8/10
·160 syf.·
2026 106. kitabı
Karatay Diyeti Canan Karatay Bu kitap, 1000Kitap uygulamasında sevdiğim bir profil ve okurumun, yani https://1000kitap.com/Kafkas_Terekeme_Queen Hanımın içinde yer alan diyetle diyabeti yenmesinden dolayı dikkatimi çekmişti. Ben de Dolap uygulamasında ikinci el olarak 30₺ fiyatla görünce merak edip aldım. İnceleme Saat 03.38 İlk kez bir Canan Karatay kitabı okumanın merakıyla elime aldığım 160 sayfalık bu eser, dili o kadar akıcıydı ki 24 saat geçmeden bitti. Kitap, alışılagelmiş kalori hesaplama yöntemlerini bir kenara itip, kilo alımının asıl suçlusu olarak insülin ve leptin direncini hedef alıyor. Karatay’ın felsefesi netti. Şeker ve trans yağlar sizi yağlandırır, sağlıklı yağlar ise dostunuzdur. Günde en az iki yumurta içeren sağlam bir kahvaltı, kaya tuzu kullanımı, çiğ kuruyemişler ve hayvansal proteinler bu diyetin temel taşları. Mısır, patates, ekmek ve her türlü şeker (bal ve pekmez dahil) ise tamamen yasaklılar listesinde. Kitap, yemek tarifleri, örnek diyet listeleri ve bu diyeti uygulayan başarı hikayeleriyle pratik bir rehber sunsa da yer yer kendini tekrar eden bir yapıya sahipti. Karatay'ın işlenmiş et ve şekerin zararları konusundaki tespitlerine kesinlikle katılmamak elde değil, ancak burada esprili bir parantez açmam gerekiyor. Şekerin ve işlenmiş etli burgerlerin bu kadar zararlı olduğu bir dünyada, günde 12 tane Light kola içip fast-food ile beslenen Trump’ın 80 yaşında hâlâ nasıl bu kadar zinde olduğu gerçekten merak ediyorum :) Kitabın ve diyetin en kritik noktası ise bence sürdürülebilirlik. Karatay’ın "doğal tavuk" vurgusu ve her gün kırmızı et, balık, çiğ kuruyemiş önerisi, bugünün Türkiye şartlarında ekonomik olarak uygulanması oldukça zor bir tablo çiziyor. Büyükşehirlerde
Sağlık
Karatay DiyetiCanan Karatay · Hayykitap · 20111,473 okunma
şiirce :)
10/10
·168 syf.··
2025 2. kitabı
Bir kitap bir insana böylesine tesir edebilir miydi? Mesela hiç böylesine bir sebepten ağlanabilir miydi? Halbuki okumaya başlarken, geceleri yapılması gereken bir ritüel gibiydi. Otuz-kırk sayfa kadar okunmalı, bitmeli, bununla yetinilmeliydi. Peki beni ağlatan da neydi? Şiir yazmaya alışık olan kalemim, şimdi beni sakinleştirmek adına içimi dökmemi, kafiye yada hece uyumuna riayet etmeden, aklıma gelen her ama her şeyi yazmamı telkin etti Bütün uykusuzluğuma rağmen, beni kitap hakkında düşündüren, belki de kitap değil; Kitap satırlarında bulduğum kendi hayatımdan karelerdi. Zannımca bu roman, bir çok insana göre klasik ve çetrefilli bir aşk hikayesinden, Raif efendinin fazlaca sakin gözüken hayatını okuyanlara müşterek olan gerekli ve yerinde doğan bir meraktan ibaretti. Elbette Raif Efendinin hayatı kimine göre oldukça tesirli bir hayat olsa da, bu hayata müteessir olan tek beden, tek ruh benimdi. Hatta bu kitaptan bunca ders çıkarmak, anlatılandan çok fazlasını anlamak, kitabın yazarında dahi bulunmayan, bilhassa bana has, sahip dahi olmak istemediğim illet bir meziyetti Bir insan karşısında peşin kararlar vermek, elimde olmadan kendime verdiğim bir eziyet iken; Bu kitap bir insan hakkında karar vermenin ve ona tamamen güvenmek yada ondan tamamen ümidini kesmenin doğurabileceği nitelikli, ruhen ya da bedenen ölümleri, sanki daha öncesine hiç böylesine düşünmediğimi yüzüme vurarak bana öğretir gibiydi. İnsan ilişkilerinde eksik olanı aramakla geçen günlerin sonunda bir eksikliğin olmadığını, insanın aradığı tek şeyin zamanla kaybolmuş güveninden kaynaklandığını, gerçek sevgiyi görünce, sahte yüzlere aşina bir hayatta, gerçek bir gülümsemenin tabii gelmediğini anlayan insan, ağlamaktan başka ne yapabilirdi. Maria Puder anlatılana göre güzellik feriştahı iken,
Duygu ve Düşünce
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·161 syf.·
2025 98. kitabı
ağustos otuz 1 iki bin 21 dediler ustan ölmüş “çok gülünçsün azrail ferhan şensoy ölür mü? Yine Ferhan Şensoy... Yine Kitaphan... – Bıkmadın mı bu aydını anlatmaktan? Anlattıkça, anlattığım kadar yeni öğrenilecek bilgiler olduğunun farkına varıyorum. Yani yine “internet aleyhisselam”'ı, okuduğum kitaplarını verdiği röportajları tarıyorum. Bu sefer ustanın önceki incelemelerde değinmediğim faaliyetlerine - ve bir çılgınlığına ki hayatı çılgınlıklarla doludur, 50'den fazla tiyatro oyunu yazmak çılgınlık değil de nedir?- değineceğim Ama öncelikle tabii ki kitabı... Sanırım eseri en kısa şekilde geniş çaplı anlatan tek inceleme olacak. Ön sözden önceki sayfası: i.hizliresim.com/aknmn1x.jpg Önsöz'ün son sayfası: Kimileri 1945'te yazılmış bu metinlerin, hâlâ ne denli güncel ve taze olduklarını; Haldun Ta- ner'in önce insanı ve dünyayı, sonra Türkiye'yi ve toplumumuzu ne kadar doğru ve filozofça analiz ettiğini şaşarak göreceksiniz. Ferhan Şensoy 21.03.1997, Ankara (i.hizliresim.com/oh3bce3.jpg) Ve son olarak Davetiye: i.hizliresim.com/6nzklof.jpg Netçe yansıttığımı düşünüyorum. Sormak istediğiniz bir şey olursa yorum kısmından cevap veririm. Konudan konuya atlayarak devam ediyorum. Bulanık kafayla yazılmış bir inceleme olacak gibi. Gibisi fazla . Kim bilmez ki Şarabi şiirini, hani Tuncel Kurtiz seslendirmişti: youtu.be/1JywloIUmc4
Haldun Taner KabareFerhan Şensoy · Bilgi Yayınevi · 200072 okunma
5/10
·353 syf.··
2024 75. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2024 02:19
Ani bir qərarla saat 03:38 də sonuncu kitabı da bitirdiyim üçün bu seriyaya incələmə yazmaq qərarına gəldim. Kimə faydası olacaq bilmirəm, amma kitaba qısa-qısa rəy yazmaq yerinə burda fikrimi yazım, qalsın. Kitabları tez unudacağımı düşünürəm. Axıcı olması, beyni yormaması buna əsas əbəbdir, məncə. Necə qərar verib, kitaba başladığımı bilmirəm, amma ilk kitabı bəyəndim.Reading slumpda rahat oxunar. Hətta mən iki kitabı da ayrı-ayrılıqda bir gündə bitirdim. Üçüncü kitabda isə Hizmetçi yəni Millie baş obraz olmaqdan çıxmışdı, hadisələr daha yavaş irəliləyirdi. Bu məni narahat etmirdi, amma ikinci hissəyə çatana qədər. Çox saçma şeylər olmağa başladı. Lazım olan heç nə də ayrıntı vermirdi(birdə məntiqsiz idi), onun yerinə gərəksiz şeyləri çox təkrarlayır. Məsələn tez-tez bir şeyin qırmızı rəngdə olduğunu xatırladır. Bildik, bildik. Yether. Mükəmməl obraz yazmaq istəyi hardan gəlir, bunu da anlamıram. Enzodan bəhs edirəm, hə. Yaxşı, bacısının başına elə bir şey gəlib, deyə qadınlara qarşı həssasdı anladıq. Amma bir insanın heç mi qüsuru olmaz. Belə yazdıqda yaxşı göründüyünü düşünürlər, amma deyil. Millie sürekli onu güvəndiyini, amma sonra güvənmirmiş kimi davrandığını, Enzo ancaq bacısını deyir. Hə, bir də tez-tez yakışıklı, İtalyan kocası olduğundan, bütün qadınların ondan xoşu gəldiyindən danışılır. Çox qıcıq hərəkət edirlər. Belə yazdıqca sonrakı günlərdə incələməni oxuyarkən bu nədi yazmışam deyə düşünəcəm, bilirəm. Amma hazırda düşüncələrim də bu şəkildədir. İkinci kitabda da tez-tez sarı saçın, 10 yaş böyük olmasını təkrarlayırdı Bir kitabın axıcı olması, azca maraq yaratması, beyni yormaması onun yaxşı olduğunu göstərməz ki. Bunu ilk kitaba aid edə bilərik, amma üçüncüyə yox. Başqa məsələn şey var, Cecelia ilk kitabda 10 yaşındadır, Enzo və Millie 11 ildi
Hizmetçi İzliyorFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20245,2bin okunma
Diyarbakırlı bir Şumnulu. “Bunu da ilk defa duyuyoruz” der gibisiniz.
Puan vermedi·148 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
Bu kitabı okurken şahsen çok hoşlandım ve duygulandım. Neden mi? Nedeni şu: hani Bulgarların bir sözü vardır “izpipano” dedikleri. Türkçesi “rafine edilmiş”, inceltilmiş, süzülmüş, gereksiz fazlalıklar atılmış ve tabir yerinde ise eser bir nefeste okunacak kıvama getirilmiş. Bunda pek tabi ki yazarın mahareti söz konusu… Sait Arkan, Diyarbakırlı bir Şumnulu. “Bunu da ilk defa duyuyoruz” der gibisiniz. Yazarın babası 1937'de 4 yaşında, annesi 1939'da o da 4 yaşında Bulgaristan'dan Türkiye’ye göç etmiş. 1960'ta Diyarbakır'da göçmen bir ailenin Türkiye'de doğan birinci kuşaktan çocuğu. Şu anda Muğla'da yaşamını sürdürüyor. İnsanlarda eksikliğini en çok hissettiği iki kavramı iki kızına isim yapmış: Saygı ve Sevgi... “Bir kitaplara sığındım, bir de türkülere...” diyen Sait Arkan 1937 göçmeni halası Hürmüz Meriç temel kaynağı olmak üzere bu anı kitabı yazmıştır. Giriş bölümünde kısaca “göç” tarihinden ve kitapta izlediği yöntemden bahsettikten sonra önce “Bulgaristan’daki Kökenleri”ni araştırmaktadır. Hürmüz Halası “Bulgaristan’da bize Abbalı derlerdi. Şumnuluyuz biz, ilçemiz Yeni Pazar, köyümüz ise Abbaydı” dediğini aktaran yazar yaptığı araştırmalar sonucunda bu köyün bugün Pliska olduğunu tespit eder. Anne tarafı ise Karamanlı yani Varna’nın Karamanite köyünden imiş. İlerleyen sayfalarda dedesi Recep ve babaannesi Ayşe ile onların 6 çocuğu tanıtılmaktadır. Bu çocuklardan Salim ileride yazarın babası olacaktır. Sait Arkan’ın dedesi Recep, Balkan Savaşlarına katılmış ve Yunanlılara esir düştükten yıllar sonra evine dönebilmiştir. 1,5-2 yaşında iken bıraktığı kızı, karı-kocanın evin içinde oturduğunu görünce “Anaaa! Bu adam da kim? Nasıl alırsın elin adamını eve!” diye bilmeden feryat etmiştir. Hatıratın üçüncü bölümünde kitaba adını veren olay yaşanır. 22 Mayıs 1937 günü
Palas PandırasSait Arkan · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20211 okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
Sev Diyebiliriz Hâlâ "Sev Diyebiliriz Hâlâ" Şair Mine Ömer'in Nezih-er Yayınları aracılığıyla okurla buluşturduğu şiir kitabı. Doksan beş sayfa hacmindeki eser dört bölümden oluşmaktadır. "Odalar Kan Gürültüsü, Gür Sesli Hayat, İçimdeki Mektuplar ve Gül Damlası Şiirler" şeklindedir. Aforizma türü kısa şiirlerle beraber altmışın üzerinde şiir yer almaktadır. Ayrıca birçok şiirin dergilerde yer almış olduğu görülmektedir. Bu kitaptaki şiirlerin, şair duyarlılığının numune-i imtisali desek yanlış olmaz. Bu duyarlılık perspektifinde bunun gibi her bir kitap, yazarı daha şümullü bir şekilde tanıma imkânı veriyor bir taraftan. Yalın bir anlatımla, kontrollü bir duygu ve derinliğe haiz bir eser. Lirik ve birazda romantik şiirler ihtiva etmektedir. Okuyucunun nisbi dağınıklığına sebebiyet vermiyor kesinlikle şiirler. "Tek çocuklu evimizin ikinci kızıdır şiir" girizgâhıyla şair, Kızı Peri Su'ya kitabı atfettiğini görmekteyiz. Şiirlerin özünde kadın ve şair duyarlılığı görülmektedir. Kadınların yaşadığı şiddet, tecavüz ve bilumum sıkıntılar, şiirlere konu olmuştur. Küçük gelinlere yazdığı "Gelincik" şiiri bunlardan birisidir. Başka bir şiirinde şairin, Nazım Hikmet'e atfen yazdığı 'Davet' şiirinin bir bölümü şöyledir. "Acılarını gözlerine gömer kadınlar/ perdeler ıssıza çekilir/ zonklayan öykülerle yürür zaman" (sayfa 23) Yer yer yaşanan türlü vahşetlerin, cinayetlerin, kötülüklerin boyutlarını daha da genişletir şair. "Bahar kokusu yirmi birinci yüzyılda da yalan" diyerek uyarısını en üst perdeden yapar. "Herkesin hıncı sokak/ cinayet/ gasp/ terör" (sayfa 37) Mısrasıyla demek istediklerini daha da alenileştirerek anlatımına devam eder. Başka bir şiirinde yeryüzünü "yüzyıllar hurdalığı" olarak betimler mesela. “En deli uçurumlar/ kan sesli uzun bacaklı/ savaşlar döner
Sev Diyebiliriz HalaMine Ömer · Nezih-er Yayınları · 20162 okunma