"Ağlıyordum, onu gönlümde istedim ve sadece orada." Öylesine yoksulluk, bir sevi düşünün bu kadar yayılması günlere, hiç karşılıksız... Ağlıyorduk. Ben bu ıslaklığı tanıyordum, düşümde böyle düşünüyordum. Size dokunurken. Siz bu ıslaklığı tanıyordunuz, düşümde böyle düşünüyordunuz. Nasıl biliyorduk, nasıl? Her ışıktı ânın acı yükünü, ülkemizin sonsuzca yumuşayarak karanlıktan kurtulduğunu; bu gözyaşlarının susulmuş her çığlık, beklenmiş her sevinç için, onun için bu kadar akıcı, saran ve parlak.
"Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim de bir ruhum bulunduğunu öğrettin."