8/10
·416 syf.··
2026 59. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:52
Yukio Mişima'nın kalemiyle Denizi Yitiren Denizci kitabında tanışmıştım. Açıkçası o kitabı okumaktan pek hoşlanmamıştım. Bu yüzden ilk kitabını sevmediğim yazarlara ikinci bir şans vermek bana her zaman biraz zor gelir. Olumsuz düşüncelerime rağmen Bereket Denizi dörtlemesine başladım. Tabii bunda Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitap listesinde yer almasının da büyük etkisi var. Bahar Karları'na gelecek olursam, beni büyüleyen bir kitap olmadı ama sevdim. Roman, 1912 yılında Japonya'nın geleneksel aristokrat yapısının modernleşmeyle sarsıldığı bir dönemde geçiyor. Hikâyenin merkezinde genç aristokrat Kiyoaki Matsugae ile çocukluk arkadaşı Satoko Ayakura var. Mişima onların hikâyesini anlatırken bir yandan da Japon aristokrasisinin çöküşünü ve Batılılaşmanın yükselişini gözler önüne seriyor. Araştırdığım kadarıyla Mişima, Japonya'nın geleneksel değerlerini kaybetmesinden rahatsızlık duyan bir yazarmış. Romanda da eski aristokrat dünyanın yavaş yavaş yok oluşuna karşı belirgin bir nostalji hissediliyor. Ana karakter Kiyoaki ise hiç sevdiğim bir karakter olmadı. Bencil, kararsız ve fazlasıyla kendini beğenmişti. Karakterinin bu kusurlu yanları da onu kaçınılmaz şekilde yıkıcı bir sona sürüklüyor. Kitap, Meiji döneminin sonundan başlayıp Taishō döneminin ilk yıllarında geçiyor. Biliyormuş gibi yazdığıma bakmayın, ben de araştırdım. :) Mişima'nın dili güzel ve akıcı ama anlattığı şeyler olaylardan çok duygu ve atmosfer üzerine kurulu. Bu yüzden bence biraz sabır istiyor. Zira 400 sayfalık kitabı altı günde bitirdim. Benim için altı gün bayağı uzun bir süre. Şimdi serinin ikinci kitabını merak ediyorum bakalım devamında beni neler bekliyor.
Bahar KarlarıYukio Mişima · Can Yayınları · 2018782 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 43. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:22
Yine bir tesadüf yine bir Paul Auster kitabı. Bakalım bu tesadüfler bizi hangi yolculuğa çıkaracak? Jim Nash sorumlu bir baba, insanların hayatını kurtaran bir itfaiyecidir ta ki tanımadığı babasından yüklü bir miras kalana kadar. Nash bu miras ile herkesin yapacağı şeyleri yapmak yerine yollara düşmeye karar verir. Yaşadığını sadece yol yaparken hissediyordur kahramanımız. Ve bu yollarda tamamen tesadüf sonucu gezgin kumarbaz Pozzi ile tanışır. Pozzi Nash'in hayatında farklı bir sayfa açacak ve kaderlerini bir iskambil oyununa baglayacaktir. Sonrası mi ? Önce güzel bir yol hikayesi ardından hayatın gerçeklerini, şans ve tesadüflerin yaşamımızı nasıl şekillendirdiğini okuyoruz tam konu nereye gidiyor derken mükemmel bir psikolojik gerilim ile kendimize geliyoruz. Kahramanlarımızin yaşadığı bütün gerilimi bizde iliklerimize kadar hissediyoruz. Bu hissi kolay kolay her yazar veremez bence. Kitabı okursanız ne demek istediğimi anlayacaksınız eminim. Sonuç olarak ; klasik bir Paul Auster romanı. Başarılı bir olay örgüsü, dolu dolu cümleler, akıcı bir anlatım ve tesadüfler ile secimlerimizin yaşamımızdaki önemi üzerine güzel bir hikaye. Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitaptan biriymiş Şans Müziği
Şans MüziğiPaul Auster · Can Yayınları · 2017573 okunma
Reklam
10/10
·104 syf.··
2024 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2024 04:38
Aydınlanma çağının büyük ismi Voltaire'in kısa bir novellası. Asıl ismi Francois Marie Arouet olan düşünür Voltaire ismi ile bilinir. Kendisinin filozof olup olmadığı tartışılır. Genellikle hiciv dolu kitapları ile bilinir. Bu kitabında 1001 gece masallarına öykünmüş. Babil'de yaşayan zerdüşt inançta olan kahramanı Sadık'ın başından geçen olaylar anlatılıyor. Genellikle kader üzerine konusu. Zaten ismi de kader. Okunabilir.
Sadık veya KaderVoltaire · İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,994 okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2026 4. kitabı
Sonunu başından bilmeme rağmen, kitabın bitiriliş şekli, özellikle son 4-5 sayfası çok iyiydi. Kitap Amerika’dan Napoli’ye turist olarak seyahat eden Lise’nin bir gününü anlatıyor. Lise’nin karakteri hakkında pek bir bilgimiz olmuyor kitap boyunca, sadece bazı davranışlarını biliyoruz. Kendisi hakkında verdiği bilgiler çelişkili, gerçek mi değil mi emin olamıyoruz. Sanki onunla denk gelmiş ve onu tanımayan ama hakkında tahminde bulunan insanların onu anlatması gibi, kendini anlatıyor bize. Hafif histerik ve psikolojik problemleri olan biriymiş gibi bir portre çizmiş yazar, aynı tecavüze uğrayan kadınların tecavüz edenin cezasını düşürmek için suçlu ve aranıyormuş, olan her şey onların suçuymuş gibi yansıtılması gibi. Yazarın bunu kasıtlı yaptığı aşikar. Tecavüz edilip ölü bulunan Lise’nin katilinin savunması ise günümüzdeki kadın tecavüzcüsü ve katillerinin kendilerini savunmalarıyla birebir aynı. Kitap ‘70lerde yazılmış, aradan geçen neredeyse 60 yıla rağmen durumun ve olayların ele alınışının geçerliliğini hala koruması ise gerçekten kahredici. Muriel Spark, enteresan bir biçimde bütün kitap boyunca Lise’yi anlatmasına rağmen onun tamamen yok sayıldığı bir şablon oluşturmuş. Bu yönüyle bana Sakar kitabındaki tanık ifadelerini anımsattı. Kitap sonuna kadar beni çok etkilemese de, sonuyla gerçekten her şey yerine oturdu ve bu kitabın neden ölmeden önce okumanız gereken 1001 kitap listesinde olduğunu anladım. Tavsiyedir.
1000Kitap
Sürücü KoltuğuMuriel Spark · Siren Yayınları · 20181,345 okunma
“PİR-İ LEZZET”
10/10
·314 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 16:48
‘Lezzet ağızda başlar Ama zihinde biter,’ diyen bir felsefenin romanı. Ama ‘göz görmez ise, dil-damak-burun da yabancılaşır.’ Çünkü ‘her lezzet görünüş ile bir bütündür…’ (alıntılar) Bu kitap damağımda güzel bir lezzet bıraktı, siz de tadına bakın isterim. Nasıl överim bilemedim; gastronomi, astronomi, tarih, arada Mevlana, Fuzuli gibi tasavvuftan zatların beyitleri de geçer. Osmanlı yemeklerinin inceliği, baharatların şifası, masal tadında bir kurguyla harmanlanıp okura sunulmuş. Bu yazardan daha önce kitap okumamıştım, ama İskender Pala’nın tarzına çok benzettim. İyi bir araştırma yapılmış, emek kokuyordu her bir sayfası. Okurken saray mutfağının perdelerini aralayıp, sanki pişen o leziz yemeklerin kokusunu alabiliyordum. Bu kesinlikle yazarın başarısı. Saygın Ersin Bey’in hayal gücü alkışlanacak türden, bunu da belirtmeden geçemedim.. Hem Osmanlı mutfak kültürünü yakından tanıyor, hem de saray içindeki gizemli ve entrikalı atmosfere tanıklık ediyorsunuz.. Kitaba dönelim: 17. yüzyılın Osmanlısında geçiyor hikâye. Topkapı Sarayı’nda taht değişikliği olunca, tahtın yeni sahibi tahtına varis olabilecek herkesin katlini ister, ölüm fermanı verir. Bu can pazarında 5 yaşında bir erkek çocuk sarayın mutfağına sığınır. İsfendiyar Usta sahip çıkar bu çocuğa ve onu yetiştirmek üzere Adem Usta’ya gönderir. Yanında bir de pusula yazar: Adem Usta kağıdı açınca şaşırır, kağıtta sadece ‘Pir-i Lezzet’ yazar (Pir-i Lezzet; doğuştan tatların, kokuların piridir), böyle bir yetenek dünyaya yüz yılda bir gelir çünkü. Bizim minik, bir lezzet ustasıdır. Ama ne kökünün saray eşrafından olması, ne doğuştan yetenekli olması ona hayatı kolaylaştırmayacaktır. Pir-i Lezzet olmanın hakkını verebilmek için uzun yolculuklara, meşakkatli tecrübelere ve de aşkı tatmasına ihtiyacı vardır. Çünkü önce
Roman - Tarih - Edebiyat
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,020 okunma
10/10
·527 syf.··
2026 2. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 10:19
9-10. Yüzyıl doğu kültürüne ışık tutan mükemmel bir hikaye derlemesi. Anonim olduğunu ve halk masallarından derlendiğini unutmamak lazım. 21. Yüzyıl feminist bakış açısıyla değerlendirmek haksızlık olur. Dönem halkının kültürünü göz önüne alarak değerlendirdiğinizde ise çağının çok üzerinde bir başyapıtla karşılaşacaksınız. Hikayelerde cahile açıklar gibi anlatılan kısımlar olmakla beraber, tam tersi kişilere yönelik üstü kapalı öğretiler mevcut. Görmeyi bilmek lazım. Ayrıca içiçe geçmiş hikayeler anlattığı halde okuru ana hikayenin içinde tutmaya devam edebilmek de büyük bir başarı, hem de 9. Yüzyılda yazılmış bir derleme için. Bu kitapla ilgili bugün şu yorumu duydum, hoşuma gitti paylaşayım. Şehrazad hayatta kalabilmek için hergün yeni hikayeler bularak yaşama tutunmaktadır. Biz de şehrazad gibi her gün yeni amel peşinde koşabilirsek eğer başarıya yaklaşırız.
1001 Gece MasallarıAnonim · Olympos Yayınları · 20073,883 okunma
Reklam
Reklam