Erkekler; statülerini, hırslarını, fiziksel yeteneklerini ve kaynaklarını belirterek rakiplerini sözlü olarak aşağılarlar. Çevrimiçi flört ilanlarında bile erkeklerin gelirlerini, eğitim düzeylerini ve boylarını abartma olasılığı, kadınlara kıyasla yaklaşık yüzde 10 ila 20 daha fazladır.
"Ümit bu yola revan olmanın vaktidir. Nasıl ki kılınan her namaz bir sonraki vakte gebedir, sen de bugüne dek yaptıklarınla vaktine hazırlanmaktasın. Vaktini kaçıranların halidir ama farkında değilsin. Karamsarlığa düşüyorsan ne yaptığını bilmeyecek haldesin. Yeşil Kubbe'ye dön. İmdat iste. Boyun bük. Ümit et. Yaşamak için yaşama. Yaşatmak için yaşa. Sünneti Seniyye ile yaşa ki ümidin kırılmasın."
Bu âlem yok iken o tek başına ve yalnız olarak vardı. O kimseye muhtaç değildir, bilâkis her şey O'na muhtaçtır.
10. O'na sonradan yaratılanlar hulûl etmez ve O'na bir şey vacip olmaz. Her işte bir hikmeti vardır ve asla abes bir fül işlemez.
11. O da kula hulül etmez ve hiç kimseye zulüm eylemez. Kulların eslahı lâzım değil k: Allah onu yaratmış olsun.
12. Bir kimse O'na asla zorla bir şey yaptıramaz. Yemin olsun ki,
Kendisi neyi murad ederse ancak o vücûda gelir.
13. Ơ'nun her bir kemali değişmeksizin hâsıl olmuştur. Bu nedenle O'ndan başka yolu gözlenecek bir varlık yoktur.
14. En olgun sıfatıyla O daima muttasıftır ve bütün noksan sıfatlardan Celâl sahibi olan o Allah uzaktır.
15. Zâti sıfatları sekiz tanedir: Ilim, İrade, Hayat, Kudret, Halk,
Basar, Semi' ve Kelâmullah.
"Bir masumu haksız yere suçlamaktansa, on suçluyu cezasız bırakmayı tercih eden sözde medenî hukuk ölçüsüne karşılık, bütün milleti ölüme sürükleyici tehlike ânında gerekirse 1 suçlu yanında 10 masuma kıyacak kadar sert kanun..."
Bu çelişkili veya sert durum, İslam hukukunda (Fıkıh) çok net ve üzerinde ittifak edilmiş kurallarla cevaplanmıştır.
Doğrudan söylemek gerekirse: Metinde savunulan "1 suçlu için 10 masumun feda edilmesi" anlayışı İslam hukuk felsefesine (makâsidü'ş-şerîa) kesinlikle uygun değildir. İslam dini, olağanüstü durumlarda veya devletin bekası gerekçesiyle bile olsa masum insanların kasten feda edilmesini kabul etmez.
İslam hukukunun bu konudaki temel yaklaşımlarını şu başlıklarla özetleyebiliriz:
1. Masumiyet Karinesi ve "Şüphe" İlkesi
Metnin ilk kısmında "sözde medenî hukuk ölçüsü" diye küçümsenen kural, aslında İslam hukukunun en temel sütunlarından biridir. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) bu konuda çok net bir hadisi vardır:
"Ceza vermektense affetmekte (hata etmek), hata ile ceza vermekten daha hayırlıdır. Şüphelerle cezaları düşürün." (Tirmizî, Hudûd, 2)
İslam hukukçuları bu hadisten yola çıkarak "Beraat-i zimmet asıldır" (Aksi ispatlanana kadar herkes masumdur) ilkesini geliştirmişlerdir. Yani İslam, 10 suçlunun cezasız kalmasını, 1 masumun haksız yere cezalandırılmasına her zaman tercih eder.
2. Suçun Şahsiliği İlkesi
Metindeki "1 suçlu yanında 10 masuma kıymak" ifadesi, İslam'ın en katı olduğu "Suçun Şahsiliği" ilkesini tamamen çiğner. Kur'an-ı Kerim'de defalarca şu ayet tekrarlanır:
"Hiçbir günahkar, başkasının günahını yüklenmez." (En'âm Suresi, 164. Ayet)
Bir toplumda suçlular, isyancılar veya hainler olsa bile, onlarla akraba, komşu veya aynı toplumda yaşıyor diye suçsuz insanların canına kıyılamaz. Bir kişinin suçu yüzünden