyorum!" dedi. "Şairane bir söz bu. Keşke şairin bu sözü edebî olduğu kadar doğru da olsaydı! Ama bir söz, güzeldir diye doğru kabul edilemez. Güzel söz başka, doğru söz başka! Ben doğruyu söylemeyi tercih ederim, her ne kadar vezinli kafiyeli olmasa da. Bana göre insanlar, alçaldıkça alçalır ve yükseldikçe yükselir. Ben yükselenlerdenim!

Suskunlar, İhsan Oktay Anar (Sayfa 209 - İletişim Yayınları)Suskunlar, İhsan Oktay Anar (Sayfa 209 - İletişim Yayınları)
KeMâL 
22 Şub 19:35, Kitabı okudu, İnceledi, 8/10 puan

Kâhin, görebilen tek gözüyle aynaya baktı ve uzun boylu, çekik gözlü o adamı gördü. Bunu görmek, kendisi gibi diğerlerinin de içinde yaşadıkları o dünyadaki asıl hakikati görmek demekti. Gözün görevi görmek değil, hakikati görmek olduğunu söyleyen âlim aklına geldi. Hakikati gören gözün başka hiçbir şey görmesine gerek yoktu. Yedikule kâhininin yegâne gözüne de bu şekilde perde indi. Ama kör olmasına rağmen hiçbir şey görmüyor değildi. Gözlerinin ona gösterdiği yegâne şey, o uçsuz bucaksız karanlıktı. Tıpkı sessizliği dinleyen Eflatun gibi, kâhin de sustu. Belki de susmak, gerçeği anlatmanın tek yoluydu.

Suskunlar, İhsan Oktay Anar (Sayfa 269 - İletişim Yayınları)Suskunlar, İhsan Oktay Anar (Sayfa 269 - İletişim Yayınları)
3 /

Kitapla ilgili 1 Haber