Kıpçak Elçileri İtler(idler) ile Kitan/Kotan ölümü
1094'te Suzdal Knezi Kıpçak beyleri'nden İtler(idler) ile Kitan/Kotan'i namertçe öldürdü. Bu haberi alan Kıpçakların Akıncı beyi Bonyak kiyef'e akın etti. Knezin köşkünü yaktı. Bir başka Akıncı beyi Küre 1096 da Pereyaslavl'da bir Rus şehrini yaktı.
Sayfa 108 - Türk Tarih Kurumu Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Ayrılık yolunda ilk adımlarımı atıyorum. Elimle gözlerimi kapadım. Saçlarım kuru ot arasında yılan sürünmesi gibi soğuk hışırtılar çıkarıyor, demet demet ağarıyor. Yürüdükçe ayaklarıma kösteklenen gölgem ölümümdür. Pîrim bana destek olsun, ben ayrılık hastasıyım, erenler el koysun. Acılarımın ağusu göksel imbiklerden süzülerek ülkeme gül yağı gibi damlasın, kokusu dertli yurttaşlarımın bağrında ferahlık ve avuntu ummanları çağlatsın. Palankamın efsânesini doğrudan doğruya nasıl anlatırım? Dilim varmaz, elim gitmez. Onu ancak misallerle, rumuzlarla yâd edebilirim. Burada son bir defa geri dönüp ardıma bakıyorum, onu kendi adıyla son defa çağırıyorum. Ciğerdelen'im... Elvedâ... Elvedâ Ciğerdelen'im. "Düşman Ciğerdelen altına gelip dört tarafından ateşe verdi. İçinde bulunan bir kaç bin kadın ve erkek feryat ve figan ederek yanıp gitti ve dumanı cevf-i ha-vaya pervaz etti. Sene (1094=1683)." Silâhtar Târihi
Sayfa 226·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ahmet Arslan
Ethikte Kesinlik ve Deneyim Buna karşılık Aristoteles, olumsalı konu alan araştırmanın böyle bir amacı hedefleme durumunda olmadığını düşünmektedir. Ona göre böyle bir araştırmada matematik, fizik veya metafizikte olduğu gibi bilim için mümkün olan en mükemmel kanıtları bulmayı umamayız. Olumsal üzerinde konuşanların doğruyu "yaklaşık" olarak veya "kaba taslak" ifade etmeleri ile yetinmek zorundayız. Aristoteles'in kendi sözleriyle her bir araştırma, ancak "ele aldığı konunun doğal yapısının izin verdiği ölçüde kesinliğe sahiptir" ve bu alanın araştırıcısı da ancak bu ölçüde bir kesinliğe ulaşma iddiasında bulunabilir. Bir matematikçinin olası şeyler söylediğini kabul etmemiz ne kadar yanlışsa, bir söylev ustasından kanıtlar göstermesini istememiz de o kadar saçmadır (1094 b 25). Şüphesiz ahlak veya siyaset araştırması bir retorik değildir. Ama konusunun doğasından, nesnesinin zorunlu olan şeyler değil, olumsal şeyler olmasından dolayı onun bir matematik olmadığını da teslim etmek zorundayız.
Felsefe
Bekri (1094 civan): "Genellikle Hazarlar Müslüman ve Hıristiyan'dır. Aralannda putperestler de vardır. *En az toplulukları Musevilerdir
Alıntı
[1094] İki: İddia edilen, gerçekleşmiştir, çünkü onun melzûmu, ger- çekleşmiştir. Zira eşyadan bir şeyin varlığı, şayet gerçekleşen işlerin tama- mına bitişerek iddia edilenin melzûmu olursa onun varlığı, zorunlu olarak gerektiren olur. “
Sayfa 554·Kitabı okudu
Emevi Cami, sonraki dönemlerde sürekli değişimler ve restorasyonlar geçirmiş: Şii Mirdâsi hanedanı, caminin iç avlusuna bir şadırvan eklemiş, Selçuklular döneminde, cami 45 metrelik bir minareye kavuşmuş (1090-1094). Nûreddin Mahmûd Zengi, 1159'da çıkan bir yangınla bina büyük ölçüde harap olunca, kapsamlı bir onarım yaptırmış. 1260'da Halep'i yerle bir eden Moğollar, elbette Emevi Camii'ne de acımamışlar. Ardından Memlukler, "taş medeniyeti" tavsifinin içini doldurarak bütün Suriye bölgesini imar ederken, camiyi de baştan aşağı elden geçirmişler. Memlûk Sultanı Mansûr Seyfuddin Kalâvun'un 1285'te inşa ettirdiği mihrab bugün de yerinde duruyor ve üst kısmında onun ismini taşıyor. Gösterişli minber ise Sultan Nasır Muhammed döneminden (1293-1341) kalma. Emevi Camii'nde Osmanlıların da emeği var. Sultan Üçüncü Murad'ın saltanatında (1574-1595), camide kaydadeğer tadilat çalışmaları yapılmış.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Alıntı