Hikaye, kuduz bir köpeğin ısırdığı 12 yaşındaki Sierva Maria’nın etrafında dönüyor. Dönemin; kilisesi, batıl inançları, toplumun cehaleti bir araya gelince olay hastalık boyutundan çıkarak kızın içine cin girdiği saplantısına dönüşüyor. Ancak Marquez'in anlatımı öylesine farklı ki, okurken sürekli sisli, rutubetli ve batıl inançlarla dolu bir masaldaymış hissi uyandırıyor. Ayrıca tıpkı Kırmızı Pazartesi’de olduğu gibi, Marquez burada da hazin sonu hikayenin en başından veriyor. Kurgunun nereye varacağını bilerek okusak da "nasıl olacak?" merakı kitabı sonuna kadar canlı tutuyor. Marquez'in kalemini sevenlere önerilir AŞK VE ÖBÜR CİNLER Gabriel Garcia Marquez Çeviri: İnci Kut CAN Yayınları 48. Baskı, Ekim 2025 172 syf. ️25.04.2026 - 28.04.2026 Kastamonu 2026/21 #aşkveöbürcinler #delamoryotrosdemonios #gabrielgarcíamárquez #kastamonuedebiyatkulübü #okudumbi̇tti̇ @kastamonu_edebiyatkulubu
KİTABIN ÖZETİ
Sayfa No: 8 Belge: 9 25 Ocak 1898 Markiz Salisbury'den Sir. N. O'Conor'a CGizlidir) Bizim kamm1za gore; C:in ve Turk Imparatorluklan oylesine zay1ftir ki, butün hayati konularda bizim hariciyemizin ogutlerine tamamen uyacaklardir. Ancak ingiltere ve Rusya ogutlerde bulunurken hep birbirlerine zit hareket ediyorlar. Şayet Rusya ile anlaşırsak bunda her iki memleketin ortak c;1karlan vardir. Kendimi hie; bir kayda baglamadan gerc;ekleri teslim etmek ic;in !?Oyle soyliyebilirim: Turkiye'nin Karadeniz'e c;1kan bogazlan ve Bagdad'a kadar olan Firat vadisi (10). Sayfa No: 94 Belge: 1 04 11 Eyliil 1901 M. Lansdowne'den Sir. F. Lascells'e Türk Hükiimetine, Kiiveyt meselesinde 1ngiliz çıkarları oldugu anlatlld1. iran korfezi ve Kiiveytte Majestelerinin Hiikiimetinin çıkarları vardır bu bölgelerde Sultanın başkalarına haklar versine katlanamayız. Ve bu durumlar Türk çıkarlarıyla çatışabilir. Bütün bunlar Türk Hariciye Bakanına bildiriydi (13). Mr. G. Barclay'm 18 Ocak 1907'de yazdig1 43 No'lu rapordan : Lübnan'a Hristiyan bir vali tayini, Somas adasına İngiltere, Fransa ve Rusya'nın müdahalesiyle özel hürriyetler verip bir prensi vali tayini. Yenilerde Girit adasına İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya'nın müdahalesi ile adayı Yunan Kralının emerine verilmesi. Şimdi Sultanın Girit'teki hakimiyeti sadece bir isimden ibarettir (20-21). 1906’da vergilerin arttırılması Erzurum’da isyanlara neden oldu (21). Gabriel Efendi: 55 yaşında bir Ermenidir. İmparatorluk askerlinin ekmekçibaşı olan ve bu yoldan büyük bir servet yapan Kirkor efendinin oğludur. 19 yaşında katip olmuş, 22 yaşında Paris'e ateşe olarak gönderilmiştir (25). Kamil Paşa: 79 yaşında Kıbrıs asıllı bir musevidir. Küçük Said Paşa'dan sonra Başbakan olmuştur. Bir hayli iyi tahsili vardır (28). İlk Türk gazetesi olan
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Işığının Savaşçısı Olan Bizler İçin Bir Elkitabı
♡ Kitabı bir kütüphane rafında yeni arkadaşlar edinmek amacıyla edindiğimi hatırlıyorum. Defterime aldığım birkaç alıntıyı o anki ruh halimle bağdaştırmış olmalıyım ki iki sene boyunca saklamışım. Şimdi de neden bunu paylaşmayayım diye düşündüm:)) Buyurunuz efendim: ◇"Işığın Savaşçısı bazen şöyle düşünür: ben bir şey yapmazsam o şey yapılmadan kalır. İşin aslı böyle değildir: Harekete geçmelidir savaşçı; ancak Evren'in de bir şeyler yapmasına fırsat vermelidir." syf.48 ◇ "Bir savaşçı yalnızlık ile başkasına bağlılık arasında denge kurar." syf.49 》》》》 Bence savaşçı yalnızlığı ihtiyaç olarak bellemeli, gerektiğinde de seçmelidir. ◇ "Işığın savaşçılarının gözlerinde hep belli bir ışıltı vardır. Bu dünyaya aittirler, başkalarının hayatlarının bir parçasıdırlar. Yolculuklara çıkarken sırtlarında hep heybeleri, ayaklarında sandaletleri yoktur. Çoğu kez cesaretsizdedirler. Her zaman doğru karar almazlar. En önemsiz şeyler için üzülürler, düşünceleri sıradandır, bazen de büyüyemeyeceklerine inanırlar." syf.32 》》》 Aslında her savaşçı özünden sadece bir insan olduğundan gereksiz, şaşalı sıfatlara ihtiyacı da yoktur. ◇ "Çoğu kez, lütuf görmeyi ya da mucizeyi hak etmediklerini düşünürler. Bu dünyada ne yaptıklarına her zaman emin olamazlar. Hayatlarının anlamsız olduğuna inanarak uykusuz geceler geçirirler. İşte bu yüzden Işığın savaşçısıdırlar. Hata yaptıkları için. Bir neden aradıkları için ve onu kesinlikle bulacakları için." ♡ 》》》》 Işığın savaşçılarının da kaygıları olur. Kaygılardan yatamadığı geceleri, yalnız döktükleri gözyaşları.. ◇ " IŞIĞIN SAVAŞÇISININ, ÇOK ÖNEMSİZ NEDENLER YÜZÜNDEN ACI ÇEKTİĞİ OLMUŞTUR. IŞIĞIN SAVAŞÇISININ, HİÇ DEĞİLSE BİR KEZ IŞIĞIN SAVAŞÇISI OLMADIĞINI SANDIĞI OLMUŞTUR." syf.41 ◇ " Işığın savaşçısının, haksızlığa uğrarsa çektiği acıyı başkalarına
1000Kitap
Komando birlikleri ve Türk jandarması 70'li yılların başlarında Hakkâri, Mardin, Silvan. Batman, Bismil, Diyarbakır, Malazgirt, Tutak, Tekman, Karayazı ve Kiğı’ya baskınlar düzenlediler. Bu baskınlar sırasında Kürtler yığınsal olarak tutuklandı, Türkiye Kürdistan’ının masum halkına karşı zorbalıklar yapıldı. Nitekim Tepeden tırnağa silahlı 2 bin komando 1970 yılının Nisan ayı başında silah arama ve toplama bahanesiyle Silvan'ı kuşattı. Silvan halkı, hükümetin Kürt aleyhtarı politikasını protesto amacıyla, yerli yöne­ timin buyruklarına uymama kampanyası düzenlemişti. Türk komando ve jandarmaları 17 saat boyunca evlerde aramalar yaptılar, erkekleri işkenceden geçirdiler, kadınların ırzına saldırdılar. Bu baskın sırasında 3 binden fazla Kürt (209, s. 47-48) tutuklandı; bunların %80'i erkekti. (255,09.04.1970). Kürt temsilcileri, jandarma subaylarına hitap ederek, bu eylemlerinin anayasaya aykırı olduğunu söyledikleri zaman, su­ baylar onlara şu karşılığı veriyordu: "Anayasa bizi durduramaz. Biz, yüksek bir merhaleden em& almış bulunuyoruz.(161, s. 413). Bundan başka, özel eğitim görmüş komandolar, Kürtleü öldürürken şöyle hay kırıyorlardı: "Kuyruklu Kürtler", "Barzani itleri".
ATSIZ'DA TARİH ANLAYIŞI: Atsız'ın lisans öğrenimi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (Edebiyat Zümresi) olduğu hâlde bilim adamı olarak tarihle daha çok ilgilenmiş, bu konuda daha çok eser vermiştir. “Türk tarihinin içinde yüzüyorum. Diyebilirim ki her günüm 27 asrın içinde geçiyor." diyecek ölçüde (Atsız 1992: 67) kendisini tarihle özdeşleştiren Atsız'ın tarihe ilgisi, bazı tarih metinlerinin ilmî neşrini yapmakla ve araştırmalarla sınırlı kalmamıştır. O, Türk tarihinin meselelerine de eğilmiş ve bu konuda özgün bakış açılarına sahip olmuştur. 1920'lerin sonlarından itibaren Türk tarihini sistemleştirme konusu üzerinde düşünmüş ve bazı teşebbüslerde bulunmuştur. Türk tarihinin birçok meselesi üzerinde duran Atsız bu konularda bir hayli makale yazmıştır. Sonunda onun tarih konusundaki makaleleri 1966 yılında Türk Tarihinde Meseleler adı altında ayrı bir kitap hâline getirilmiş ve Afşın Yayınları arasında neşredilmiştir. Sonraki baskılarda kitaba yeni makaleler de eklendiğinden biz Atsız'ın tarih görüşlerini, kitabın Ötüken Neşriyat'taki son baskısından (Nisan 2015 / 12. basım) izleyeceğiz. Tarihin çeşitli meseleleri üzerindeki görüşlerine geçmeden önce Atsız'ın tarih hakkındaki genel değerlendirmelerini ve bakışını ortaya koymalıyız. Atsız'a göre tarih şuuru milletler için çok önemlidir. 1951 yılında Orkun dergisinde çıkan "Tarih Şuuru” başlıklı yazısında bu nokta üzerinde durur: """Tarih şuuru', milletlerin hâfızasıdır. Hâfıza nasıl, fert olarak, insanların en küçükleriyle ihtiyarlarında bulunmazsa, milletlerin de henüz çocuk sayılabilecek kadar genç yani 'kurulmamış' olanlarıyla ihtiyarlarında yani inkıraza mahkûm olacak kadar çürüyenlerinde bulunmaz.” "Tarih şuuru, milletlerin hareket hatlarını tayine yarayan bir millî savunma silâhıdır. Hangi milletten düşmanlık
TARİHLER VE OLAYLAR (1960-1975) 13 Ocak 1960: Atsız, Falih Rıfkı Atay'a yayın yolu ile hakaretten İstanbul Toplu Basın Mahkemesi'nde yargılanıyor. 27 Mayıs 1960: İhtilal. 38 subay ve general iktidara el koyuyor. İhtilal bildirisini, 27 Mayıs sabahı 04:36'da, 1944 sanıklarından Alparslan Türkeş okuyor. Cemal Gürsel Devlet Başkanı, Türkeş Başbakanlık Müsteşarı. 1960 Yazı: Alparslan Türkeş Türk Kültür Derneği'ni kurduruyor. Başkan: Şahap Homriş (Daha sonra Türkeş'in dünürü). 30 Eylül 1960: Türkeş'in teşebbüsüyle Devlet Planlama Teşkilatı kuruluyor. 05 Kasım 1960: Nejdet ve Reşide Sançar'ın oğlu (Atsız'ın yeğeni) Afşın'ın vefatı. 13 Kasım 1960: Türkeş ve 13 Millî Birlik Komitesi üyesi (141er) tasfiye edilip hükümet müşavirliği göreviyle yurt dışına sürülüyor. Türkeş Yeni Delhi'ye gönderiliyor. 11 Şubat 1961: Adalet Partisi'nin kuruluşu. 09 Temmuz 1961: Kurucu Meclis tarafından hazırlanan yeni anayasa halk oylamasıyla kabul ediliyor. 07 Eylül 1961: Türkeş'in Cemal Gürsel'e mektubu. Menderes ve arkadaşlarının idamının ülke için zararlı olduğunu yazıyor; infazın yapılmamasını istiyor. 15 Ekim 1961: 27 Mayıs ihtilalinden sonraki ilk genel seçim. 20 Ekim 1961: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü kuruluyor. Başkan: Prof. Dr. Ahmet Temir. 26 Ocak 1962: Millî Yol dergisinin ilk sayısı. İmtiyaz sahibi: Necati Bozkurt, yazı işleri müdürü: İsmet Tümtürk. Türkeş'in Gürsel'e mektubu kamuoyuna açıklanıyor. Şubat 1962: Orkun dergisinin ilk sayısı. Kurucusu: Atsız. Sahibi: Yılanlıoğlu İsmail Hakkı. Atsız'ın "Türk Milletine Çağrı” başlıklı "temel program" yazısı bu sayıda çıkıyor. 22 Şubat 1962: Talat Aydemir'in birinci darbe teşebbüsü.