Bağışlasınlar, aldırmasınlar. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz?
Yeryüzündeki aşk olasılığı ve süreci de karıncaların karşılaşmaları ve yaklaşık 10 saniye birbirlerine dokunmaları oranında. Ne zavallılık!
Sayfa 522
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
15 Temmuz Cuma, Marmara Adası Yattığım odanın tavan kirişlerinden birinin yan yüzeyinde çılgınlar gibi koşuşturan karıncalar var. Kirişin bir ucundan aniden hızla bir dörtlü öbür ucuna yola çıkarken, diğer uçtan da bir altılı yola çıkmış bulunuyor ve yüzeyin ortasında karşılaştıklarında büyük bir çarpışma; hepsi birbirine şiddetli bir biçimde dokunuyorlar ve hiçbir şey olmamış gibi yollarına (ters doğrultuda) devam ediyorlar. Nereden gelip nereye gittikleri belli değil kaza eseri aşklar bu çarpışmalar bazen bir bir bazen iki iki bazen daha çok sayıda büyük bir telaşla koşuşturuyorlar... Yeryüzündeki aşk olasılığı ve süreci de karıncaların karşılaşmaları ve yaklaşık 10 saniye birbirlerine dokunmaları oranında. Ne zavallılık!
Sayfa 522
Alıntı
Günümüzde ne yazık ki hac ayları denilince ne anlaşılması gerektiği ile ilgili bir anlam bulanıklığı oluşmuştur. Mezheplerin çoğunluğuna göre “hac ayları”ndan kasıt Şevval, Zilkade ve Zilhicce’nin 10 günüdür. Bazıları ise bu üç ayın tamamının kastedildiğini söylemişlerdir. Müfessir Muhammed İzzet Derveze ise üç haram ay olan Zilkade, Zilhicce ve Muharrem’in hac ayları olduğunu ifade etmiştir. Haccı birkaç güne sıkıştıranlar, daha önceki aylarda ihrama (ihramı altıncı maddede açıkladık) girilebileceğini fakat haccın bu aylarda tamamlanamayacağını söylemektedirler.
Sayfa 446 - İstanbul Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Cornelis sağ olsun: sinirden stresten ilerleyemediğim ilk kitap
Siyah lale dışında her şeyden konuştular. Sonra, her zaman olduğu gibi saat 10.00'da birbirlerinden ayrıldılar. Cornelis lalesinden söz edilmeyen bir laleci ne kadar mutlu olabilirse o kadar mutluydu. Dünyanın tüm aşıkları gibi rosa'yı güzel, iyi yürekli, sevecen ve çekici buluyordu. Ama Rosa neden laleden söz edilmesini yasaklamıştı? Bu rosa'nın büyük bir kusuruydu.
Sayfa 146·Kitabı okuyor
İnsanların kırk yaşına gelince bir noterlik ve altmışında bir emekli maaşı sahibi olabilmek için hukuk okudukları ya da felsefe doktorası yaptıkları bir çağ olmuştu. Bu insanların kafalarının içinde ne vardı, düşünülmeye değerdi doğrusu. Önlerinde bir barın masası başında geçecek 10 000, 15000 gece, 4000 omlet, 2000 aşk gecesi bulunan insanların düşünceleri! Ve onlar, hoşlarına giden bir yerden ayrılırken, "Gelecek yıl ya da on yıl sonra gene gele- ceğiz," derlerdi. Boris, sertlikle, "Ne eşekçe işler yaparlardı kim bilir," diye düşündü. İnsan yaşamını otuz yıllık mesafeden yönetemez. Onun hesabı çok daha alçakgönüllüydü; iki yıllık projeleri vardı; sonra, tamam, bitti. Alçakgönüllü olmak gerekti. Mavi ırmağın sularında bir sal ağır ağır kayıyordu ve Boris birden dertlendi. Hiçbir zaman Hindistan'a, Çin'e, Meksika'ya, hatta Berlin'e gidemeyecekti: Yaşamı arzuladığından da daha alçakgönüllü olmuştu. İngiltere'de birkaç ay, Laon, Biarritz, Paris, bütün dünyayı dolaşmış insanlar vardı! Bir tek kadın. Çok küçük bir yaşamdı bu; şimdiden bitmişe, tüketilmişe benziyordu, çünkü nelerden yoksun olacağı çok önceden belliydi, biliniyordu. Alçakgönüllü olmak gerekti. Dikildi, bir yudum rom içti ve düşündü: Böylesi daha iyi, boşa harcamış olmak korkusu yok hiç olmazsa.