ÖMER NASUHİ BİLMEN (1883-1971)
1883 yılında Erzurum'un Salasar Köyü'nde doğdu. Babası zamanın âlimlerinden Hacı Ahmet Efendi, annesi Muhibe'dir. İlk tahsiline, Ahmediye Med-resesi müderrisi olan amcası Abdürrezzak İlmî ve Erzurum Müftüsü Müderris Hüseyin Raki Efendiden okuyarak başladı. 1908 yılında İstanbul'a gelerek, Fatih Dersiamlarından Tokatlı Şakir Efendi'nin derslerine devam etti ve icazet aldı (1909). Daha sonra imtihanla Medreset'ül Kudat'a girdi ve 1913 yılında aliyyül-ala derecesiyle mezun oldu. Daha sonra açılan ruus imtihanını da kazanarak Fatih dersiamı olarak göreve başladı. İlk memuriyete Fetvahane-i Aliye'de başlamıştır. Fatih Camii'nde, Sahn-ı Seman Medresesi'nde âli kısmı Kelam Müderrisliği yapmış Medresetül-Vaizin ve Daru'ş-Şafaka'da dersler vermiştir. Ayrıca İstanbul İmam-Hatip Okulu ve Yüksek İslâm Enstitüsü'nde usûl-i fıkıh ve ilmi kelâm dersleri okutmuştur. Daha sonra Telif Heyeti Azalığına getirilmiş, bir müddet Temyiz Mahkemesi Şeriyye Dairesi Mümeyyizliğinde de bulunmuş ve 1922 yılında Meclis-i Tedkikat-ı Şeriyye Dairesi Azalığına getirilmiştir. 1926 yılında İstanbul Müftü Muavinliğine ve 1943 yılında ise seçimle İstanbul Müftülüğüne tayin olmuştur.15.06.1960'da vekâleten, 30.06.1960'da ise asaleten Diyanet İşleri Reisliği yapmıştır. 06.04.1961'de emekli olmuştur. Ömer Nasuhi Bilmen Efendi, gerek ilmi ve ahlâkî otoritesi gerekse samimi dindarlığı ve tevazuu ile dinî konularda Türkiye'de müslüman halkın başlıca güven kaynağı olmuştur. İnançta, ibadet ve ahlâkta Ehl-i sünnet mezhebini şahsında tam bir liyakatla temsil ettiği için herkesin saygı ve sevgisini kazanmıştı. Şüphesiz bunda yaşadığı sürece aktif politikanın dışında kalmasının da önemli rolü vardır. Zira Ömer Nasuhi Bilmen de selefleri gibi dini meseleler söz konusu olunca asla taviz vermeyen bir yapıya sahipti.
Kitap Alıntısı
Necmeddin Erbakan ilimsiz, seviyesiz ve prensipsiz bir satıh adamı ve kelime yuvarlayıcısıdır, ve bu şartnamesiyle bir gün iktidara erecek olursa, memleketi nasıl idare edeceğini belli etmektedir. Onun «doğru»ları bile yanlıştır. 13.06.1980
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
FİTNE PARTİSİ Maneviyatçılık iddia eden Millî Selâmet, nam-ı diğer Millî Melâmet Partisi güdücülerinin, Erbakan da başta olarak İskenderpaşa Camii imamı Mehmet efendi’ye sözde intisapları herkesçe malum... Eski «Rapor»larda bu derin ve gerçek Müslümanın, Erbakan ve kumpanyası hakkında bir sözünü nakletmiştim: – Sade «yapın» dediklerimi yapmakla kalmıyorlar; «yapmayın» dediklerimi de yapıyorlar. Bu muhterem zatın sıtkı MSP’den tamamiyle sıyrılmış ve artık kendisine sahtekârlar kumpanyasının ortadan silinip gitmesine duadan başka bir vazife kalmamıştır. İşte bu vaziyetin riyazi bir katiyetle ispatı: Mehmet Efendi Hazretleri, isimleri bizce mahfuz bir grup insana aynen demiştir ki: – Artık bu parti bir fitne haline geldi. Vicdanları varsa siyaseti bıraksınlar ve Ankara’yı terketsinler! Ayrıca, mağlûp olmaz bir kumandan olduğuna inanır gibi bir benlik tavrı takındığı sanılan Halid Bin Velid’e, Hazret-i Ömer tarafından edilen muameleyi bir ibret misâli diye anlatmış ve bu insanların mutlaka tutmak istedikleri makamlardan sökülüp atılmalarını şart koşmuş... Vaziyeti takdir eden dinî irfan sahiplerinin görüşü: – Kendisini Halife kabul etmeğe kadar gidiyor ve etrafındakilerden biat istiyor. Böyle bir adamda Halifeliğin iç ve dış şartlarından hangisini idrak kabiliyeti olabilir? Vaziyet budur! Ve muhterem Mehmet Efendi Hazretlerinin yüzüne karşı yalan ve mübalâğa mümkün olmadığına göre müslümanlarca gereken hareket tarzı, ümitlerini gerçek bir zuhura terkederek bu sahteciler sahtesinden ellerini ve gönüllerini çekmektir. Dıştan gelen hiçbir düşman, İslâma kıymakta bu içten gelen sahte dost kadar tehlikeli olamaz. 18.06.1980
1917 Haziranında itilaf devletleri tarafından - özellikle Avrupa'da kişiyi ist çevreler tarafından- Cemal paşa ve emrindeki kürt aşiretlerin Filistin'de ki Yahudileri katlettiği söylentileri yayılmaya başlamıştı. (Türklerin yaptığı iddia edilen katliamların doğru olmadığı ilgiliz belgeleri ile sabittir. Doc.no: 125949: Percy Loraine to Balfour,Madrid desp. 19.06.1917.) 19 Haziran'da Madrid'de ki İngiliz bakan Percy Loraine, Balfour'a dışişlerinden bir mesaj aldığını ve burada Kudüs'teki İspanyol konsolosluğundan alınan bir rapora dayanılarak, " Suriye ve Filistin'de ki Yahudilere katliam ve zulüm yapıldığı iddialarının doğru olmadığını" belirtiyordu. William Wale, Washington'daki İngiliz elçisi Cecil Spring-Rice'a yazdığı 10 Temmuz tarihli mektupta Avrupa basınında çıkan "Yafa'daki 15.000 yahudinin zorunlu göçü sırasında katliam yapıldığı" iddiasının doğru olmadığını belirtiyordu.
Sayfa 200·Kitabı okuyor
Alıntı
28 Nisan 1915
Sabah düşman saat 06:00'da bütün cephede şiddetli bir taarruza başlamıştı. Filo kuvvetli şekilde taarruza refakat ediyordu. Vaziyet çok bunalımlı bir hal almıştı. Saat 10:00'da 9. Tümen, 26. Alay'a "Taburlar esas savunma hattına çekilsin ve gece karanlığında tahkimata haşlasın" emrini vermişti. Özellikle sol tarafta Bursa Jandarma Taburu sarsılmış, parça parça geri çekilmeye başlamıştı. Bir gün önce gelen 15. Alay 1. Tabur da muharebeye girmişti. Emir-komuta zinciri bozuldu. Cephe her tarafta sıkıştı. Son asker de savaş hattına sokularak muharebe geniş dalgalar halinde bütün cephede boğaz boğaza devam ediyordu. Cephedeki komutanlar ve özellikle 26. Alay komutanı Binbaşı Kadri'nin çabasıyla cephe tedricen vaziyeti sağlamlaştırmaya başlamıştı. Son ana doğru 19. Alay'ın kol başıyla savaş meydanına ulaşması durumu lehimize çevirdi. Akşam olarak vaziyet belirginleşmişti. Sol taraf mıntıkası 19. Alay'a verildi. 26. Alay toplanmak ve dinlenmek üzere geriye alındı. Bugün bölgede şu birlikler vardı: 26. Alay'dan 2 tabur, 25. Alay'ın üçte biri, 25. Alay'ın 2. Taburu, 19. Alay, Bursa Jandarma Taburu, 19. Alay' dan birkaç; batarya ve ağır bataryalar. . . Bugün yarımadanın kaderinin en bunalımlı günlerinden birisiydi. Yaklaşık iki İngiliz ve bir Fransız tümeni tarafından yapılan bu genel hücum Alçıtepe'ye kadar ulaşsaydı, yanmada savaşları büyük bir ihtimalle sona ererdi. Bugünkü çarpışmalarla düşmanın ilk direnci kırılmış, bundan sonra genel olarak 6 Mayıs'a kadar düşman artık taarruz hare ketine teşebbüs etmeyerek serbest hareket etme şansı bundan sonra bize geçmişti. 29, 30 Nisan ve 1 Mayıs'ta düşman 28 Mayıs'ta kazandığı hattın biraz ileri ve gerisinde tahkimatla meşgul oldu.
Sayfa 223·Kitabı okudu
Tarih
Mahşerin dört atlısı Aldebaran, Regulus, Antares ve Famalhaut
Bu dört büyük Kraliyet yıldızı kavuşum yaptığı gezegenin etkisiyle sentezlenerek kişiye özgün bir kader planı verir, bu kişiler dünyaya daha yüksek bir misyonla bir sorumlulukla gelir. Aldebaran sabit yıldızı ikizler burcunun 10,04,14 derecesinde bulunur yılına göre saat farkı ile 29 30 31 Mayıs günleri Doğanlar Güneş Aldebaran kavuşumu ile doğarlar, toplumla ilgili tüm konularda iş hayatı ve Mali konularda büyük kazanımlar elde edebilir fakat bunun bedeli ağır olabilir Ve arkasından büyük kayıplar da gelebilir cesaret azim yüksek enerji insanları peşinden sürükleyebilme liderlik yeteneği ve zenginlik verir ama beraberinde düşman kazanma riski de mevcuttur. Kavuşum tepe noktasında ise zorluklara rağmen şiddet yoluyla başarı sahibi olmakla ilişkilendirilir. Regulus sabit yıldızı 29 derece Aslan ile 0, 06,53 derece Başak burcunda bulunur, saat farkına göre her yıl değişiklik göstermekle birlikte 22 23 Ağustos günlerine tekabül eder. En şanslı yıldızlardan biridir kişiye yüksek bir ruh ulu fikirler saygınlık büyük yetkiler başarı zenginlik ve güç verdiği düşünülür ancak yiyicil etkiler tehlikelerle birlikte gelebilir askeri başarı ve idari güç getirir doğal bir liderlik becerisini ifade eder lider kişi kendi pozisyonunun ve yolunun doğruluğuna inanmaktadır başkaları önemsiz didişmelerle uğraşırken o yükselmeyi Başaran kişidir ama başarısının kalıcı olması için intikam almaktan kaçınmalıdır. Antares sabit yıldızı yay burcunun 11,02,40 derecesinde bulunur saat farkına göre değişiklik gösterebilmekle birlikte 30 Kasım bir Aralık günlerine tekabül eder, kişiye büyük başarı ve yükselme ün ve yetki verir askeri cerrahi metallerle ilgili ve Mali konularda büyük şans refah uyanık bir zihin strateji yeteneği cesaret getirebilir sporla ilgili meslek ve alanlarda başarı getirir