Okumak ne güzel..
-Nerde kaldın? Beni hiç yoklamadın evladım! Haklısın, bende kabâhat ki haber yollamadım. Bilirim çoktur işin, sonra bizim yol pek uzun.. Hele dinlen azıcık, anlaşılan yorgunsun. Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın.. Üşüyorsan eşiver mangalı, eş eş de ısın. Odanın loşluğu kasvet veriyor pek, baktım Şu fener yansa, deyip bir kutu kibrit çaktım. Hele son kibriti tuttum da yakından yüzüne, Sürme çekmiş gibi nûr indi mumun kör gözüne! O zaman nim açılıp perde-i zulmet, nâgâh, Gördü bir sahne-i üryan-ı sefalet ki nigâh, Şâir olsam yine tasviri olur bence muhâl: O perişanlığı derpiş edemez çünkü hayâl! perde-i zulmet: karanlık perdesi sahne-i üryan-ı sefalet : çıplak yoksulluk sahnesi nigah: göz nâgâh: birden, ansızın muhal: imkansız derpiş: göz önünde canlandırmak
Sayfa 124·Kitabı okudu
Şiir
Dinle, bak hayat nedir: 1. Perde: Gökyüzü kurşun renginde. Canınızı yakarlar. 2. Perde: Gökyüzü kurşun renginde. Tekrar canınız yanar. 3. Perde: Hava kararır, yağmur başlar. 4. Perde: Karanlık çoğalır. Bir kapı görülür. 5.Perde: Gece, koyu gece, kapı kapalı. Dışındasınız. Kapının dışında.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Merhum
Meğerse olmayacakmış ne bir gelen, ne giden! Meğer açılmayacakmış müebbeden artık O perde perde hakâik, o ukdeler, o dehen! dehen:ağız hakâik:hakikatler ukde:düğüm
Sayfa 114·Kitabı okudu
Şiir
Hasbıhal
Feryâdına âsumân müsaid! Gönder bana sen de neyse derdin... Yâdında mı bir zaman ne derdin? Müstakbeli almayıp hayâle! Gel biz dalalım bu hasbıhâle! Edvâr-ı hayât perde perde... Allâh bilir ne var ilerde. âsumân: gökyüzü edvâr-ı hayât : hayatın devirleri
Sayfa 103·Kitabı okudu
Şiir
sanırım ağlayacağım
"Hey, burada güvendesin. Benimle güvendesin." Dudaklarımız arasında ince bir perde çekecek kadar uzaklaşan ilk o olmuştu. Gözlerimi birkaç kez kırpıştırdım ve beni izleyen gözlerine baktım. "Ben..." Sesim kısıktı. "Seni öpmeden ölmek istemedim. Bunun nasıl bir şey olduğunu bilmeden ölmek çok zalimce olurdu." Thatcher başparmağını şişmiş dudağımın üzerinde gezdirdi. Öpücüğü, tenime yapılan yumuşak bir masaj gibi hissettiriyordu. Tadını ağzımın içine itiyordu. Dudaklarının kenarı seğirdi. "Sevgili hayaletim," diye fısıldadı. "Seninle işim bitene kadar ölmeyeceksin."
Sayfa 285·Kitabı okudu
Alıntı
Bakara 187. Ayet Tefsiri
”(...)𝗢𝗻𝗹𝗮𝗿 𝘀𝗶𝘇𝗶𝗻 𝗶𝗰̧𝗶𝗻 𝗯𝗶𝗿𝗲𝗿 𝗲𝗹𝗯𝗶𝘀𝗲, 𝘀𝗶𝘇 𝗱𝗲 𝗼𝗻𝗹𝗮𝗿 𝗶𝗰̧𝗶𝗻 𝗯𝗶𝗿𝗲𝗿 𝗲𝗹𝗯𝗶𝘀𝗲 𝗴𝗶𝗯𝗶𝘀𝗶𝗻𝗶𝘇.(...)” Denildi ki onlar sizin için, helal olmayan şeylere birer perde ve engel, siz de onlar için aynı durumdasınız, erkek eşiyle kadın da kocasıyla iffetini korur. Bir de şöyle denildi : Onlar sizin için sükûnet ve huzur vesilesi, siz de onlar için sükûnet ve huzur vesilesisiniz; erkek hanımıyla, kadın da eşiyle sükûnet ve huzur bulur. Bu mâna, ”Geceyi insanı bürüyen elbise gibi sükûn ve huzur vesilesi kıldık”, ”içinde huzur bulmanız için geceyi sizin için yaratmıştır” mealindeki ilahi beyanlarda yer alan "libâs” (لباس)ve "sükûn " (سكون) kavramlarına benzemektedir. İkisinden birinin geceleri diğerinin elbisesi olması şeklindeki anlam da ihtimal dahilindedir. Nihaî gerçeği bilen Allah'tır.
Alıntı