“Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Muharebeleri sırasındaki asker kaybı 251.309 kişidir. Verilen bu sayının 10.067 kişisi ‘kayıp ve esir’ olarak tanımlanmıştır.”
Çanakkale Muharebelerine 8,5 ay boyunca her iki taraftan 500’er bin asker katılmıştı. Türk ordusunun Çanakkale Muharebelerindeki zayiatı Osmanlı Genelkurmayı’nın resmi rakamlarına göre; şehit 55.177, yaralı 100.177, kayıp 10.067, hastalıktan ölen 21.498, hastalıktan dolayı hava değişimi alan 64.440 de buna dâhil edilirse 251.359’dur. Yaralanıp veya hastalanıp cephe gerisindeki hastanelere gönderilen askerlerden tedavi edilirken vefat edenler de dâhil edildiğinde Türk ordusunun şehit sayısı 101 bini bulmaktadır.
Çanakkale Savaşı’na katılan Müttefik askerlerinden İngilizlerin zayiatı yaklaşık 30 bin ölü, 80 bine yakın yaralı; Fransız zayiatı ise yaklaşık olarak 14.500 ölü, 17 bin yaralıdır.
Anzakların zayiatına bakıldığında; Avustralyalılar yaklaşık 9 bin ölü, 20 bin yaralı; Yeni Zelandalılar ise yaklaşık 3 bin ölü, 5 bine yakın yaralı vermişlerdir.
Müttefiklerin verdiği ölü ve yaralı zayiatına Gelibolu Yarımadası’ndan hastalık nedeniyle tahliye edilen 90 bine yakın asker de ilave edildiğinde, Müttefiklerin toplam zayiatı 270 bini bulmaktadır.
1914 yılında Osmanlı Nüfus İdaresi'nin başında Mıgırdıç Efendi adında bir Ermeni vardı. Aynı yıl 1905'te başlayan nüfus istatistiklerinin sonucu açıklandı. Böylece Osmanlı sınırları içinde 1 milyon 294 bin 851 Ermeninin yaşadığı tespit edildi. Fransızlar'ın Van Konsolosu M. Zarceski. 1. Dünya Savaşı öncesinde Türkiye Ermenilerinin nüfusunu yaklaşık 1 milyon 300 olarak göstermiştir. Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde muhafaza edilen ve Venedik'teki Ermeni Saint Lazar manastırı tarafından basılan Ermenice haritanın istatistik bölümünde de Anadolu'da 1 milyon 300 bin Ermeni'nin yaşadığı kaydedilmiştir. Öyleyse 1.5 milyon Ermeni'nin katledildiğine dair iddiaların hiç bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Tehcire tâbi tutulan Ermeni sayısı hakkında çeşitli kaynaklarda muhtelif rakamlar verilmektedir. Dahiliye Nezareti'nin Sadaret'e takdim ettiği 7 Aralık 1916 tarihli rapora dayanan Kamuran Gürün 702 bin 900 Ermeni'nin göç ettirildiğini yazıyor. Fakat 2001 yılında Başbakanlık Osmanlı Arşvinde yapılan çalışmaya göre; 9 Haziran 1915-8 Şubat 1916 tarihleri itibariyle tehcire tâbi tutulan Ermeni sayısı 438 bin 758'dir. Bu 438 bin 758 Ermeni'nin ancak 382 bin 148'i iskân edilecekleri yerlere ulaşabilmişlerdir. Yola çıkanlarla menzile varanlar arasındaki 56 bin 610 kişilik fark kaynakta şöyle izah edilmektedir: 500 kişi Erzurum-Erzincan arasında aşiretlerin, 2000 kişi Mardin civarında urbanın, yani Arap aşiretlerinin saldırısı sonucu hayatını kaybetmiş, 5 bin ve daha fazla Ermeni de Dersim bölgesinden geçen kafilelere yapılan saldırılarda ölmüştür. Salgın hastalık sebebiyle yollarda telef olanların sayısı da 25-30 bin kadardır. Genelkurmay ATASE ve Genelkurmnay Denetleme başkanlığı tarafından yayınlanan bir eserde ise kütüğe kayıtlı 987 bin 569 Ermeni'den 413 bin 067'sinin tehcir edildiği
1894 Sason İsyanı'ndan bir yıl sonra Batı'nın baskılarını bertaraf etmek amacıyla kurulan Islahat Komisyonu'nun tesbitleri de Ermenilerin hiçbir vilayette çoğunluk teşkil etmediklerini ortaya koymaktadır. Devlet, mahiyetini daha önce özetlediğimiz ıslahat çalışmalarını yürütmek için Reform Genel Müfettişliği kurar. Bu müfettişliğin başına Şakir Paşa'yı getirir. Dâniş Bey, Genel Müfettiş Muavini olarak atanır. Fakat İngilizler bu göreve bir gayrimüslimin tâyin edilmesini istedikleri için Dâniş Bey'e itiraz ederler. Dâniş Bey görevden alınır. Yerine Petersburg'taki Osmanlı Sefareti'nde kâtip olarak çalışan Fethi Bey adında bir Marunî getirilir. Bu Marunî 1895 sonunda istifa edince göreve Rum asıllı Mavrokardato tâyin edilir. Sıra İslahat Komisyonu'nu üyelerinin tespitine gelmiştir, devlet, Dışişleri Bakanı Sait Paşa'yı Komisyon Başkanlığı'na getirmek ister. İngilizler itiraz ederler, bunun üzerine Sason Komisyonu'na başkanlık eden Şefik Bey önerilir. İngiliz elçisi, Şefik Bey'e de itiraz eder. Elçinin amacı, İzmir Valisi Hasan Fehmi'nin Komisyon Başkanlığı'na atanma sıdır. Hasan Fehmi ile ilgili teklif de Bâb-ı Ali tarafından reddedilir. Sonunda Şefik Bey Komisyon Başkanlığı'na tâyin edilir ama, İngilizlerin baskısı üzerine çok geçmeden istifa eder. Yerine İngilizlerin de uygun bulduğu Diyarbakır Valisi Sırrı Paşa teklif edilir, fakat paşa kısa bir süre sonra vefat eder. İngilizlerin "uyum içinde çalışabilecekleri" birini Islahat Komisyonu'nun başkanlığına getirmek istemeleri yüzünden seçimler uzayıp gider. Bu arada komisyonun 6 üyesinden 3'ü belli olur: Konstantin Karatedori, Sakız Ohannes ve Dilber Efendi! Reform Projesi, müslümanların çoğunlukta olduğu şehir ve kasa-balara müslüman vali, mutasarrıf ve kaymakam, hıristiyanların çoğun lukta olduğu yerleşim birimlerine
Bugünkü Dünya nüfusu içinde Eksen Cağı dinleri
Hristiyanlar...............1.965.993.000
Müslümanlar............1.179.326.000
Hindular.......................767.424.000
Budistler......................356.875.000
Sihler...........................22.874.000
Taocular......................20.050.000
Yahudiler.....................15.050.000
Konfùlçyüsçüler...........5.067.000
Jainler...........................4.152.000
Zerdüistler.......................479,000
ÇÖKÜNTÜ
Uzun zamandır sürüp giden harb, Türkiye’nin, insan ve malzeme kay-naklarını insafsızca harcamakta idi. Yukarıda gördüğümüz belgelerdeki sayılara Çanakkale kayıplarını da şöylece ekleyelim : 55.127 Şehit 21.494 Çeşitli hastalıklardan ölen 10.067 Kayıp 100.177 Yaralı ------------------------------- 186.865 . . . . . . . 7 aylık kayıp toplamı (19).
Talat Paşa ve Ferit Bey Konuşması İttihatçılar
«Bilecik’te sürgün bulunuyordum. Mütarekeden 5-6 ay önce idi. Talat Paşa beni İstanbul’a çağırdı. Gittim, görüştüm. Bana dedi ki: — Yeni bir fırka (parti) kurup, sonra biz çekileceğiz. Ben, Enver ve diğer arkadaşlar İttihat ve Terakkide kalacağız. Cemâl Paşa ile Cavit Bey yeni Partiye geçecekler. Sen bu işleri iyi bilirsin. Yeni partiye ve kurulacak kabineye girmeni istiyoruz. Ben, hem Cemal Paşa ile beraber çalışamıyacağımı, hem de böyle sun'i partilerle hiç bir şeyin halledilemiyeceğini söyleyerek teklifi reddettim (22).
Enver Paşanın Doğuda 1918 yazının bir iki ayı içinde çabucak ve kusur-suz olarak kurduğu 4 tümenli 3. Ordu ile 6 tümenli 9. Ordunun, Güney cephe-sindeki bozguna bir faydası olmadı. Fakat bu ordular Millî Mücadelede işe yarayacaktı. Mütarekeden sonra, 3. ve 9. Orduların bazı tümenleri İstanbul’a ve Trakya’ya nakledilmiş ve iki or-dunun geri kalan 4 tümeni birleştirilerek XV. Kolordu kurulmuştur. Milli Müca-delenin başlangıcında Türk ordusunun dayanılacak tek kuvveti, ileride görüle-ceği üzere, Kâzım Karabekir Paşa kumandasındaki bu kolordu olacaktı (24).
ASKER KAÇAKLARI: 300 bini aşan asker kaçağının önemli bir kısmı, bütün Anadolu’da eşkiyalık yaparak zaten sarsılmış olan devlet otoritesini hiçe indiriyordu. Anavatanın savunulması başlayınca bunlar ile de uğraşmak gerekecekti (28).
VAHDETTİN
Sabık Adliye Nazırı İbrahim Beye de şunları söylemiştir : «Aczim