Bizzat mevcutların kısımlarının ilki, cevherdir. Çünkü mevcut iki kısımdır: Birincisi, varlığı ve türü kendinde meydana gelmiş başka bir şeyde onun bir parçası gibi olmayacak şekilde ve ondan ayrılması mümkün olmaksızın var olandır. Bu, bir konuda bulunan mevcuttur. ikincisi ise, herhangi bir şeyde bu sıfatla bulunmayan ve dolayısıyla kesinlikle bir konuda olmayan mevcuttur. O da cevherdir.
Yine belirtilmişti ki teorik ilim üç kısımdan ibarettir; doğa, matematik ve metafizik ilmi. Doğa ilminin konusu, hareketli ve durağan olması yönünden cisimlerdir. Bu ilim, cisimlere bu yönden doğrudan ilişen arazları inceler. Matematiğin
konusu, ya bizzat maddeden soyut niceliktir ya da nicelikli
şeydir. Matematikte niceliğe, nicelik olması bakımından ilişen
haller incelenir ve bu ilmin tanımlarında bir madde türü veya
hareket gücü kullanılmaz. Metafizik ise hem varlıkta hem
tanımda maddeden ayrık şeyleri inceler.
Oysa İlahi Emir doğaya inmiş ve ona dört unsurdan bileşik bir canlı varlık oluşturma görevini, onda istedikleri gibi
akıllıca bir tarzda emretmiştir. (dayatmıştır) Ve Doğa kendi
başına ruhlu bir bedeni bir vuruşta yaratamaz. Bunu ancak
onun yavaş yavaş büyümesini teşvik ederek yapabilir ve
havvansal bileşim tarzına göre bir araya getirilen bir birey, bileşenlerinin doğaları tarafından tekrar ayrıştırılmaya ve eritilmeye yatkındır ve zıtlıklardan oluşan bir şey, kendisinden beklendiği kadar uzun bir süre ayakta kalamaz ve bu beni kadar uzun süre dayanamaz- bu nedenle Doğa, büyümeyi teşvik ederek canlı bir beden üretebileceği bir güce ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle ilahi Takdir tarafından büyüme
sağlayan güçle beslenmiştir ve ruhlu bedeni, parçalanmanın
ondan götürdüklerini telafi etmek icin uğradığı israfa karsı esit bir standartta tutabileceği bir gücten yoksundur.
bu nedenle llahi Takdir tarafindan besleyici güçle desteklenmiştir ve yaşayan doğal bedenden, icinde yaşayacağı bir parçayı sekillendirecek bir güce ihtiyaç duyar, öyle ki eğer
bozulma bedene nüfuz ederse türlerin korunmaşına ulaşmak icin kendine ikame olarak bir halef aramıs olsun, bu yüzden İlahi Takdir tarafından yayılma (üretme) gücü ile yardım edilmiştir.
Deniz kabaracak, erkek boğulacaktı. Yine de erkeği erkek yapan buydu, yarı deli yarı tanrı oluşuydu. Juana'ya da bir erkek gerekliydi, onsuz yaşayamazdı. Kadın ile erkek arasındaki bu farklara pek aklı ermese de bunları biliyor, kabulleniyor, bunlara gereksinim duyuyordu. Elbette erkeğinin peşinden gidecekti, buna kuşkusu yoktu. Kimi zaman kadınlığı, aklı, temkinliliği, koruma içgüdüsü Kino'nun erkekliğiyle çatışacak, onları kurtaran da bu olacaktı.