Kâsım b. Muhammed, Hz. Âişe (r.a)'den rivayet ediyor: Peygamber (s.a) yağmur bulutu görünce; "Allah' ım, zararsız ve afiyetli yağdır!" diye duâ ederdi. Kâsım b. Muhammed, Hz. Âişe' den naklediyor: Peygamber (s.a)'den duydum: "En bereketli nikâh, yemeği en sade olan nikâhtır".
Sayfa 193·Kitabı okuyor
Urve b. Zübeyr, Abdullah b. Amr'dan naklediyor: Peygamber (s.a)'den duydum; "Allah (c.c) ilmi, insanlardan bir anda çekip almaz. Fakat önce âlimleri, ilimleriyle birlikte çekip alır. (ortada) Âlim kalmayınca, halk cahilleri başlarına getirir. Onlar sorar, (ötekiler) bilmeden cevap verirler. Saparlar, saptırırlar!" (Sahih hadis).
Sayfa 190·Kitabı okuyor
Reklam
Şef Bol Darbe, geçmişte yerli hikâyelerini çarpıtan beyaz adamlara karşı duyduğu derin güvensizliği aşarak nihayet konuşur. Anlattığı şey, sadece bir kültürün bitişi değil, kendi hayatının da nasıl bir "hiçliğe" gömüldüğüdür. ​Şef, çocukluğunda ve gençliğinde Büyük Düzlükler'de özgürce at koşturan Karga halkının o görkemli dünyasını anlatır. Hayat; avlanmak ve savaşmak gibi iki kutsal amaç üzerine kuruludur. İsimlerinden pişirdikleri yemeğe kadar her şey bu düzene hizmet eder. Ahlaklarının merkezinde ise toprağa çaktıkları ve sınırlarını, onurlarını koruyan oyma tahta kazıklar vardır. Şef, en az Avrupa uygarlıkları kadar karmaşık ve derin metaforlarla örülü bu muazzam medeniyeti bizzat yaşar. ​Ancak bu medeniyet, beyaz adamın gelişiyle kökünden sarsılır. Beyaz adamlar yerlilerin topraklarını ellerinden alır ve onları rezervasyonlara (sınırlı kamplara) kapatır. İşte trajedi tam bu noktada başlar: Şef, hayatının belki de sadece ilk 10-15 yılında bu özgür ve anlamlı dünyayı yaşamıştır. Şu an yaşlı bir adam olarak bu hikâyeyi anlatırken, hayatının geriye kalan o koskoca 40-50 yıllık dönemini tamamen yok sayar. Çünkü beyaz adamın gelişiyle ne avlanacak bir alan ne de uğruna savaşılacak bir onur kalmıştır. ​Şef, ömrünün neredeyse tamamını kaplayan o uzun, sessiz ve esaret altındaki yılları tarihe gömen şu kahredici sözü söyler: ​"Ondan sonra hiçbir şey olmadı." ​Çünkü onun gözünde, beyaz adamın gelişiyle halkını var eden o kadim dünya ölmüştür ve dünyası ölen bir insanın, sonrasında geçen onlarca yıllık ömrü de yaşanmış sayılmaz.
Sayfa 165·Kitabı okuyor
Yıkım
Tabiinden Urve b. Zübeyir b. Avvam (r.h) der ki: "Hikmetli kitaplarda geçer: Eğer sözün tatlı, yüzün şefkat, ferahlık ve teva zu dolu ise, insanlar seni, hediye ve bahşiş dağıtanlardan çok daha fazla sever"
Sayfa 189·Kitabı okuyor
Whitfield (1991), İçimizdeki Çocukla ilgili olarak 14 temel sorunla karşılaşabileceğimizi söyler. Bunlar: 1. Hep ya da hiç biçiminde düşünme 2. Denetim 3 . Aşırı sorumlu ya da sorumsuz olma 4. Kendi gereksinmelerini ihmal etme 5. Uygunsuz davranışı hoşgörme 6. Terk edilme korkusu 7. Çatışma durumlarıyla uğraşma ve çözmede zorlukla karsılaşma 8. Güven duymama 9. Kendi olarak hareket edememe 10. Duyguları ifade edememe 11. Kendini değersiz görme 12. Bağlaşıklık (co-dependecy) 13. Kaybettiklerimize yas tutamama 14. Sevgi alisverişinde zorluk çekme
Sayfa 209 - Remzi Kitabevi, 1994·Kitabı okuyor
Alıntı
Süleyman b.Yesar ve arkadaşı Ebva denen yerde konaklarlar. Arkadaşı çarşıdan bir şeyler almak için bulundukları yerden ayrılır. Süleyman çadırda tek başınadır. O sırada başka bir çadırdan Süleyman'ı gözetleyen bir bedevî kadını, onun cazibesine dayanamayarak çadıra yaklaşır. Peçeli ve örtülü olan kadın gelir, Süleyman'ın önünde durur. "Bana yaklaşır mısın?" deyince, Süleyman onun yemek istediğini sanır. Sofradan arta kalan bir parça yiyeceğini ona vermek için ayağa kalkar. Ama kadın; "Hayır, senden bunu istemiyorum. Bir erkeğin ailesine verebileceği şeyi istiyorum" der. "Seni bana şeytan gönderdi!" diye bağıran Süleyman, başını kolları arasına alıp hüngür hüngür ağlamaya başlar. Onun bu umulmayan halini gören kadın peçesini yüzüne örter ve pişmanlık dolu adımlarla gerisingeri çadırına döner. Biraz sonra Süleyman'ın yol arkadaşı, elinde azık olarak satın aldığı şeylerle çadıra döner. Onun ağlamaktan şişmiş gözlerini görünce; "Ne oldu? Niçin ağlıyorsun?" diye sorar. Süleyman, olayı arkadaşına anlatır. Bu sefer arkadaşı ağlamaya başlar. Süleyman; "Seni ağlatan nedir?" diye sorar. Arkadaşı; “Benim daha çok ağlamam gerek"der. Süleyman; "Niçin?" diye sorduğunda, arkadaşı; "Çünkü ben senin yerinde olsaydım, korkarım bu işe sabredemezdim" der. Daha sonra Süleyman Mekke'ye gelir. Rüyasında Hz.Yusuf (a.s) onu övmüştür.
Sayfa 186·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam