XIX. asrın başından itibaren İngiliz dış ticaretinde büyük bir pazar olarak yer almaya başlayan Osmanlı Devleti’nin bu önemi 1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile özellikle artmıştı. 1825 itibarıyle, Osmanlı Devleti’nin İngiliz ticaretinde satış fazlası vardı. 1852 yılına gelindiğinde ise İngiltere’nin Türkiye’ye mal satılı on misli artarken mal alışı sadece iki kat artmıştır. İngilizlerin Türkiye’den ithal ettiği malların hemen tamamını tarım ürünlerinin oluşturduğunu belirtmek ileride Osmanlı Devleti’nin yenice gelişmeye başlayan sanayinin ne hale geldiğinin değerlendirmesini yapmamıza yardımcı olacaktır.
-1825’de İngiltere’nin Türkiye’ye sattığı mal tutarı 1.079.671 sterlin iken aldığı mal tutarı 1.207.172 sterlin olarak Türkiye lehine 127.501 sterlin fazlalık göstermiştir. 1852 yılında İngiltere’nin satışı 8.489.000 sterline çıkarken alışı ancak 2.252.283 sterlin seviyesine ulaşabilmiştir.
Sayfa 45 - Kemal Karpat, İslam Ansiklopedisi “Türkler” mad. XII/2, s.358.·Kitabı okudu
Paraguay; Brezilya, Arjantin ve Uruguay'ın oluşturduğu Üçlü İttifaka karşı felaket dolu bir savaşa girişmiştir. Daha başından yitirilmiş olan savaşı 5 yıldan uzun süre sürdüren diktatör Solano López, çocukları dahi askere almış ve sonunda ülke nüfusunun yarısından fazlası yok olmuştu. 1871 yılında yapılan genel sayımda, savaştan önce yarım milyondan fazla olan nüfusun 221.079'a indiği görüldü ki, bunların sadece 28.746'sı erkek, gerisi kadın ve çocuklardan oluşuyordu.
Milli Mücadele için silah temini öncelikle işgal altındaki Istanbul'da bulunan depolardan Anadolu'ya silah ve cephane kaçırmak suretiyle gerçekleşmiştir. ilk olarak Karakol Cemiyeti, Anadolu'ya silah ve cephane sevkiyatına başlamıştır, Karakol Cemiyeti dağıl. diktan sonra kurulan Zabitan ve Yavuz grupları da sevkiyata devam etmişlerdir. Aynı şekilde İmalat-ı Harbiye grubu Istanbul'da bulunan işgal kuvvetlerinin denetimi altındaki depolardan Ana dolu'ya cephane ve mühimmat kaçırmak için 19 Mart 1920 tarihinde Istanbul'da kurulmuştur. Grubun esas vazifesi Istanbul'da bulunan ve harp malzemesi üreten fabrikalardan, temin edebildikleri üretim malzemelerini Anadolu'ya aktarmak olmuştur. Grup mensupları Tapa, Tophane, Feshane, İmalathane, Baruthane vb. fabrikalardan birçok malzemeyi Anadolu'ya aktarmayı başarmışlardır. TBMM Hükümetinin İstanbul'daki ilk temsilcisi olan Hamza Grubu 23 Eylül 1920'de Genel Kurmay Başkanlığının onayı ile Yüzbaşı Neşet Bey tarafından kurulmuştur. Genel Kurmay Başkanı İsmet Paşa, İstanbul'daki Neşet Bey'e bir şifre göndererek Anadolu'ya insan ve malzeme göndermek, ayrıca istihbarat faaliyetlerinde bulunmak üzere gizli bir teşkilatın kurulması emrini vermiş, bu suretle bir grup subay, silah, cephane ve mühimmât sevki hususlarında faaliyete başlamıştır. Aynı şekilde Muavenatı Bahriye, Felah ve Güneş gibi gizli gruplar da silah ve cephane sevkiyatı yapmışlardır. 1921 yılının ortalarına kadar sadece küçük parçalar hâlinde, ele geçirilen silahlar Anadolu'ya gönderilebilmiştir. Bu süreden sonra Ankara'nın tespit ettiği ihtiyaç listelerine göre ve büyük şileplerle Anadolu'ya mal kaçırılması hedeflenmiştir. Hamza Grubunun Ingilizler tarafindan deşifre edilip dağıtılması, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının yeni bir gizli örgüt kurmasını hızlandırmıştır.
IŞIKYILI NEDİR?
Işıkyılı, adının aksine zaman değil uzunluk birimi. Işıkyılı, ışığın bir yılda kat ettiği mesafeye karşılık geliyor ve bu, yaklaşık 9,5 trilyon kilometre. Evren ölçeklerinde mesafeleri kilometreyle ölçmenin hiçbir mantığı yok. Sizin süpermarkete gittiğiniz süre ile oraya mesafenizi ölçtüğünüz gibi, bilim insanları da ışığın bize ulaşma şekli ile yıldızların uzaklıklarını ölçüyor. Örneğin, Güneş’e en yakın yıldız olan Proxima Centauri 4,2 ışıkyılı uzakta.
Işığın vakum ortamındaki hızı saatte 1.079.252.849 kilometre. 1 ışıkyılının ne kadar uzun olduğunu bulmak için bu sayıyı bir yıldaki saat sayısı ile, yani 8,766 ile çarpmanız gerekiyor. Bunun sonucu olarak da ortaya 9,46 trilyon kilometre çıkıyor. İlk bakışta bu inanılmaz bir mesafe gibi gelebilir ancak evrenin devasa boyutu yanında bu ölçek minicik kalıyor.
"Srebrenitsa'nın düşüşünden iki ya da üç gün sonra iki Çetnik arasındaki bir telefon konuşmasını dinlediğimizi hatırlıyorum. Biri: 'Dün onları temizledik' dedi. 'Kaç kişiydiler, 30 kadar var mıydılar?' diye sordu ikincisi. 'İki sıfır ekle" diye cevapladı birincisi.
Bu kaydın Başbakanlık arşivlerinde bulunduğunu sanıyorum. Ancak gerçekte olmuş olanlar, bizim en kötümser tahminlerimizin bile ötesindeydi. Uluslararası Kızıl Haç Komitesi yalnızca katliamın ilk dört gününde sivil ve asker 7.079 kişinin öldürüldüğü sonucuna ulaştı. Bu nihai rakam değil. Bu boyutta bir trajedi gerçekleştiğinde kimse masum değildir."