Yıldız dergisinde (01 İlkkânun 1940, Sayı 50) Ümmü Gülsüm'e ayrılan sayfalar, bitiş kısmı, derginin en son sayfasında bulunan iki buçuk sayfalık haber ve Ümmü Gülsüm'ün filmlerinden alıntılanan dört siyah beyaz fotoğraftan müteşekkildir. Selami Münir Yurdatap imzalı haberde ilk bölüm, kadın sanatkârların güzelliklerinin ön planda, sanatlarının ikinci planda kaldığına dair bir anlatıyla başlamaktadır. İnsanlardaki bu düşünceyi ilk olarak Ümmü Gülsüm'ün yıktığını belirten Yurdatap, “Ümmü Gülsüm, içki meclisinde şarkı söylemez. O, yalnız konser verir. Eğer bir gün yolunuz Kahire'ye düşer de Ümmü Gülsüm'ün konserlerinden birine giderseniz; bu sanatkâra gösterilen hürmetin Avrupa'nın en yüksek opera primalarına bile gösterilmediğini görecek ve hayrette kalacaksınız. Bizce Ümmü Gülsüm'ün en büyük meziyeti, şarkta kadın sanatkârın haysiyetini kurtarmış, şarklı seyirciye kadın artistin etine buduna değil, san'atına hayran olmak lazım geleceğini öğretmiş olmasıdır.” diyerek Ümmü Gülsüm'ün sanatçı kimliğinin öne çıktığını yazmaktadır.
Sayfa 155·Kitabı okudu
Alıntı
Kafeinin ortalama yarılanma ömrü beş ila yedi saattir. Diyelim ki akşam yemeğinden sonra, saat 19.30 civarı bir fincan kahve içiyorsunuz. Bu, saat 01.30 itibarıyla o kafeinin yüzde 50'sinin beyin dokunuzda hâlâ aktif ve dolaşımda olabileceği anlamına gelir. Başka bir deyişle saat 01.30'da beyninizi akşam yemeğinden sonra içtiğiniz kafeinden arındırma işinin ancak yarısını tamamlamış olursunuz...
Sayfa 42
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Meydan kazanı kuruldu, Bebekleri kaynatıldı; Gün görmedik hanımları, Süngü ile oynattılar!" Adana'nın Saimbeyli İlçesi'ndeki Ermeni vahşetini anlatan yukarıdaki dörtlük, devlet çöktükten sonra Türk Milleti'nin başına gelen sonsuz felâketlerin şiirsel ifadesini özetlemektedir. Fransız İşgal Kuvvetleri'nden cesaret alan Ermeniler kendilerine vaadedilen toprakları ele geçirmek için bir sabah erkenden kalkıp, 900 yıllık komşularını öldürmeye başlarlar. Kadınlar ve genç kızlar, silah zoruyla getirilip Hükümet Konağına doldurulur. Çocuklar ve bebekler analarının kucaklarından alınıp, kazanlarda pişirilir, sonra tepsilere dizilerek analarının önüne konulur. Yukarıdaki ezgi, Melek Hatun adındaki bahtsız bir Türk kadının kızıl Afife için yazdığı 20 dörtlükten biridir. Aynı ilçeden bir görgü şahidi, Kürt Genco'nun nasıl öldürüldüğünü, değerli araştırmacı Cezmi Yurtsever'e şöyle anlatmıştır: "... Genco başçavuşu yakaladılar. Hükümet Konağı'nın olduğu meydana getirdiler. El ve ayaklarını bir çınar ağacına çiviyle bağladılar, (yâni el ve ayaklarından ağaca çakılılar) Başaşağı, koyun yüzer gibi derisini yüzerek öldürdüler." İnsanı ürperten bu vahşet sahneleri hemen hemen Anadolu'nun işgal görmüş bütün şehirlerinde ya Fransızların, ya İngilizlerin, ya da Rusların gözü önünde yaşanmıştır! Yâni bugün bizi soykırım yapmakla suçlayanlar da parlâmentolarında soykırım kararlarını kabul edenler de aslında Türkler'e karşı soykırım yapanlardır! Biliyoruz ki, Ruslar Doğu'da, İngilizler ve Fransızlar Güney'de Türkler'in elindeki derme çatma savunma araçlarını aldıktan sonra Ermenileri silâhlandırıp, kadınların, çocukların ve yaşlıların üzerine sevketmişlerdir. Batıanadolu'da Yunan birliklerinin vahşetini onaylayan İngiltere, Musul'da Ermenilere ilaveten Nasturileri de Türkler'i yoketmeleri
Sayfa 297 - Bilgeoğuz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Bir de “elçilik” var... O meslekte de pamuk toplama becerisinden çok, adı üstünde diplomatik beceriler gerekli... “Müzakere gücü”, “ikna gücü”, bazı hallerde de “zorlayıcı güç”... Elçiler, toprak sahibi ile toprak işçisi arasındaki organizatörler... İşçiyi buluyorlar. Pamuğu toplatıyorlar. İşçiye avansının, parasının verilmesini sağlamanın yanında, toprak sahibinden kendileri de kilo başına –bu yıl ilan edilen fiyatla– 50 kuruş alıyorlar... Bir işletmeciye, toplamaya, ailenin çocuklarının da katılması konusunu sorduk. Çocukların çalışması resmen yasak ya... Fiili durum ise değişik. – Vallahi biz istemesek, ana baba razı olmaz... dedi. Bu iş bir aile işidir. Çocuklar olmazsa gelir azalır. İşin düzeni bozulur.
Refikası Hacı Annemiz hemen yanıbaşında hazırlamış olduğum sandalyelerine oturdular, Efendi Hazretlerimizin mübarek elini ellerine alarak muhabbet, hüzün ve tevekkülle yanıbaşlarında bulunuyorlardı. Gittikçe zayıflayan nabızları gece yarısına doğru saat 01:50 sıralarında artık hissedilemeyecek derecede zayıflamış veda vaktinin yaklaştığı artık iyiden iyiye hissedilmişti. Hacı Annemiz üzüntüler içerisinde kelime-i tevhidler terennüm ediyor, bendeniz yüksek sesle zikirler, tesbihler çekiyor ve dualar ediyordum, diğer hizmetli arkadaşlarım da kısık sesle bana eşlik ediyorlardı. Mübarek bedenlerinin sıhhi müdahaleye karşılık vermediği noktasında doktorları ile hemfikir olduğumuz için artık bunları da sonlandırtmıştık.
KİTABIN ÖZETİ
Sayfa No: 8 Belge: 9 25 Ocak 1898 Markiz Salisbury'den Sir. N. O'Conor'a CGizlidir) Bizim kamm1za gore; C:in ve Turk Imparatorluklan oylesine zay1ftir ki, butün hayati konularda bizim hariciyemizin ogutlerine tamamen uyacaklardir. Ancak ingiltere ve Rusya ogutlerde bulunurken hep birbirlerine zit hareket ediyorlar. Şayet Rusya ile anlaşırsak bunda her iki memleketin ortak c;1karlan vardir. Kendimi hie; bir kayda baglamadan gerc;ekleri teslim etmek ic;in !?Oyle soyliyebilirim: Turkiye'nin Karadeniz'e c;1kan bogazlan ve Bagdad'a kadar olan Firat vadisi (10). Sayfa No: 94 Belge: 1 04 11 Eyliil 1901 M. Lansdowne'den Sir. F. Lascells'e Türk Hükiimetine, Kiiveyt meselesinde 1ngiliz çıkarları oldugu anlatlld1. iran korfezi ve Kiiveytte Majestelerinin Hiikiimetinin çıkarları vardır bu bölgelerde Sultanın başkalarına haklar versine katlanamayız. Ve bu durumlar Türk çıkarlarıyla çatışabilir. Bütün bunlar Türk Hariciye Bakanına bildiriydi (13). Mr. G. Barclay'm 18 Ocak 1907'de yazdig1 43 No'lu rapordan : Lübnan'a Hristiyan bir vali tayini, Somas adasına İngiltere, Fransa ve Rusya'nın müdahalesiyle özel hürriyetler verip bir prensi vali tayini. Yenilerde Girit adasına İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya'nın müdahalesi ile adayı Yunan Kralının emerine verilmesi. Şimdi Sultanın Girit'teki hakimiyeti sadece bir isimden ibarettir (20-21). 1906’da vergilerin arttırılması Erzurum’da isyanlara neden oldu (21). Gabriel Efendi: 55 yaşında bir Ermenidir. İmparatorluk askerlinin ekmekçibaşı olan ve bu yoldan büyük bir servet yapan Kirkor efendinin oğludur. 19 yaşında katip olmuş, 22 yaşında Paris'e ateşe olarak gönderilmiştir (25). Kamil Paşa: 79 yaşında Kıbrıs asıllı bir musevidir. Küçük Said Paşa'dan sonra Başbakan olmuştur. Bir hayli iyi tahsili vardır (28). İlk Türk gazetesi olan