Viva La Muerte! - Yaşasın Ölüm! Or'da Kimse Var Mı? 1. Kitap

8,8/10  (6 Oy) · 
22 okunma  · 
2 beğeni  · 
602 gösterim
"Orda Kimse Var mı?" dörtlüsü, azgın iştahların beslediği cehaleti şehvetle bağrına basan Türkiye toplumunun kıydığı bir aydının, Günay Rodoplu'nun öyküsü.
Alev Alatlı, "Bu toplumda 'biliyor olmak' mutlak surette bir haksızlığa maruz kalmak demektir," diyor. "Çünkü bilgi borçlandırır, 'anlamak' zorunda bırakır. Cahil, acıma duygusu uyandırır. Yıkıcılığı bağışlanır. Bu, onların lüksüdür. Oysa aydın, bilgilenmek gibi bağışlanmaz bir suçtan müebbeten mahkûm edilmiştir. Bastığı yerde ot bırakmayan cahili, vicdanının demir parmaklıkları arasından seyreder."
Günay Rodoplu'nun hayatındaki trajik boyut bilgidir. Hayatını, Lao Tzu'yla, Hazreti Muhammed'le, Kropotkin'le, Marks'la, Baudelaire'le, Albert Schweitzer'le, Kazancakis'le paylaşmasına bakılırsa bu dünyadan değildir. Ama bu dünyaya dair çok bilgi edinmiş bir insanın sorumluluğu allında ezilir, pasifize olur. Türkiye insanının hoyratlığına yenik düşer. "Ve iyilik buradan çıkar. İyilik, dayatılan haksız, yanlış ve çirkin oyun oynamayı reddetmekten çıkar."
Viva la Muerte! yirminci yüzyılın son otuz yılında Türkiye insanının ortak ruhunu çözümleyen, yer yer belgesel nitelikli dörtlünün ilk romanı.
Alatlı, "Türkiye bugün okumazsa, yarın mutlaka okuyacaktır," diyor ve sesleniyor: "Or'da kimse var mı?"
(Tanıtım Bülteninden)
Bünyamin Tetik 
17 Haz 14:18, Kitabı okudu, 9/10 puan

Türkiye'nin yakın tarihini anlatan. Alev Hanım'ın bir tür otobiyografisi olan bir eser. Yakın tarih hakkında biraz bilgi gerektiriyor. Bu döneme bihaber olanlar için bazı yerler boşlukta kalabilir.

Kitaptan 4 Alıntı

İbrahim Ethem Erdoğdu 
21 Kas 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

"Hanımlar, beyler, eğer biz homo economicus olmayı becerebilsek, hiçbir hükümet, hiçbir rejim, iç ya da dış baskı bizi kişi başına geliri on bin dolarlık ülke olmaktan alıkoyamaz. Zamanındagöç edip dünyanın en gözde toprak parçasına kurulmuşuz. Bir elimiz dağda, bir elimiz denizde, yediğimiz önümüzde, yemediğimiz ardımızda. Bir müşkülümüz varsa, o da kendimiziz. Homo economicus olmayı beceremememiz. Öyle bir medeniyetin insanlarıyız ki, en homo economicus olanımız bile homo economicus olmaktan utanıyor. Örnek mi, istiyorsunuz, mesela, Sakıp Sabancı. Eşi, geçenlerde televizyonda, kadınlar programında mantı pişiriyordu. Adamı, zengin olduğu için af dilemeye zorlayan bir toplumuz biz, o da diliyor zaten. Kayseri lehçesini bozmamaya gayret ediyor, şaklabanlık yapıyor. Bizden biri olduğunu anlatmak için çırpınıyor. Sizi temin ederim, Batı'da onun çapında bir zengin, özel polisin koruduğu yüzlerce dönümlük bahçeli malikânelerde yaşar. Yüzlerini daha görmezsiniz. Beşiktaşlı Ali örneğini verdim. Ben, kendim, şu konferansı vermek için kendi paramla İstanbul'dan
geliyorum. Aklıma bir an için, bana ne demek gelmiyor. Batı'da bir örneği yoktur. Sizler, hangi arkadaşınız sigara istedi de vermediniz, gömleğinizi, ceketinizi, harçlığınızı paylaşmadınız?"

"Ben size katılmıyorum. Eğer siz buraya bizim için geldiyseniz, sizin masraflarınız karşılanmalıdır. Yoksa sömürmek oluyor. Az önce, elmanın fiyatını denetlemeyen tüketicileri kınadınız. Öyleyse, siz de paranızı istemelisiniz."

"Önce şunu düzelteyim, ben tüketicileri kınamadım. Sadece bir olguya işaret ettim. Bu konferans için para istemeye gelince: Siz arkadaşınıza tek bir sigara verirken parasını istediğiniz gün, ben de organizasyon heyetinden para talep edeceğim. Söz."

"Ben Sakıp Sabancı'nın soytarılıklarını bir uyutma olarak görüyorum. Bizi uyutmak, sermayeyi şirin göstermek istiyor!" "Ne zoruna? Bizden korkuyor yani, öyle mi? Bakın, bu neye benziyor. Hatırlarsınız, bir zamanlar bir uçak kaçırılmıştı. Teröristler önce uçağı yolcuları ile birlikte havaya uçurmakla tehdit etmişlerdi. Yapmadılar. Ertesi gün iktidar şişindi, 'yaptırmadık' filan demeye başladı. Oysa, yaptırmayan onlar değil, yürekleri elvermeyen teröristlerdi. 1980'den önce bunca olay yaşadık, hangi devrimci ya da ülkücü, bir okul otobüsüne bomba yerleştirdi? IRA yapıyor ama. Bir başka örnek, ordu. Türkiye'de üç müdahale oldu. Üçünde de ordu geri çekildi, kışlasına döndü. Şimdi, biz siviller mi döndürdük? Türkiye'de orduya kışlasına döndürecek güç var mı? Kimin böyle bir yaptırım gücü var? Batı'nın mı? Öyle güçleri varsaydı neden işkenceleri önleyemediler?

Bakın, sizi kendi insanımızın yapısı üzerinde düşünmeye davet ediyorum. Henüz birbirimize 'homo economicus' olacak kadar yabancılaşmadıysak, homo economicus tarifinin kaçınılmaz uzantıları, bireysellik, benmerkezcilik, acımasızlık, yok olan aile yapısının sokağa saldığı çocuklar, bunları izleyen uyuşturucular gibi felâketlerden göreli de olsa uzaksak, bu konumumuz üzerinde düşünmek, iyi düşünmek zorundayız!"

Viva La Muerte! - Yaşasın Ölüm!, Alev Alatlı (Sayfa 327)Viva La Muerte! - Yaşasın Ölüm!, Alev Alatlı (Sayfa 327)
İbrahim Ethem Erdoğdu 
20 Kas 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Ne olur, bana söyleme! Aman ha, söyleme! Demokrasi adına
halk dalkavukluğundan bıktım usandım artık! Bütün kurumlarıyla
işlemeyen bir demokrasi neden kutsal inek olsun? Şöyle
söyleyeyim, düşün bak, eğer basın bir tekeller basınıysa, işbirlikçiyse
ve sen bu basına karşı çıkıyorsun, demokrasi var
diye, böyle bir basının özgürlüğünü nasıl savunursun? Çayırtepe
Karakolu'nda senin başına gelenleri askerlere yükleyip,
rahatlayacak kadar safdil olamazsın, dökülen her damla kandan
başta Demirel, Ecevit, Türkeş, Erbakan, o dönemin bütün
sivil siyasileri sorumludur! Bir başbakanın icrası, on yedi yaşında
bir çocuğun boynuna geçirilen iple sonuçlanıyorsa, o
adam hiçbir şey yapamıyorsa, intihar etmesi gerekli değil midir?
Yok, böyle gergedan derisi yüzsüzlüğü! Hıyanet özgürlüğü
diye bir şey olamaz. Diyorum ya, çıkarcı'bir değerlendirmeyle
SHP açısından baktığım zaman da anlamıyorum! Şöyle ya da
böyle temizlenmiş bir siyasal arena var. Neden tertemiz başlayamayasınız?
Neden gidip yine o adamların popolarına giresiniz?
Neden pisliğe bulaşmamış kadrolara şans tanımazsınız?
Bu 'asr-ı saadet' yutturmacası nereden çıkıyor?

Viva La Muerte! - Yaşasın Ölüm!, Alev Alatlı (Sayfa 289)Viva La Muerte! - Yaşasın Ölüm!, Alev Alatlı (Sayfa 289)
İbrahim Ethem Erdoğdu 
19 Kas 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

"Elia T. Zwrayk'ın, 'İsrail'deki Filistinliler, Bir İç Sömürgecilik Araştırması' diye bir kitabı vardır. İsrail'in siyasi hedefinin, Arapları sindirmek, Yahudilerin egemenliğe engel olabilecekleri duruma gelmelerini önlemek için aldıkları tedbirleri anlatır. Ne zaman bir lider belirmeye başlasa, ortadan kaybedilmiştir. Aynı doğrultuda, Türk egemen sınıfları Anadolu'yu Saidi Nursi ile paylaşacak değillerdir, müridlerinin canı cehennemedir! Menderes, 'bizim' cumhuriyetimize yakışmıyordur, seçmenlerinin de canı cehennemedir! Deniz Gezmiş düzenimizi tehdit ediyordur, yasa tutsun tutmasın idam edilir. Daha da korkuncu, Saidi Nursi'nin cenazesinin kaybedilmiş, Menderes'in asılmış olmasına, bir yönüyle de olsa 'hak' veren bir ruh halinin yerleştirilmesidir! Nekrofiliyanın, ölü-seviciliğinin,giderek toplumsal sadomazoşizmin bu ülkeye nasıl yerleştiğini görebiliyor musun? Siyonistlerin misyonuna kazandırılan 'evrensel haklılık' gibi bir haklılıktır bu!"

Viva La Muerte! - Yaşasın Ölüm!, Alev AlatlıViva La Muerte! - Yaşasın Ölüm!, Alev Alatlı