09.54
Halk sırça köşkün enkazını çabuk temizlemiş, dünyada onsuz da yaşanabileceğini anlayarak eski hayatına dönmüş, işini yine arasında seçdiği adamlara gördürmüş, ama sırça köşkün kötü hatırasını uzun zaman zihninden çıkaramamış. İhtiyarlar çocuklarına ondan bahsederlerken, şu nasihatı vermeyi unutmazlarmış: "Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter."
Sayfa 141·Kitabı okudu
SANAT ADAMI ATSIZ RUHLARA İŞLEYEN ŞİİR. Atsız'ın sanat hayatı şiirle başlar. Biz de onun şiiriyle başlayalım. ŞİİRİN DIŞI Şiir Kadrosu Atsız'ın şiirleri, Yolların Sonu adıyla ilk defa 1946'da (İstanbul, Barıman Yayınevi) kitap hâline getirildi. 1952'de ikinci basımı (Ankara, Yeni Cezaevi Matbaası), 1963'te üçüncü basımı (Ankara, Afşın Yayınları) yapıldı. Dördüncü basım 1975'te Ötüken Yayınevi tarafından yapılmıştır. Ötüken Yayınevi'ndeki baskı sayısı Mart 2017'de 16'ya ulaşmıştır. 1990 ve 1992'de Baysan Basım ve Yayın A.Ş. (İstanbul) de eseri iki defa yayımlamıştır. Yolların Sonu'nu basan bir diğer yayınevi, İrfan Yayınevi'dir; 2000-2015 arasında 14 baskı yapmıştır. Çeşitli genel ağ (internet) ortamlarında da tek tek veya bütün hâlinde Atsız'ın şiirlerine ulaşmak mümkündür. İlk baskıda 1946'dan, ikinci baskıda 1952'den, üçüncü baskıda 1963'ten sonraki şiirler tabii olarak yoktur. Ancak 1963'ten sonraki şiirler sadece dört adettir. Sonraki baskılardan bazılarında da eski şiirlerden ikisi ("Ayrılık” şiiriyle “Bu dünyada karar olmaz” mısraıyla başlayan koşma) yoktur. Atsız'ın kardeşi Nejdet Sançar'a ait Afşın Yayınları baskısında da bu iki şiirin bulunmadığına bakarak kitaba bizzat Atsız tarafından alınmadıklarını düşünebiliriz. İki şiirinin tarihi tespit edilememiştir. Ayraç içinde dergi adı bulunan şiirler için gösterilen tarihler, şiirlerin o dergilerdeki yayımlanış tarihleridir. Birçoğu yayın tarihinden kısa süre önce yazılmış olmalıdır. Yayın yerleri belirtilmemiş olan şiirlerdeki tarihler, doğrudan doğruya Atsız'ın düştüğü tarihlerdir; bunların bir kısmında sadece yıl, bir kısmında ise gün, ay ve yıl gösterilmiştir. Yukarıda "... Türk Gençliğine” şeklinde verilen beş şiirin aslında başlığı yoktur; ilkinin başında "Adalar Denizinden Altayların daha ötesine
Reklam
Öner ve Yücel Davası: 31 Mart 1947'de Atsız, Zeki Velidî ve arkadaşlarının beraatıyla sonuçlanan Irkçılık-Turancılık Davası'nın yankıları 1947 yılında başlayan Öner ve Yücel Davası ile devam etmiştir. Dava, 29 Ocak 1947'de İçişleri Bakanı Şükrü Sökmensüer'in TBMM'deki bir konuşması ve Fevzi Çakmak'ın 05 Şubat 1947'deki bir demecine dayanmaktadır. Sökmensüer konuşmasında "demokrasinin geliştirilmesi yolunda Halk Partisi tarafından atılan her adımdan komünist'lerin faydalanmaya çalıştıklarını, hatta bu maksatla Fevzi Çakmak'a dahi mektup yazdıklarını ve "Mareşal Çakmak'ı alet olarak kullanmak yolunda ayartıcı teşebbüslere devam ettiklerini... bu suretle Mareşal'in hizmet yıllarında kazandığı hürmet sermayesini yıkmak için bir tahrik sermayesi kullanmak teşebbüsü" içinde bulunduklarını ifade eder (Ertuğrul 2000: 40-46). İçişleri Bakanının konuşmasında adının geçmesi ve Cami Baykut, Zekeriya Sertel gibi komünistlere alet olduğu iması üzerine Fevzi Çakmak da bir beyanat vermek durumunda kalır. 05 Şubat 1947'de gazetelerde çıkan beyanatında Çakmak şöyle demektedir: "Ben komünistliği bu memleket için muzır telâkki edenlerdenim. Onun için komünistler ordu ve donanmaya sokulmak istedikleri zaman şiddetli hareket ettim... Ben daha işbaşında iken eski bir Milli Eğitim Bakanının bu faaliyeti destekleyen hareketinden dolayı hükûmeti resmen ikaz ettim. Kimse kulak asmadı ve sonra da Hamidiye Köy Enstitüsündeki komünist yuvasından bahsettiler..." (Öner 1947: 10). Fevzi Çakmak'ın beyanatı üzerine İzmir milletvekili Hasan Âli Yücel bir açık mektup yayımlar ve Çakmak'a "Beyanatınızda 'eski Millî Eğitim Bakanı' dediğiniz hakikaten ben miyim?" diye sorar. Yücel, 07 Şubat 1947 tarihli Ulus gazetesinde çıkan bu yazısından sonra 12 Şubat'ta aynı gazetede bir açık mektup daha yayımlayarak
Gazetelerde geniş olarak yer alan ve kamuoyunda geniş yankı bulan Öner ve Yücel Davası âdeta Irkçılık-Turancılık Davası'nın rövanşı haline gelmiştir. 18 duruşma sonunda, 19 Kasım 1947 tarihinde mahkeme davayı düşürmüş, Yücel, 09 Aralık 1947'de kararı temyiz etmiş, Yargıtay da 26 Mayıs 1948'de mahkemenin kararını bozmuştur. Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesi 03 Temmuz 1948 tarihli kararıyla davayı düşürmede ısrar etmiştir. Yücel ve avukatları tekrar temyize başvurmuş ve Yargıtay 18 Nisan 1949 tarihinde mahkemenin ısrar kararını da bozmuştur. Nihayet Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesi 02 Temmuz 1949'da ısrarından vazgeçmiş ve sanık Cemal Saracoğlu'nun cezalandırılmasına karar vermiştir. Cemal Saracoğlu, Öner'in açık mektubunun yayımlandığı Yeni Sabah gazetesinin sahibi ve Yayın Müdürü idi; bu sebeple o da davanın sanığı idi. Kenan Öner ise 08 Mart 1949 tarihinde vefat etmişti (Ertuğrul 2000: 53-54). Hikmet Tanyu mahkeme sonucunu şöyle değerlendirmiştir: "Prof. Kenan Öner Bey hakkındaki ilk karar dikkate değer, zira hâkim Saffet Unan'ın kararı işkencenin yapıldığı ve mes'ullerinin bulunduğu yolunda idi. Bilâhare Yargıtayda ispat hakkı tanınmadığından pek tabii olarak, hadisedeki delil ve vesikalarla ispat keyfiyeti ikinci planda kaldı, böylece ispat hakkına cevaz verilmedi. Esasen Kenan Bey daha önce vefat ettiğinden hakkındaki dava düştü. Yeni Sabah Gazetesi sahip ve yazı işleri müdürüne tahkirden ceza verildiyse de bu ceza da tecil olundu." (Tanyu 1950: 12). Öner ve Yücel Davası'nın basında geniş yer alması bir başka davanın da açılmasına yol açmıştır. 1944 sanıklarından ve işkenceye maruz kalanlardan Hikmet Tanyu o tarihlerde İçişleri Bakanlığında memur olduğu için "ve diğer bazı sebeplerle (işkenceden-ABE) mes'ul şahıslar hakkında tahkikat açılmasına lüzum görüldü."
Kitap Özelinde Tüm Alıntılarım
Sayfa 15 @ 21 December 2023 07:05:26 AM Bütün gün tok tutardi ciger, kolay aciktirmazdi, bir damak zevkinden çok, çocuklukta edinilmis bir yoksulluk bilgisiydi bu. Sayfa 18 @ 21 December 2023 07:13:52 AM "Intikam bir bekleme sanatidir," Sayfa 18 @ 21 December 2023 07:20:11 AM "Akli yarim kullar bize Allah'in emanetidir," Sayfa 18 @ 21 December 2023 07:20:44 AM Delilik de kimsesizlikti. Sayfa 27 @ 21 December 2023 07:32:54 AM Hiçbir seyden haberinin olmamasi iyi bir sey. Insan orada gizlenebilir. Sayfa 29 @ 21 December 2023 07:38:34 AM Göz göze degince, bunca hizla kaçirilan bakislar bir suça isaretti. Sayfa 34 @ 21 December 2023 08:13:35 AM Peygamber Efendimizin zamanindan bu yana insan ruhunda ne kadar az sey degismisti. Belki de hiç! Sayfa 37 @ 21 December 2023 09:02:23 AM Sizi düsmaninizdan önce gaflet yakalar. Sayfa 50 @ 22 December 2023 07:11:29 AM "Temkinli ol, ihtiyatli ol ama evhamli olma, seni evhamli yapan sey, aslinda seni tehlikeye atan seydir." Sayfa 51 @ 22 December 2023 07:14:03 AM Hem her sey dogruymus gibi dikkate alacaksin, hem her sey yalanmis gibi üstünde durmayacaksin!
Kitap Özelinde Tüm Alıntılarım
2023-12-08 18:56  |  Page No.: 5 Değişmeyen tek şey değişimdir. ------------------- 2023-12-08 18:55  |  Page No.: 5 Sözün özü, savaşamayacağımız tek şey zamandır. ------------------- 2023-12-08 18:58  |  Page No.: 6 Çünkü zamandan başka her şeyle savaşabiliriz. ------------------- 2024-01-03 17:27  |  Page No.: 17 Esas deneme, esas imtihan yoksullukla olan değil varlıkla olan denemedir." Yoksul olan bir kişinin bırakabileceği bir şeyi yoktur ama varsıl olanın onu bırakması ve ondan vazgeçmesi büyük bir denemedir. ------------------- 2024-01-03 17:27  |  Page No.: 17 Fakir olan kimdir? Parası az /olan mı, isteği çok olan mı? ------------------- 2024-01-03 17:39  |  Page No.: 24 Toprak, çit ve meyve (fizik, mantık, ahlak); bu üçü birleştiği zaman Stoik felsefenin temeli oluşur. ------------------- 2024-01-03 17:42  |  Page No.: 25 Amor Pati: Kaderini Sev" ------------------- 2024-01-03 17:43  |  Page No.: 25 Kaderini sev, başına gelen her _şeyi şimdi ve burada kucakla, ancak bu şekilde onun kısıtlamalarının ötesine geçeceksin." tavsiyesini sunar. ------------------- 2024-01-03 17:53  |  Page No.: 28 Bir zorluk karşısında delirebilir; korku, endişe duyabilir ya da sakinlikle üstesinden gelebilecek gücümüzü açığa çıkarabiliriz. Zorlukları nasıl
Reklam
Reklam