Kontrolsüz nüfus artışı fosil enerji kaynaklarının tükenmeye başlaması son 60 yılda gıda için sulanan Toprak miktarının 4 katına çıkması su kaynaklarının %70'inin bu toprakların sulamasında kullanılıyor olması ve sürekli devam eden bir tüketim hali dünya için tedbirler almayı mecbur kılmaktadır. Artan nüfus Japonya ve Güney Kore haricinde genellikle Doğu toplumlarında gerçekleşmiş ve bu aşırı nüfus ise çalışan insanların düşük ücret almasını kadınların da iş yaşamına dahil olmasıyla yüksek işsizlik rakamlarını ve yüksek oranlarda sınır ötesi göçleri de beraberinde getirmiştir. Aslına bakılırsa nüfus sorunu bile kültürel bir problemdir ve toplumların eğitim düzeyleri arttıkça bireyler medeniyete uyum sağladıkça bu artış hızı da azalacaktır. 2050'de dünya için beklenen nüfus 9-10 milyar arasındadır ve bu sayıda denge bulacağını iddia eden sosyal bilimcilerde vardır. Peki son 60 yılda neredeyse 3 katına çıkan nüfus ortalama yaşam süresi artmışken tıp gelişmiş gıda sorunu endüstriyel tarımla çözümlenmiş ve ortada Büyük bir savaş ihtimali bile yokken ve nüfus olarak sürekli artıyor olmayı kültürel alışkanlıkları haline getirmiş Bu kadar Ulus varken nasıl olacak da kalan sürede sadece 2 milyar artacaktır? Küreselleşen dünya bir medeniyet projesidir birçok kültür değişime uğramaktadır ve haliyle geçmişten getirdikleri birçok alışkanlık ortadan kalkacaktır kalkmalıdır. Küreselleşme süreci her ülkeye farklı türden gerçekleri dayatmaktadır ve bütün kültürlerin kendilerine göre artıları ve eksileri vardır.
Alıntı
•Uykunuzu bir dinlenme yaptık. •Geceyi sükünet için bir örtü kıldık . •Gündüzü de geçiminizi kazanma vakti yaptık . Nebe/9-10-11
Reklam
Entropi ve iyimserlik: Evreni döndüren ikiz kuvvetler.
Biraz uğraşırsan başını ne büyük belalara sokabileceğini aklın almaz.
Atomlar Üzerine
Bilim tarihini tek bir önemli cümleye indirgemeniz gerekse, o cümle "Her şey atomlardan yapılmıştır" olurdu. Onlar her yerdedir ve her şeyi onlar oluşturur. Çok uzun yaşadıklarından atomlar defalarca deveran eder. Sahip olduğunuz her bir atomun size gelene dek birkaç yıldızdan geçtiğini,milyonlarca organizmanın parçası olduğuna kesin gözüyle bakabilirsiniz. Her birimiz atom açısından o kadar zenginiz ve öldüğümüz zaman öyle etkin bir geri dönüşüm sürecine gireriz ki atomlarımızın önemli bir miktarı( kişi başına tahminen bir milyar kadarı) muhtemelen bir zamanlar Shakespeare'e aitti.1 milyar atom da her birimize Buda'dan, Cengiz Han'dan ve adlarını sıralamak isteyeceğiniz başka bir sürü tarihi şahsiyetten geldi( Bunların maziye karışmış zat-ı muhteremler olmaları şart tabii çünkü bir kişiye ait tüm atomların tekrar paylaştırılması onlarca yıl alır yani siz ne kadar isterseniz isteyin henüz Elvis Presley'le birleşmiş olamazsınız) Demek ki hepimiz kısa ömürlü olmakla birlikte, reenkarnasyonlarız. Öldüğümüz zaman atomlarımız dağılır ve başka yerlerde yeni kullanımlar bulmak (bir yaprağın ya da başka bir insanın veya bir çiğ damlasının parçası olmak) üzere çekip giderler. Bununla birlikte kendileri neredeyse sonsuza dek yaşar. Bir atomun ne kadar uzun yaşayabileceğini kimse tam olarak bilmiyor ama Martin'in Rees'e göre ömürleri yaklaşık 10 üzeri 35 yıldır: Benim bile bilimsel yazımına başvurmaktan çekinmeyeceğim kadar büyük bir sayıdır bu. Üstelik atomlar çok miniktir hem de nasıl minik yarım milyon atom omuz omuza dizilse bir insan tüyünün arkasına saklanabilir. Böyle bir ölçekte tek bir atomu hayal etmek esasen imkansızdır, ama elbette denemekte özgürüz...
Sayfa 120
1000Kitap
Reklam
Reklam