Not: içerik hakkında bilgi vardır. Kitabı okumadıysanız incelememi okumanızı tavsiye etmem. Kendime hatırlatma olarak yazdım.
Charlie dünyaya çok düşük bir zeka ile gelmiş bir çocuk. Ailesi özellikle annesi bunu farkettiğinde durumu kabullenmez ve Charlie’yi zorlar. Öğrenemediği her şey öfkeyi, suçlanmayı ve şiddeti artırır. Kız kardeşi Norma doğduğunda işler daha kötüye gider. Normal bir kız olan Norma 8 yaşına geldiğinde Charlie evden gönderilir. Bakım evlerinde, engelli bireyler için olan okullardan geçen zamandan sonra bir fırında çalışıp, alay konusu olduğunu farkedemeden yaşayan Charlie bir deneyin parçası olur. Ameliyat edilir ve zeka seviyesi hızla yükselmeye başlar. Kitap Charlie’nin ameliyattan sonra tuttuğu günlükler ile başlıyor. Çocuksu ve basit bir dille yazılan günlüklerde değişim görülüyor. Dil değişiyor, yazım kuralları belirginleşiyor. Daha önce Algernon adlı farede başarılı sonuç veren deney Charlie’yide zeki bir yapmıştır. Hatta dahi. Artık neredeyse dünyada konuşulan bütün dilleri biliyor. Daha önce ona olağanüstü gelen makalelerin bilimsel eksikliklerini görüyor. Zeki değilken insanlar onunla dalga geçiyor arkadaş olmuyordu. Ama şimdi de bir dahi ve insanlar onu ukala, duygusuz buluyor ve onun yanında eksik hissettikleri için arkadaş olmuyor. Charlie aşkı da, tutkulu ilişkileri de yaşıyor. Ve algernondaki garip değişiklikleri farkedene kadar her şey iyi gidiyor. Algernonda beklenmedik bir gerileme başlıyor. Agresif ve unutkan oluyor. Charlie yaptığı testlerde bunun çok geçmeden kendi başına da geleceğini anlıyor. Kısa bir süre sonra Algernon ölüyor. Vakti kısıtlı olan Charlie annesini ve kız kardeşini görmeye gidiyor ve bu yüzleşme epey sarsıcı oluyor. Babasını annesi terk etmiş. Onu da görmeye gidiyor. Geçmişle hesaplaşmasını bitiren Charlie
Kitabın özetidir. Kendime hatırlatma olarak yazıyorum.
Jülide ve ishak. Jülide bir ressam, ishak tesisatçı. Jülide ishak’ın üst katında oturuyor. İshat herkes tarafından sevilen, dürüst, iki çocuk babası ve karısı gültenle sıradan bir hayat yaşayan bir adamken bir gün Jülideyle kaçtıkları haberi mahalleye bomba gibi düşüyor. Olaylar bundan sonra başlıyor. İlk olarak jülidenin eski erkek arkadaşı Gökçe’nin Moda’daki evine gidiyorlar. Sonrasını sonra düşüneceklerdir. O gece dinlenecekleri en uygun yer orasıdır çünkü Gökçe’de yurt dışındadır. Ancak sabah uyandıklarında Jülide evde yoktur. İshak saatlerce bekler panikler sonunda biri gelir ama gelen Jülide değil Gökçe’dir. İş karakolluk olunca Jülide çıkar gelir. Meğer gözleri körlüğe adım adım ilerleyen bir hastalıkla mücadele edermiş. Her şeyi ishak’a anlatıp gönlünü aldığı sırada ishak’ın Erzincan’daki babasının öldüğü haberini alırlar. İshak annesi ölünce babasının yeniden evlendiğini, üvey annesi istemeyince de ishak’ı babasının İstanbul’da yatılı okuttuğunu, okul bitince de memlekete dönmediğini anlatır. Jülidenin ısrarıyla Erzincan’a giderler. Yıllar sonra ilk kez üvey annesini ve üvey kardeşlerini görür. Mezarında babasına veda eder. İstanbula dönerken tulum peyniri almak için girdikleri bir markette yaşlı bir kadın ishak’a hayatının sırrını anlatır. Meğer annesi doğumda ölmemiş. Adı da Nuran değil Nora imiş. Ermeni asıllı olduğu için aileler evliliğe karşı çıkmışlar. İshak doğduktan kısa bir süre sonra Nora aklını kaybetmiş. Aylarca hastahane de yatmış. İyileşmeyince de Nora’nın ailesi onu Fransa’ya götürmüşler. Yıllar sonra Nora oğlunu almak için geri dönmüş ama yine hastalanmış. Babası gelip onu tekrar Fransa’ya götürmüş ve Nora orada ölmüş. İshak annesinin arkadaşlarının izini sürerek, jülideyle birlikte