Gece saat 03.33 ve burada bi durdum :)
İnsan zekâyla ödüllendirilmiştir.O,kendi kendini bilen bir yaşamdır;kendisinin diğer insanların, geçmişinin ve gelecekte onu bekleyen olasılıkların farkındadır.Kendi kendinin ayrı bir varlık olarak bilincinde olması, yaşam süresinin kısalığını,kendi kararlarıyla doğmayıp belki sevdiklerinden önce, belki de onlardan sonra, ama kendi istediği dışında öleceğini bilmesi, yalnızlığının ve ayrı olmasının farkındalığıyla doğal ve toplumsal güçler karşısında çaresiz kalışı , insanın ayrı ve kopuk yaşamını çekilmez bir hapishaneye çevirmektedir.Eğer insan,bu hapishaneden kurtulup dışarıya çıkamaz,kendisini dış dünyayla, bir başka insanla ya da düşünceyle bütünleştiremezse çıldırır.
Sayfa 30
03:33
Hüznüme bile yakışmadın sen, bu yüzden sana unutulmak yakışır. Ben küller arasında güller yetiştirmeye çalışmışım, ben taşa tohum ekip yeşermesini beklemişim; bu da benim ayıbım olsun.
Sayfa 88·Kitabı okudu
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dünya piyasalarında 10 yıllık faizlerin yükselmesi ve ülkediz primlerini artması durumunda yatırımcılar daha yüksek faiz talep etmeye başlarlar Örneğin yatırımcıların faiz beklentilerinin %12 düzeyine çıktığını varsayalım Yukarıdaki örnekte tahvilin kupon oranı sabit %10 olduğu için yılda 100 dolar ödemeye devam edecek. Bu tahvili almayı düşünen bir yatırımcı artık yeni fiyatı güncel getiri oranından belirleyecektir. Yeni Fiyatı=Kupon Oranı * Nominal Değer / Güncel Getiri Oranı Yeni Fiyat= % 10 * USD 1000 / % 12 =USD 833.33 Bu fiyattan hesaplanması durumunda bu tahvilin vadeye dek olan getiri oranı yıllık yüzde 13.03'e yükselecektir.
NUR SURESİ 30.-31. AYET
Nûr-30: Mü’min erkeklere söyle, gözlerini (harama istekle bakmaktan) sakınsınlar ve mahrem yerlerini (ırzlarını) korusunlar! Bu onlar için daha temiz (bir hareket)tir. Hiç şüphesiz Allah, onların yaptıklarından haberdardır. Nûr-31: Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama istekle bakmaktan) sakınsınlar, mahrem yerlerini korusunlar. Ziynetlerini/ziynet sayılan yerlerini meydana çıkarmasınlar/göstermesinler. Ancak (kendiliğinden) görünen (el, yüz) bu emrin dışındadır. Başörtülerini, yakalarının üstüne kadar (boyunlarını örtecek şekilde) koysunlar. Yani, kadınlar saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyunlarını, gerdanlarını, sînelerini açık tutmayıp bu suretle iyice örtsünler ve o halde bu emri yerine getirebilecek baş örtüsü kullansınlar. Buna Arapça’da “hımar” çoğuluna “humur” denir ve bu bilinen baş örtüsüdür. Türban ise Fransızca’dan alınmış olup boyun kökünden alnın üstündeki kıl bitimine kadar saçları örten kulağı göğsü ve boynu açıkta bırakan bir örtüdür. Bu âyetten önce cahiliye kadınları, baş örtülerini boyunlarına bağlarlar, uçlarını arkaya bırakırlar, gerdan ve gerdanlıklarını açık tutarlardı. İşte bu âyet-i kerîme ile cahiliye dönemi örtünme şekli kalktı. Elmalılı’nın da dediği üzere, anlatılan ölçüler dâhilinde müslüman kadınların başlarını örtmesi farzdır.{1} Hz. Peygamber’den beri de uygulama böyledir. Bunun aksini düşünmek, yüce Kur’an’ın emrini, menfaate ve arzuya uydurmaktır. Allah’ın hükmü ve müslümanların uygulaması böyledir. Buna karşılık; “Başını isteyen açsın, isteyen örtsün.” ve benzeri söylemler Allah’ın emrine aykırıdır. İslâm, kadını bir bütün kabul eder. Bunun için de izin verilen yerlerin dışında kadının her yeri ziynettir, fıtraten güzeldir; erkeğin dikkatini çeker ve hislerinin uyanmasına sebep olur. Böylece İslâm, kadınlara hem şehvetle
Din
KÖTÜ RUHUN ARKEOLOJİSİ (SCHILLER, JEAN PAUL) Haziran 1781 sonunda Schiller'in kendi yayımladığı ilk tiyatro eseri piyasaya çıkh.44 Eser muhtemelen kitapçı Johann Benedikt Metzler'in aracılığıyla Stuttgart'ta Johann Philipp Erhard tarafın­ dan 800 adet olarak basıldı. Bundan sadece beş hafta önce 14 Mayıs 1781'de, tam Paskalya günü Riga'da Johann Friedrich Hartknoch Kant'ın Saf Aklın Eleştirisi'ni yayımlamıştı. Dönemin düşünüş ve kendini algılayışını çok farklı tarzlarda etkileyecek olan bu iki metnin böyle yakın tarihlerde ortaya çıkması ilk bakışta ilginç bir rastlantı gibi görünebilir. Yazarlar arasında herhangi bir karşılıklı etkilenme ise biyografik ve soykütüksel verilere göre ihtimal dışı­ dır. Schiller, Kant'ın eleştirel başyapıhnı yayımlanmasından ancak on yıl sonra 1791/92 kışında okumuştur. Kari Friedrich Abel'in Karlsschule'de verdiği, büyük ölçüde ampirik yönelimli ve ayrıntı­ lı felsefe derslerinde, Schiller'in öğrenci olduğu yıllarda Kant'ın ya­ zılan dikkate alınmıyordu. Aynca, Berlinische Monatsschrift'teki ta­ rih kuramı, antropoloji ve etik üzerine yol gösterici araştırmalar ve makaleler de ancak 1780'den itibaren yayımlanmaya başlamıştı.45 Diğer yandan Kant da Schiller'le oyun yazarı olarak değil kuram­ sal bir düşünür olarak ilgileniyordu. 1793'te dinle ilgili yazısında övmüş olduğu Über Anmuth und Würde [Zarafet ve Onur Üzerine] makalesini okuduğu biliniyor;46 Schiller'in yazınsal eserlerine ise ilgi duymamıştır. 27 KARANLIK RUHUN ARKEOLOJİSİ: İÇİMİZDEKİ KÖTÜLÜK 57 yaşındaki Königsberg'li filozof ile 21 yaşındaki askeri hekim 1781'de birbirlerini pek tanıyor sayılmazdı. Yine de Haydutlar'ın (Die Rauber] yayımlandığı dönemin özelliklerini göz önüne ala­ rak, eserin çözümlenmesi için çok önemli ipuçları elde edilebilir. Schiller'in bu ilk oyunu
1000Kitap
Yine Orkun dergisi 03 Temmuz 2016 68 sayı çıkan bir dergiyi bir yazıda anlatmak kolay değil. Milliyetçilik tarihinin bazı önemli olayları da aynı zamana denk geliyorsa dergiyle ilgili daha çok söylenecek şey var demektir. Orkun dergisi çıktığı sırada Türk Milliyetçiler Derneği kurulur. Orkun Ekim 1950'de yayın hayatına başlar; dernek Nisan 1951'de kurulur. Türk Milliyetçiler Derneği, Türk Ocağı'ndan sonra en önemli milliyetçi kuruluştur. Çok kısa zamanda birçok şehir ve kasabada şube açan dernek, Demokrat Parti iktidarını ürkütmüş ve 23 Ocak 1953 tarihinde genel merkez ile bütün şubelere eş zamanlı baskın yapılmak suretiyle tedbirli olarak kapatılmıştır. Açılan dava sonunda, 04 Nisan 1953 tarihli duruşmada da derneğin kapatılmasına karar verilmiştir. Derneğin ilk genel başkanı Halûk Karamağralı, ikinci genel başkanı Sait Bilgiç'ti. Orkun, 01 Haziran 1951'de çıkan 35. sayısından itibaren Türk Milliyetçiler Derneği ile ilgili haberlere yer vermeye başlar. Bu sebeple de Orkun, milliyetçilik tarihinin önemli dergilerinden biridir. Hemen hemen her şubenin kuruluşu, kurucularıyla birlikte dergide yer alır. Mesela Ankara şubesinin kurucuları arasında Mustafa Hacıömeroğlu, Sami Yavrucuk, Mehmet Ateşoğlu, Mehmet Altınsoy; İstanbul şubesinin kurucuları arasında Nurettin Özdemir, Erdoğan Okçu, Abdülmecit Doğru gibi isimlerin olduğunu 35. sayıdaki haberden öğreniriz. İzmir Türkçüleri için önemli bir isim olan Hüsamettin Gülcür de Menemen Şubesi kurucuları arasındadır (42. sayı). 55. sayıda Nevşehir şubesi kurucuları arasında Veli Soysaldı'yı, Malatya'da henüz öğrenci olan Orhan Türkdoğan'ı görürüz. Türkdoğan'la yaşıt bir Türkçü daha var aramızda: Necmettin Sefercioğlu. Derginin 33. sayısında yer alan Nevşehir'le ilgili küçük inceleme belki de