Kudüs’ün Sönmeyen Kandili: Artuk Bey ve Sadakati
​"Melikşah’ın şehit edilmesinden sonra ülkenin iç savaşa sürüklenmesine rağmen, Artuk Bey bu sıkıntı ve fitne günlerinde Kudüs’ü muhafaza etti; bu mukaddes şehre kin ve ateşin sıçramasını engelledi. 1091 yılındaki vefatına kadar da son derece kıymetli bu vazifesini yerine getirmeye, Kudüs’ü beklemeye devam etti."
Tarih
Endülüslü âlim Ebû Bekir ibni Tâhir de (v. 484/1091) şöyle demiştir: “Allah Teâlâ Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi merhamet zînetiyle süslemiştir. Onun varlığı rahmettir. Bütün şemâili ve sıfatları (görünen ve görünmeyen güzel huyları) yaratılmışlara rahmettir. Onun bu rahmetinden nasip alanlar dünya ve âhirette her türlü kötülükten korunur, her iki âlemde bütün güzelliklere nâil olurlar. Nitekim Allah Teâlâ ona: “Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” buyurmuştur. Bu duruma göre o hayattayken de rahmet idi; vefâtından sonra da rahmettir.”
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İmam Gazzali (1058–1111), hayatının ortalarından sonra iyiden iyiye tasavvufa yönelmiş ve 1091 yılında son derece önemli bir kurum olan Bağdat’taki Nizamiye Medresesi’nin baş müderrisi ve günümüz lisanıyla rektörü olmuştur. İşte bu tarihten (bilhassa 12. yüzyılın başından) itibaren Müslümanlar arasındaki fikri çatışmada üstünlük, gitgide tasavvufçuların eline geçmeye başlamıştır. 12. ve 13. yüzyıllar; tekkelerin, dergahların, şeyhlerin, evliyaların ve bunların kapısına kul köle olan müritlerin mantar gibi çoğalmalarına sahne olan ve Müslümanların günümüze kadar sürecek bir bataklıkta boğulup kalmasına zemin hazırlayan karanlık yıllardır.
Üç Ok
Kudüs'te ikamet eden Artuk Bey, 1091 yılında vefat etti ve Kudüs'teki Sahira Mezarlığı'na defnedildi. Devrin önemli kaynaklarında Artuk Bey'in Kıyamet Kilisesi'nin tavanına üç ok atttığı belirtilmektedir. Artuk Bey muhtemelen şehre hâkim olduğunu göstermek için Türklerde hâkimiyet sembolü olan oku kilisenin tavanına yerleştirmiş olmalıdır
Sayfa 88 - Yeditepe Yayınevi, İstanbul, 2025
Tarih
(...) İlk dört halife (632-661) İran'dan Mısır'a kadar Yakın-Doğu'yu fethetmişlerdi. Şam 635'te, Ku­düs, Antakya ve Basra ise, 638'de düştü. Fetihler hızlı bir ivme kazana­rak ardarda geldi: İran (637-650), Mısır (639-642). 66l'den 750'ye ka­dar Şam Emevileri, hilafet topraklarını doğuda Afganistan'a, batıda ise Kuzey Afrika ve İspanya'ya kadar genişletmeye devam ettiler. Berberile­rin bölgesel özerklik istemesini ustalıkla değerlendirenler, şiilik (özel­likle haricilik) kartını da kullanarak fethe karşı koymaya çalıştılar. 711'de müslüman ordusu, Afrika'ya (Afrika'nın kuzeyine) geçti ve batı­nın en ucuna (Mağrib el-Ahsa'ya), Cebel-i Tarık boğazına vardı. Sonra muhtemelen Ceuta'lı Bizans valisi ve yahudi yardımıyla, kent mer­kezleri sıkıştırıldı, Endülüs'ün (bilinen etimolojisi belki de Vondalicia) ve bugünkü İspanya ve Portekiz'i içine alan İberya Yarımadasının Vizi­gotlar krallığının fethi gerçekleştirildi. Toledo'nun başkenti düştükten sonra, Araplar Pireneler'e kadar mutlak bir hakimiyet kurdular. Özel­likle Charles Martel, onların Fransa'ya yaklaşmalarını Poitiers'de frenle­diği zaman (732) hızları dağlarda kesildi. 750'de Bağdat'lı Abbasiler ta­rafından tahttan indirilen son Emeviler, Endülüs'e sığınacaklardı. Muh­teşem Kurtuba (Cordobe) Halifeliği, 756'dan, "grup kralları"nın anarşi dönemine kadar (1031'den 1090'a) devam etti. Sonra İspanya'nın kuze­yindeki hristiyan devletler, kararlı bir yarma harekatı gerçekleştirip 1085'de Toledo'yu geri aldılar. Murabıt (1090-1145) ve Muvahhid ber­beri (1157-1223) hanedanlıkları tarafından arka arkaya işgal edilen İs­panya, müslümanlar tarafından yavaş yavaş boşaltılmaya başlandı. 1492'ye kadar Akdeniz kıyısı üzerinde dar bir toprak şeridi içinde Gra­nada Nasriler (Beni Ahmer) emirliği olarak kaldılar. 827'de Afrika'lı
177-178·Kitabı okudu
Siyasetname'nin Yazım amacı
1091 yılında Sultan Melikşah, devlet erkânından bazılarına memleketin durumu hakkında birer rapor yazarak bütün eksiklikleri ve yapılması gereken ıslahâtı belirtmelerini emretti. Sultan, kendisine arzedilen raporlar arasında yalnız Nizâmü'l-mülk'ünkünü beğendi ve bunu rehber olarak almaya karar verdi
Tarih