Bilinç, her ne kadar fiziksel süreçlerle ilişkilendirilmeye çalışılsa da yalnızca kimyasal tepkimelerin toplamı olarak açıklanamayacak kadar çok katmanlı bir fenomen gibi görünmektedir. Dolayısıyla, beynin bu karmaşık kimyasal doğası bir yandan bilinci mümkün kılan temel zemin olarak değerlendirilirken, diğer yandan da açıklanamayan yönleriyle bilimsel indirgemeciliğe karşı felsefi bir direnç noktası oluşturmaktadır. Örneğin, beyindeki hücreler arası bağlantı (sinaps) sayısının 5x10 üzeri 11 ile 5x10' üzeri 14 arasında değiştiği belirtilerek, bireyler arasındaki önemli varyasyonlara dikkat çekilir. Ayrıca, yaklaşık 8.6x10'üzeri 10 sinir hücresi (nöron) ve 9.5x10'üzeri 10 nöron olmayan hücre (glial hücreler gibi) içerir. Beyinde 3.000 farklı ana hücre tipi bulunduğu ve her beyin bölgesinde ortalama 5 ana hücre tipinin yer alır. Ayrıca, modern araştırmalarla 737 beyin bölgesi, sinir ileticilerinin farklı etki üretebileceği 500 reseptör tipi, 450 farklı iyon kanalı gibi olağanüstü korkunç sayıların kombinasyonları, beynin işlevsel ve yapısal çeşitliliğini ve her bireyin benzersizliğini ortaya koyar.
Sayfa 398·Kitabı okuyacak
1000Kitap
Amiral Sir Henry Woods anlatıyor:
“…Sadrâzam ve nâzırlar tebriklerini arz etmiş, en kıdemli vezîrlere sıra gelmişti ki, ortadaki muazzam âvîzenin zangırdadığını duydum. Baktım, dîğer âvîzeler de sallanıyordu. Büyük âvîzeden büyük bir parça kopmuştu, teşrîfât-ı umûmiyye nâzırı Vezîr Münir Paşa’nın tepesine düşmek üzere idi. Zemînin, ayağımın altında gidip geldiğini hissettim. Japonya’da ve Güney Amerika’da pek çok zelzele görmüştüm. Zelzele olduğunu hemen anladım. Sıvalar düşmeye ve pencere camları çatlamaya başladı. O anda büyük panik oldu. Sivil ve asker, Dolmabahçe Camii avlusuna açılan pencerelere koşup oradan dışarıya atlamak istiyorlar, tavanın başlarına yıkılacağından korkuyorlardı. Heyecanını gizleyen ve îtidâlini kaybetmeyen tek şahıs, II. Abdülhamîd idi. Yaşlı hâriciye nâzırı Saîd Paşa ile birkaç kişi, padişaha, salonu terk etmesi için yalvarıyorlardı. II. Abdülhamîd, kulak asmadı. Tahttan kalktı. Hünkâr başimâmını çağırdı. Duâ etmesini emretti. İmâmın dâvûdî sesiyle yaptığı duâyı hiç unutamayacağım, tüylerim diken diken oldu. Duâ bitti ve zelzele de bitti. Padişah, muâyedenin devamını irâde etti. Hiçbir şey olmamış gibi tebrikleri kabûle devâm ediyordu. Ama kısa fâsılalarla yer sarsıntısı devam ediyordu ve herkesin korkudan benzi solmuştu. Tavana yakın husûsî bölmelerdeki elçiler, korkudan ne yapacaklarını şaşırmışlar ve paniğe kapılmışlardı.”
Tarih
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sultan Vahdeddin, İstanbul’da İngilizler’in esiri durumunda bir zavallı idi ama, İngiliz imparatorluğunun yarısında İngiltere kralının değil, onun adı en büyük törenler ve saygılarla anılıyordu.
Alıntı
Kim var et alabilen, Sor onu sen kasaba! Elli liraya pişmez, Sade suya bir çorba. Zalimsen adın mazlum, Mazlumsan adın zorba
Haziran 10 / Ve Bir asır sonra
2010 yılının bugünlerinde Buenos aires'te eşcinsel evliliklerin yasallaşması projesi ile ilgili bir tartışma açıldı... 15 temmuz günü Arjantin kadından erkeğe cinsel farklılığın gökkuşağındaki herkesin tam eşitliğini tanıyan ilk Latin Amerika ülkesi oldu.
Sayfa 186·Kitabı okuyor
“Boşansaydınız,” dedim, “o kadar cesaretin yok muydu?” “Sende var mı o cesaret?” dedi. Sesi buz gibiydi. Acının insan ruhuna yayılması için ne kadar zaman geçtiğini o anda anladım. 1, 2, 3, 4… Bende de yoktu o cesaret… 8, 9, 10… Hiç olmadı… 12,13… Ayrılma kararını veren Melek oldu… 16, 17, 18… Ayrılmak istedi, beni ikna etmeye çalıştı, gözyaşlarıma göğüs gerdi, benimle ağladı, daha önce boşanmış olan arkadaşlarıyla yemeğe çıkmamı sağladı, yayınevinden benim için izin aldı, tatile çıkmam için baskı yaptı, ailesiyle konuştu, avukat ayarladı, boşanma terapistinin seans ücretlerini ödedi… 32, 33, 34… en sonunda bir not bırakıp gitti… 41, 42, 43… ve bitti… 50. Elli saniyelik bir şeydi.
Alıntı