Kuru kız ve Tanrısı
Puan vermedi·216 syf.··
2026 11. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 21:12
Kitaba ilk başladığımda bu kadar övülen bir kitap ama bağlantı kuramıyorum diyordum taki sayfalar ilerleyene kadar . Hayat bazımıza çocukluğunda oyuncaklarla oynama hakkı sunarken bazımıza sorumluluk yüklüyor.O, ikinci gruptandı. Daha yaşı küçükken, bir evin sessiz yükünü sırtlanmak zorunda kalan bir kız çocuğuydu. Annesi hastaydı ve annesiyle hastanede kalmak , ev işlerini yapmak , market alışverişine çıkmak, babası ve küçük kardeşine bakma zorunluluğu üstüne yüklemişti .Annesi vefat ettikten kısa bir zaman sonra babası da düşerek sakat kalmıştı ve şimdide babasına bakmak , onu yıkamak ev işlerine devam etme sorumluluğu devam ediyordu .Bu yüzden büyümek onun için bir tercih değil, bir zorunluluktu. Bir zaman sonra babası vefat etti . Belki hâlâ küçük bir kızdı, belki hâlâ yükleri ağırdı. Ama içinde taşıdığı kardeş sevgisi , birçok yetişkinden daha büyüktü. Şimdide kardeşinin bakımına devam ediyordu . O, sadece hayatta kalmaya çalışan bir çocuk değildi. O, kendi hikâyesini yazan güçlü bir kız çocuğuydu. Uzun boyu ve incecik bedeni, başkalarının dilinde bir alay konusu olmuştu. Zamanla dış dünyasındaki ses iç dünyasından daha baskın hale gelir olmuştu. Okula ilk başladığında her şey sıradandı. Ta ki fısıldaşmalar, gülüşmeler ve ardından açık açık söylenen sözler başlayana kadar… “Çubuk gibi”, “direk”, ‘çiroz’ gbi kelimeler kulaklarını parçalıyor . Kimse onunla arkadaş olmuyordu . Durum onun okuldan soğumasına ve okulu bırakmasına sebeb oldu . Koridorda yürürken sırtına yapışan bakışlar, sınıfta otururken kulağına gelen kahkahalar… Bunların hiçbiri küçük değildi onun için. Kamburlaştığı bedeniyle okul hayatını tamamen geride bıraktı. Evde geçirdiği günler sessizdi. Ama o sessizlikte kendine dönüyor , ev işleriyle ilgileniyor ve kardeşine bakmaya devam ediyordu.
Kuru KızAyfer Tunç · Can Yayınları · 20237,9bin okunma
DIKKAT SPOILER!!!
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 13:54
GECE 02:00 VE BİR İMPARATORLUĞUN DOĞUŞU: "Asla sadece para için bir işe başlamayın. Eğer öyle yaparsanız, muhtemelen başaramazsınız. Bir şeyi sevdiğiniz için yapın, para zaten peşinden gelecektir." Tony Hsieh Herkese selam! Dün akşam saat 12’de okumaya başladığım ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadan gece 2’ye kadar elimden düşüremediğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum: Mutluluk Dağıtmak (Delivering Happiness). Yazarımız Tony Hsieh’in profesyonel bir yazarlık geçmişi olmamasına rağmen; girişimcilik yolunda sıfırdan zirveye ulaşma hikayesini o kadar akıcı bir dille anlatıyor ki, kendinizi o yolculuğun içinde buluyorsunuz. Kitap, Tony’nin çocukluktaki ilk girişimcilik denemesi olan "solucan çiftliği" ile başlıyor. Bu ilk hüsranı, ona vazgeçmeyi değil, yeni yollar keşfetmeyi öğretiyor. Üniversite sonrası Microsoft’a sattığı LinkExchange hikayesi ise tam bir dönüm noktası. Sırf tutkusunun peşinden gitmek için, 12 ay daha çalışsa alacağı 40 milyon doları elinin tersiyle itiyor. Çünkü onun için önemli olan para değil, sevdiği işi yapmaktı. Zappos’u kurarken elindeki her şeyi, tüm birikimini ve mülklerini ortaya koyuyor. Banka hesapları kuruyor, iflasın eşiğine geliyor ama o kısa vadeli kayıplara değil, uzun vadeli hayallere tutunuyor. Şunu düşündüm: Eğer Tony o ilk solucan çiftliğinde pes etseydi, bugün Zappos olur muydu? Eminim ki olmazdı. Hayatta bazen işler umduğumuz gibi gitmeyebilir, başarısızlıklar kapımızı çalabilir. Ama unutmayın; her gecenin bir gündüzü vardır ve uykusuz gecelerinizin emeği asla karşılıksız kalmaz. Tutkularınızın peşinden gitmenin zamanı gelmedi mi? Eğer ruhunuzun derinliklerindeki o tutkuyu gün ışığına çıkarmak istiyorsanız, bu kitabı içtenlikle tavsiye ediyorum. Tony Hsieh Mutluluk Dağıtmak #Zappos #TonyHsieh #Girişimcilik #KitapÖnerisi
1000Kitap
Mutluluk DağıtmakTony Hsieh · Stabil Kitap · 054 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Luke Ryder'ı Kim Öldürdü??
10/10
·536 syf.·
2025 55. kitabı
Merhabalar An itibariyle saat 02:40 ve ben soluksuz okuyarak kitabı bitirdim. Polisiye tarzı kitap okumayı denememe rağmen sevmediğimi düşünüyordum. Bana hitap etmiyordu polisiye romanlar ama ta ki Cara Hunter'in Aile İçi Cinayet kitabını okuyana kadar. Kitabı okuyan diğer okuyucular gibi ben de kapağı ilk açtığımda yazım tarzıyla anlaşamayacağımı düşünmüştüm. Akıcı olmayacağına dair bir önyargım vardı. Okumaya başladığımda yanıldığımı fark ettim. Okumaktan ziyade sanki gerçekten ekran başında Namlı programını izliyordum. Bir defter alıp olası şüphelileri, olay günü saatlerini not almaya başladım. Kendi kafamda cinayeti çözmeye çalışırken kitabın sonunda hiç de çözemediğimi fark ettim. Her yeni bölümde farklı biri baş şüphelim olmaya adaydı. Kitap bana farklı bakış açıları kattı. Olaylara ve kişilere psikolojik açıdan nasıl yaklaşmam gerektiğini öğretti. İçimden bir ses bu kitabın devamı olacağını söylüyor. Daha doğrusu kitabın sonunda öyle bir gazete haberi var ki eminim yazar o haberi öylesine iliştirmedi sonuna . Dahice yazılmış bir kitap olmasına rağmen bazı yerler bana zorlama olmuş gibi geldi. Bazen okurken " buna gerek yoktu aslında " dedim ama yinede kitap aktığı için o kadar göze batmıyor. Henüz okumadıysanız bence şans vermelisiniz. Dedektif gibi olayı çözmeye çalışırken bulunduğunuz andan ve ortamdan kopup kitabı yaşıyorsunuz. Şimdiden keyifli okumalar herkese...
1000Kitap
Aile İçi CinayetCara Hunter · Olimpos Yayınları · 2024447 okunma
ah o yemendir, anlatılan senin de hikayendir..
Puan vermedi·200 syf.··
2025 489. kitabı
yemen.. islam inancına göre hazreti ademin oğlu kabil, kardeşi habili günümüzde suriyede yer alan şam şehrinde bulunan kasiyun dağında öldürür.. bu olaydan sonra kasiyun dağı çevresi 'dem-u şakik' olarak anılır bölgede yaşayanlarca.. (dem: kan; lugatim.com/s/DEM , şakik: ana baba bir erkek kardeş; lugatim.com/s/%C5%9EAK%C4%B0K ) dem-u şakik: kardeş kanı.. kardeş kanının aktığı yer.. zamanla bu kelime bölgeye gelenlerce gerek söyleniş gerekse yazılış olarak farklılığa uğrar; demuşk, dımaşk, dimaşk, damascus.. kardeşini öldüren kabil, babası adem tarafından kendisine beddua edilerek buradan kovulur.. kabil, yemene gider, burada nesli çoğalır, kendi yaşamı da hazin/ibretlik şekilde son bulur.. buraya dek yazdıklarımı -varsa- dikkatli okuyanlar dem-u şakikin söyleniş ve yazılışı değişirken bölgenin günümüzdeki adı olan şamın geçmediğinin farkına varmışlardır.. peki şam adı nereden gelmiştir? şuradan; şam, arapça sol, kuzey anlamına gelir.. islamiyet sonrası bölgenin, dünyanın, evrenin merkezi sayılan mekkedeki kabe araplarca bölgedeki yerleri isimlendirme konusunda da bölge insanını etkilemiştir.. mekkedeki kabenin sol tarafında kalan dem-u şakik bölgesine araplar dimaşk eş-şam demişlerdir, soldaki kardeş kanı bölgesi.. zamanla bu isim araplar arasında eş-şam, şam şeklinde kısaltılarak kullanılmıştır, bölgedeki müslüman olmayanlar ise buraya hala damascus demeye devam etmişlerdir.. bölgedeki araplarca mekkedeki kabeyi merkeze alarak bölgedeki yerleri isimlendirme olayından etkilenen bir diğer bölge de günümüzde aden körfezinde yer alan yemen bölgesidir.. yemen de kabenin güneyinde, sağında kaldığı için arapça güney, sağ anlamlarına gelen yemen sözcüğü ile anılan bu bölge zamanla dillerde, yazıda ve haritada bu adla belirtilir, gösterilir, ifade edilir
Türk Tarihi
Ah O Yemen'dirRüştü Paşa · Dorlion Yayınları · 020 okunma
Puan vermedi·276 syf.··
2025 437. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 14:36
türkçü karakter üzerinden, türkçü karakter gözüyle yazılmış bir istiklal harbi romanı.. çoğumuzun Eylül adlı kitabıyla kendisini tanıdığımız, kendisiyle tanıştığımız servet-i fünun döneminin önemli temsilcilerinden olan Mehmet Rauf kitaplarını okuyanların bileceği üzere genelde kitaplarında aşkın farklı türlerine, kadın-erkek arası ilişkilere, kadın-erkek arasındaki ilişkilerin yarattığı hayal kırıklıklarına yer vermiş, yaşadığı dönemin toplumunun sorunlu yanlarını kitaplarına taşımamıştır.. mehmet raufun eserlerine hakim olan yukarıda sayılanlara kendisinin son iki romanında pek rastlanmaz, rastlansa da roman bu yukarıda sayılanlar üzerine oturtularak oluşturulmaz.. bu iki roman; Define ve Halas adlı romanlardır.. 1926 yılında vücudunun sağ tarafına felç inen mehmet rauf; sağ kolunu, sağ ayağını ve kısmi olarak dilini dilediğince hareket ettirmekten mahrum kalır.. doktorların kendisine evinde istirahat ederek dinlenmesini tavsiye ettikleri mehmet rauf halas adlı romanını -zaman zaman eşine dikte ettirerek- şubat 1927den nisan 1928e kadar 14 aylık dinlenme süresi içerisinde tamamlar.. mehmet raufu tedavi eden doktorlar kendisini değil sağ kolunu kullanarak yazı yazmak, düşünmekten bile kesinlikle men etmişlerdi. ancak mehmet rauf, doktorların kendisine yönelik bu önerilerini dikkate almamış ve halas adlı romanı kah kendisi yazmış kah eşine dikte ettirmiştir.. mehmet raufun doktorların kendisinin hastalığına yönelik önerilerini dinlememe nedeni halas adlı romanın girişinde söylediği/yazdığı bir cümlenin bir bölümünde kendisini belli eder; 'en hakiki ve en sade manasıyla bir mucize
Türk Tarihi
HalasMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020975 okunma
Anlaşıl(ma)manın külfeti
9/10
·54 syf.·
2025 55. kitabı
Hayat bazen kendi ritmini kaybeder zaman ağır akar, umutlar yavaşça silinir. Her düşüş ruhun derinliklerinde bir iz bırakır her çaba, görünmez bir tohum gibi içimizde filizlenir. Bazen yalnızca bir söz, bir bakış, bir hikâye, tüm karmaşayı durdurur ve insanın yeniden kalkmasını sağlar. İşte böyle anlarda ruhumuzun derinliklerinde sessizce demlenen bir güç vardır farkına varmak bazen yıllar alır, bazen tek bir an yeter. Baştan söyleyecek olursam bu kitap incelemesi iç dökmeden ibaret sadece yer yer kitabın bana kattıkları da var tabi. Maksat gelip geçtiğimde okuyup yaşadıklarımı tazelemek. Ben Osman Nuri Burucu’yu YKS dönemimden tanıyorum. 12. sınıftayken yani 2019’da hayatım baya baya derslere adadığım dönemde çıkmıştı karşıma. İnek öğrencilerdendim o dönemler kim beni bizimkilere sorsa dediği ilk şey “hala ders çalışıyor mu?” sorularıydı -tabi bu inekliğim başıma bela oldu- . Bir noktadan sonra ne kadar çalışırsam çalışayım bir türlü ilerleyemediğimi emeklerimin netlerime yansımadığını fark ettim. Çocukluğumdan beri hayalim tıptı dersler, denemeler, tekrarlar zaten asosyallik diz boyu istediğim bölümde bunun makyajı gibi bişi olmuş oldu… Tüm bunlar arasında kaybolmuş, çoğu zaman neyi neden yaptığımı bile sorguladığım anlar yaşamıştım. Kör olmuştum o dönemler Kendimi çaresiz ve yorgun hissediyordum. Zaten mezun olunca da yavaş yavaş tükeneceğim dönemlerime geçmiştim artık… O dönemde Burucu’nun “Asla Vazgeçme” videosuyla karşılaştım. İzlerken ilham vermişti sanki bana özel konuşuyordu. Kim ne derse desin bana pes etmemem gerektiğini her düşüşün bir öğrenme ve güçlenme süreci olduğunu, sabrın ve emeğin bir gün mutlaka karşılık bulacağını hatırlattı. O an yeniden kalkmanın ve yoluma devam etmenin mümkün olduğunu hissettim. O videoyu izledikten sonra içimde bir ışık
Ruhun DemleriOsman Nuri Burucu · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202221 okunma