Sözünden Dönmüş Bozguncu Bir Kavim; Yahudiler
Kur’ân-ı Kerim’de zikredilen Allah (Celle Celâluhû)’nün ve peygamberlerinin lânetini hak eden Yahudilerin tabiatı olan bir takım çirkin özellikleri aktarmaya devam ediyoruz: 01- Çok Nankördürler: Allah (Celle Celâlühü) onları Firavun’un elinden kurtardı fakat onlar Allah’a ibadet edip, şükranlarını ifade etmeleri gerekirken nankörlük ettiler ve buzağıya taptılar. Kur’an-ı Kerim’de bu husus şöyle ifade edilir: وَاِذْ نَجَّيْنَاكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْ وَفٖي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظٖيمٌ ﴿٤٩﴾ وَاِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ فَاَنْجَيْنَاكُمْ وَاَغْرَقْـنَٓا اٰلَ فِرْعَوْنَ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ ﴿٥٠﴾ وَاِذْ وٰعَدْنَا مُوسٰٓى اَرْبَعٖينَ لَيْلَةً ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِهٖ وَاَنْتُمْ ظَالِمُونَ ﴿٥١﴾ ثُمَّ عَفَوْنَا عَنْكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ﴿٥٢﴾ وَاِذْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَالْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ ﴿٥٣﴾ وَاِذْ قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهٖ يَا قَوْمِ اِنَّكُمْ ظَلَمْتُمْ اَنْفُسَكُمْ بِاتِّخَاذِكُمُ الْعِجْلَ فَتُوبُٓوا اِلٰى بَارِئِكُمْ فَاقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ عِنْدَ بَارِئِكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ اِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحٖيمُ ﴿٥٤﴾ “Hatırlayın ki sizi Firavun’un adamlarından kurtardık. Onlar size işkencenin en kötüsünü revâ görüyorlar, erkek çocuklarınızı boğazlıyorlar, kızlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bu size reva görülenlerde rabbinizden büyük bir imtihan vardı. Bir zamanlar biz sizin için denizi yardık, sizi kurtardık; Firavun’un adamlarını da gözünüzün önünde denizde boğduk. Mûsâ’ya kırk gece için söz vermiştik. Mûsâ gittikten sonra siz, haksızlık ederek buzağıyı (ilah) edindiniz. Bundan sonra da (akıllanıp) şükredersiniz diye sizi affettik. Doğru yolu bulasınız diye Mûsâ’ya
Hayat ve İnsan
20 Haziran 20.52 İyi ki sevmişim seni sevmeyi. Kalbimin en güzel hâline uyuyorum, uyanıyorum. Ömrümün en güzel tarafı diye kulaklarını çınlatıyor içim. "Ömrümün en güzel tarafı..." diye kulaklarını çınlatıyor içim. Ve ben,sana kavuştuğum bir anı değil,seni sevdiğim bütün zamanları özlüyorum. 09.06 İçimdeki boşluğu kimseyle doldurmaya çalışmıyorum. Çünkü ben, kapılarını rastgele misafirlere kapatmış bir mevsimdeyim. Ne yeni bir ses arıyorum kalabalıklarda ne de başka bir yüzün gölgesine sığınıyorum. Gözlerim yalnızca bir ihtimalin ufkuna dönük :) Bu yüzden içimdeki bahçenin yolu herkese kapalı. Bütün emrivakileri tek tek susturdum. Çünkü hikâyemi,yanlış bir cümleyle devam ettirmeyi asla göze almadım. Kaldı ki bazı bekleyişler,vazgeçmekten daha onurludur. 18 Haziran 18.40-19.22 Çok sevdiğini yutkunmaktır en zoru. Bazen senin istediğin seni istemez, sense seni isteyeni. Ben neyi istediysem payıma beklemek ve kavuşamamak düştü.
Reklam
Cehennem Azabı
(Azabı En Şiddetli Olana Hamdolsun) “Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet ise nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır.” (Buhârî, Rikak 28; Müslim, Cennet 1; Ebû Dâvûd, Sünnet 22; Tirmizî, Cennet 21; Nesâî, Eymân 3) Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “Cehennem ateşi katran gibi siyah ve gece gibi karanlıktır.” (Beyhaki) ✔ Kıyamet günü cehennem, yetmiş bin yuları olduğu halde getirilir. Her yularında, onu çeken yetmiş bin melek vardır. / Cehennemi kuşatan surun dört (ayrı) duvarı vardır. Her duvarın kalınlığı kırk yıllık yürüme mesafesi kadardır. / Cehennem ateşi bin yıl yakıldı. Öyle ki kıpkırmızı oldu. Sonra bin yıl daha yakıldı, öyle ki beyazlaştı. Sonra bin yıl daha yakıldı. Şimdi o siyah ve karanlıktır. (Müslim, Cennet 29; Tirmizi, Cehennem 1 / Tirmizi, Cehenmem 4 / Tirmizi, Cehennem 8; Muvatta, Cehennem 2) ✔ Yaktığınız ateş var ya, bu cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir cüzdür! Cehennem ateşi öbürüne (dünya ateşine) altmış dokuz kat üstün kılındı. Her bir katın harareti, bunun mislindedir. / Cehennemin kıyısından büyük bir taş bırakıldı. Bu taş yetmiş yıl aşağı doğru düştü de henüz dibe ulaşmadı. (Buhari, Bed'ü'l-Halk 10; Müslim, Cennet 29; Muvatta, Cehennem 1; Tirmizi, Cehennem 7 / Tirmizi, Cehennem 2) ✔ Cehennem, Rabbine şikâyet ederek: 'Ey Rabbim! Bir parçam diğer bir parçamı yemektedir.' dedi. Bunun üzerine, Allah Teala ona, iki nefes almaya izin verdi; bir nefes kışta, bir nefes de yazda. (Yazdaki nefesi) sizin rastladığınız en şiddetli sıcaktır. (Kıştaki nefesi de) sizin rastladığınız en şiddetli (soğuk olan) zemherirdir." / Yazın sıcaklığı sıcak cehennemin nefesinden, kışın soğukluğu da zemherir cehennemin nefesindendir. (Buhari, Bed'u'l-halk 10; Müslim, Mescaid 185; Tirmizi, Cehennem 9 / Buhari, Mevakıt: 9, Müslim, Mesacid:
Edebiyat
235. ...ne yapacaklarını nereye gideceklerini neye tutunacaklarını bilememişler. Ortada bir örneklik yok, geçmiş ise bulanık ve yer yer karanlık. (19 Ocak 2026 09.54)
Haset, Kalbin Sessiz Yangınıdır
Haset, kişinin başkasına verilen nimeti kıskanması ve onun yok olmasını istemesidir. Oysa mümin, nimeti verenin Allah olduğunu bilir. Kardeşinin rızkını kıskanmak, aslında Allah’ın takdirine itiraz etmektir. Cenâb-ı Hak buyurur: “Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan verdiği şeyler yüzünden insanlara haset mi ediyorlar?” (Nisâ, 4/54) Bu ayet, nimeti kıskanmanın ne kadar çirkin ve boşuna bir tavır olduğunu bildirir. Haset eden zarar verir ama sadece kendine. Resûlullah (s.a.v.) buyurur: “Hasetten sakının. Çünkü haset, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, amelleri yer bitirir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 44) Haset eden, kıskandığı kişiye zarar veremez; fakat kendi kalbini karartır, ibadetinin lezzetini yitirir. Müminin kalbi, kardeşinin huzuruyla huzur bulur. Bugün kendimize soralım: Kalbimizde gizli bir kıskançlık taşıyor muyuz? Kardeşimizin başarısı, bizim içimizi daraltıyor mu yoksa dua mı ediyoruz? Unutmayalım: Haset ateştir; onu besleyen yalnızca içimizdeki nefistir. Kalbi temiz olan, başkasının nuruyla yanmaz; aydınlanır. Selahattin Özmen / 09.05.2025
Alıntı
🔈🔈🔈🔈🔈🔈🔈🔈 🔈Ashâb-ı Bedr İsmi Şerîfleri 01. Seyyidünâ ve Rasûlünâ ve Nebiyyünâ ve Seyyidü'l-enbiyâ-i ve'l-mürselîn Muhammed Mustafâ el-Muhacirî (SallALLAHu teala aleyhi ve sellem) 02. Seyyidünâ Ebû Bekir Sıddıyk el-Muhacirî (r.a.) 03. Seyyidünâ Ömer ibnü'l-Hattab el-Muhacirî (r.a.) 04. Seyyidünâ Osman ibn-i Affan el-Muhacirî (r.a.) 05. Seyyidünâ Aliyy ibn-i Ebi Talib el-Muhacirî (r.a.) [Hulefâ-i Râşidîn] 06. Seyyidünâ Talha bin Ubeydullah el-Muhacirî (r.a.) 07. Seyyidünâ Zübeyr ibn-i Avvam el-Muhacirî (r.a.) 08. Seyyidünâ Abdurrahman bin Avf el-Muhacirî (r.a.) 09. Seyyidünâ Sa'd bin Ebi Vakkas el-Muhacirî (r.a.) 10. Seyyidünâ Said ibn-i Zeyd el-Muhacirî (r.a.) 11. Seyyidünâ Ebu Ubeyde bin Cerrah el-Muhacirî (r.a.) [Bu renktekiler Aşera-i Mübeşşere] 12. Seyyidünâ Übeyy ibn-i Ka'b el-Hazrecî (r.a.) 13. Seyyidünâ el-Ahnes ibn-i Habib el-Muhacirî (r.a.) 14. Seyyidünâ el-Erkam ibn-i Erkam el-Muhacirî (r.a.) 15. Seyyidünâ Es'ad ibn-i Yezîd el-Hazrecî (r.a.) 16. Seyyidünâ Enes Mevla Rasülillah Muhaciri (r.a.) 17. Seyyidünâ Enes ibn-i Muaz el-Hazrecî (r.a.) 18. Seyyidünâ Enes ibn-i Katadet'el-Evsî (r.a.) 19. Seyyidünâ Evs ibn-i Sabit el-Hazrecî (r.a.) 20. Seyyidünâ Evs ibn-i Havli el-Hazrecî (r.a.) 21. Seyyidünâ İyas ibn-i Evs el-Evsî (r.a.) 22. Seyyidünâ İyas ibni’l-Bükeyr el-Muhacirî (r.a.) 23. Seyyidünâ Büceyr ibn-i Ebi Büceyr el-Hazrecî (r.a.) 24. Seyyidünâ Bahhas ibn-i Sa'lebe el-Hazrecî (r.a.) 25. Seyyidünâ el-Bera bin Ma'rur el-Hazrecî (r.a.) 26. Seyyidünâ Besbese bin Amr el-Hazrecî (r.a.) 27. Seyyidünâ Bişr ibni’l-Bera el-Hazrecî (r.a.)
Reklam
Reklam