Nur

Nur
“Küçük şeylerde büyük mutluluk.”
Tren, çekilmiş trenin kıskançları arasında gıcırdayarak, taş kırıntıları çıkararak durdu. Adamın dişleri, kamçılanarak uyandırılan bir köpek gibi, dalgın düşlerden sıyrıldı, ama ne mutlu ki işte orada oturuyordu; sevdiği, uzun süre uzak kaldığı kadın, işte orada, sessizce oturuyordu. Bir soluk kadar yakındı ona. Başını arkaya yasladığı için şapkasının kenarı yüzüne biraz gölge düşürmüştü. Ama kadın, adamın onun çehresini özlediğini adeta hissetmiş gibi oturduğu yerde doğruldu, yüzünde yumuşak bir gülümsemeyle bakışlarını ona çevirdi. “Darmstadt,” dedi dışarı bakarak, “bir durak kaldı.” Adam yanıt vermedi. Oturmuş, kadını süzüyordu yalnızca. Acz içinde geçen yıllar, dedi içinden; duygularımıza karşı acz içinde geçen yıllar. Dokuz yıl oldu ve sesinin tek bir tonu değişmemiş, bedenimin tek bir siniri bile onu farklı algılamıyor. Hiçbir şey yitmemiş, hiçbir şey geçmemiş, varlığı eskiden olduğu gibi sevgi dolu bir mutluluk yaratıyor.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Gece sessizdi; öyle bir sessizlik ki insanın kendi düşüncelerini bile ürkütüyordu. Duvarlar daralıyor gibiydi, saat tik takları kalbimin atışına karışmıştı. Tam her şeyin geçtiğini sandığım anda, arkamda bir nefes hissettim. Dönmedim. Çünkü bazı korkular, onlara bakıldığında değil, bakılmadığında gerçek olur.”

Nur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·344 syf.··
29 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 13:01
·
2026 1. kitabı
Nazan Bekiroğlu
8.2/10 · 12,9bin okunma
Sessiz Kalan Kadınların İç Sesi
Puan vermedi·344 syf.··
2026 1. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 13:01
Mücella, konuşmayı değil susmayı öğrenmiş bir kadının, hayatın kıyısında biriktirdiği kırgınlıklarla örülü hikâyesidir. Roman boyunca Mücella’nın yaşadıkları aslında tek bir kadına değil; bastırılmış duygulara, ertelenmiş hayallere ve “idare et” denilerek susturulmuş tüm kadınlara ayna tutar. Onun sessizliği bir kabullenişten çok, hayata karşı yorulmuş bir direniştir. Kitap, büyük olaylardan ziyade küçük ama derin yaralarla ilerler. Söylenemeyen sözler, yarım kalan sevinçler ve içe atılan acılar satır aralarında ağır ağır hissedilir. Mücella’nın yalnızlığı kalabalıkların ortasında büyürken, okur da ister istemez kendi sustuklarını hatırlar. Bu yönüyle roman, insanın kendisiyle yüzleşmesini sağlayan, içe dokunan bir anlatı sunar. Mücella, acının bağırarak değil, susarak da anlatılabileceğini gösteren; duygusu yüksek, sade ama sarsıcı bir roman. Okuduktan sonra insanda kalan şey, hikâyenin kendisinden çok, Mücella’nın kalbinde biriken o tanıdık sızıdır.
1000Kitap
MücellâNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202112,9bin okunma
“Sabah kahvesini bile içememişti ki işte asıl bu nadirattandı. Sabah kahvesini içmeden yanına yaklaşılmazlardan değildi Neyyire Hanım gerçi ama neticede tiryakiydi. Az şekerli bir kahveyi içtiğinde bütün yol yorgunluklarından sıyrılan seyahatler gibi onun da dünya dertleri bir nebze hafifler, gergin sinir tellerinin üzerine bir sükûnet iner, kederleri bir anda yumuşar, hafifler, gerçekliğini yitirirdi.”
Sayfa 31·Kitabı okudu