8/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
Herkese selamlar Bugun size her yazdığını heyecanla ve adeta nefes nefese bir film izler gibi okudugum @meade_glenn in ulkemizde yayinlanan son kitabi #resurrectionday #dirilişgünü yorumu ile geldim. Bu kez komplonun en can alıcı sekliyle, Amerika'yi ter.istlerden kurtarmak adina heyecani doruklarda hissettiren bir hikayeydi. Bayidlim Bu arada kitabi biraz arastirayim derken tuhaf ve gercekci bir yani ile karsilastim. Cunku bu kitaptaki komplo senaryosu 11 Eylül saldirilari yaşanmadan durumu konu etmis ve bu yuzden de basimi cok uzun sürmüş. Bence o sahne cokta spesifik bir sahne degildi, neden bu sekilde dikkate alinmis bilemedim. Zaten yazar da Dunya Ticaret Merkezi'ne yapılan b.mbali s.ldiridan esinlenerek bu hikayeyi kaleme almış. Yazarin anlatimina istinaden her kitabinda oldugu gibi bunda da bolca karakter vardi. Hatta ana karakterinin kim veya kimler oldugunu anlayana kadar epey sayfa cevirdim. Bu da haliyle biraz yorucu oldu. Ama sonra anladim ki nerdeyse herkes kitabin konusunu ortaya koyan kisilerdi ve bu karakterlerin de ortak bir payda da bulusmasi kurguyu surukleyici kıldı. Hikaye temposu ile polisiye macera turunde daha cok suregelsede gerilimi de son derece yuksekti. Eski KGB olan Çeçen direnişci Nikolay Gorev ile Filistin asıllı Karla, kendi sebepleri ile Suudi te.ist Ebu Haşim'in planlarında yer alir. Plana gore 8 gun icinde ABD başkanı istekleri yerine getirmezse sinir gazı ile koca bir şehri ortadan kaldırılacaktır. FBI gorevlisi Jack Collins ve Nikolay'in eski ve sevdigi dostu Kursk'la birlikte çalışarak onlari yakalamaya ve bir yandan da gazın yerini tespit etmeye çalışırlar. Kitapta en sevdigim kisim kesinlikle yazarin İslami veya Müslümanları kötülemeden ve hatta peygamberimiz ile Kuran'dan saygıyla soz etmesiydi ve bu kafada olan kişilerle
Diriliş GünüGlenn Meade · Sia Kitap · 2026494 okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:46
Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım – Paulo Coelho "Pilar, bir kadının ağlayabilmesi için önce acı çekmesi gerekmediğini söylüyor. Bazen sadece bir şiir okumak, bir şarkı dinlemek ya da gün batımını izlemek bile yeterli." Peki ya bu kitap? Bir şiir gibi okunup, bir gün batımı gibi içimize işliyor mu? Yoksa herkesin ulaşamadığı, kapalı bir kapı mı? Aşk ile İman Arasında Bir Hikâye Kısaca konu etmek gerekirse: 11 yıl aradan sonra bir tesadüfler dizisiyle çocukluk arkadaşı Pilar'a yeniden rastlayan genç bir adam… Kendini "eski bir inanan, yeni bir şüpheci" olarak tanımlayan Pilar ve dini mucizelere inanan mistik eğilimli eski arkadaşı... Hikâyeleri, Pilar'ın sıradan planlarının aksine İspanya'nın küçük bir köyünde başlıyor ve Fransa'nın güneyinde, Meryem Ana'nın görüldüğü inanışı olan, hac merkezi Lourdes'a kadar uzanıyor. Kitap, belirgin bir olay örgüsünden ziyade iki karakterin inanç ekseninde yürüttüğü derin sorgulamaların bir dökümü. Özgün Bir Üslup, Kişisel Bir Okuma Deneyimi Coelho'nun dili bu kez diğer romanlarına göre biraz daha ağır, felsefi sorgulamalarla dolu. Kitabı okurken bir olayın içinde kaybolmayı beklemeyin. Bu bir masal değil; daha çok bir ruh halinin, bir sorgulamanın romanı. Bu yönüyle okuyucudan çok fazla yorum yeteneği bekliyor. Belki de bu yüzden, size büyük bir katkı sağlamadığını söylüyorsunuz. Ama açıkçası, kitap benim için de olaylardan çok, Coelho'nun satır aralarına serpiştirdiği o küçük anekdotlarla, hayata dair o derin, incecik imalarla değerliydi. Okurken Kendi Perspektifinizle Yorumlamalısınız Ana fikri genel olarak özetlemek gerekirse "İnanç, bir seçimdir; sevgiden ayrı değildir ve her ikisi de cesaret ister." Bir Hristiyanlık okuması olarak değerlendirilse de kitap, aslında her türlü inanç sisteminin (veya inançsızlığın)
1000Kitap
Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum AğladımPaulo Coelho · Can Yayınları · 201510,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
1=Tepe Sarayburnu: (Ayasofya Topkapı sarayı ve Sultanahmet Camii) bulunur. öncesinde Ana tanrıça tapınağı, Artemis tapınağı Ve Mitra Dini izleri burada yer alır .Kutsal tepelerden biridir. Yerebatan sarnıcı da bu bölgede gezgin Petrus Gillius tarafından ortaya çıkarılmış İstanbul’da 60’ın üzerinde sarnıç var. 2=tepe Çemberlitaş: Üzerinde güneş tanrısı bulunurdu. Nuruosmaniye camii ile taçlandırıldı. 3=tepe Beyazıt: dev boyutlu zafer takı bulunurdu. Boğa meydanı Forum Tauri Pluta ve Hera tapınakları yine bölgede yer almıştır. şu anda Beyazıt ve Süleymaniye camii yer alır 4=tepe Fatih camii: on iki tanrı tapınağı on iki havari kilisesi yer alır şu anda Fatih cami süslemektedir. 5=tepe yavuz selim: Maria Pammakaristos kilisesi yer almıştır Fethiye cami ve bir kısmı müze yapılmıştır. Ayrıca bölgede yavuz sultan selim camii bulunur. 6=tepe Edirnekapı: En yüksek tepe Blakhernai sarayı tekfur sarayı ve kariye kilisesi bulunur 7=tepe Koca Mustafa paşa: Mokios sarnıcı ve Acadius sütunu bulunur. Aya Andrea Entikrisi kilisesi yer alır. şu an apartmana dönüştürülmüştür. Önemli bilgi : İstanbul ve Roma Yedi tepe üzerine kurulmuştur. Kehanetlere konu olmuş seçilmiş kutsanmış bir şehirdir.7 kutsal sayı olarak ifade edilir. 1=360 yılında Konstantin’in oğlu Konstantius tarafından inşa edilmiş Megale Ekklesia (Büyük Kilise ) adı verilmiştir. Aziz Yohannes Khrysostomos’un halk üzerindeki etkisine kızan imparatoriçe AElia Eudoxia imparator Arcadius kışkırtmış galeyana gelen halk tarafından kilise yakılmıştır. 2=415 yılında II Theodosius mimar Ruffinos yeniden inşa ettirmiş 13 ocak 532 de Nika isyanıyla yıkılmıştır. Justinyanus kaçmayı düşünmüş eşi kraliçe Theodor’a sayesinde Got süvarileri isyancıların üzerine salınmış tarihçi Prokopius göre 30bin isyancı kılıçtan geçirilmiştir.(Bizans’ta
Ayasofya'nın Gizli TarihiErhan Altunay · Beyaz Baykuş · 20161,668 okunma
İmam Gazâli | Dilin Âfetleri
Puan vermedi·238 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 10:01
“Bilmiş ol ki, dilin tehlikesi çok büyüktür. Onun tehlikesinden ancak susmakla kurtulmak mümkündür.” (sy.10) Uzun süredir okumak istediğim ama cesaret edemediğim İmam Gazali ’den Kitabu Afati'l-Lisan Dilin Afetleri ’ni sonunda okudum. İyi ki de okudum ve neden cesaret edemediğimi de daha iyi anlamış oldum. Neden böyle söylediğimi de ancak kitabı okuyanlar anlayacaktır. İmam Gazâli bu kitabında toplumun ve özellikle insanlığın selameti için yapılmaması gereken bazı dil afetlerini yani belalarını anlatıyor. Kitapta özellikle yirmi dil belasından bahsediyor. Bu belaların bir kısmını ahlaki bir duruş olarak ön plana çıkarırken bir kısmını da İslami açıdan günah sayıldığı için ayrıştırıyor. Gazali’nin anlattığı çoğu afet veya bela günlük hayatta yapılan ve asla fark edilmeyen afetlerdir. Örneğin kötü söz söylemek, dedikodu yapmak veya fuzuli konuşmak (boş konuşmak) bunlardan sadece birkaçı… Kitapta her bela için ayrı bir bölüm bulunmaktadır. Ayrıca her bela için ilgili hadis ve ayetlerden referans alınmaktadır. Hadislerin kaynağı araştırılarak okunursa daha sağlıklı olabilir. Eğer inancınız İslamiyet değilse bile okunmasında fayda olduğunu düşünüyorum. Çünkü bana göre bahsi geçen tüm belalar başlı başına toplumun huzurunu bozan, etik dışı davranışlara sebebiyet veren ve ahlaken uygun olmayan durumları meydana getiren kötü ifadelerdir. Bahsi geçen her belayı okurken gerçekten normalin ne olduğunu ama bizim nasıl davrandığımızı daha net görebiliyoruz. Bu yüzden kitabı salt İslam inancı bağlamında değerlendirmeyi doğru bulmuyorum. Kitapta anlatılan belalara gelecek olursak, onları buraya yazmak istiyorum. İçeriğini merak edenler kitabı okuyabilir. Ben sadece görün istediğim için buraya yazıyorum. 1. Seni İlgilendirmeyen Şey Hakkında Konuşmak 2. Fuzuli Konuşmak 3. Batıla Dalmak (Günah Olan Şeyleri
1000Kitap
Kitabu Afati'l-Lisan Dilin Afetleriİmam Gazali · Ravza Yayınevi · 202117,1bin okunma
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 10:37
KÜRK MANTOLU MADONNA (Roman) SABAHATTİN ALİ Toplumcu gerçekçi sanat anlayışını yazdığı roman ve hikâyelere yansıtan, bundan önce de yaşadığı hayata bu perspektifle bakan ve bunun bedelini ödeyen istisna sanatçılardan biri olan Sabahattin Ali’yi okumaya, onun en çok bilinen üç romanından biri olan Kürk Mantolu Madonna ile devam ediyoruz. Romanın merkezinde bulunan kahraman Raif’tir. Raif, anlatıcının bir şirketin muhasebesinde çalışmaya başladığında karşılaştığı sıra dışı bir mesai arkadaşıdır. Dış dünyaya karşı pasif bir tepkisizlik içinde olan Raif’i tanımaya çalışan anlatıcı, bir süre sonra onun hastalanıp öleceğine şahit olacaktır. Ölmeden önceki son akşam kendisine bir günlüğüne emanet edilen defter okununca, Raif’in dış dünyaya taşmayan iç dünyasının merkezinde, romanda sürekli “Kürk Mantolu Madonna” olarak anılacak olan Maria’nın bulunduğu anlaşılır. Tabiatı gereği çekingen olan Raif, babası tarafından Almanya’ya, ailece uğraştıkları sabun işinde kendisini geliştirmesi için gönderilir. Raif bir pansiyona yerleşerek yeni hayatına uyum sağlamaya çalışır. Biraz da resme meraklıdır. Bir resim sergisinde bir kadın portresini görüp duygusal olarak adeta kilitlenir. Resim onu o kadar çok etkiler ki etraftakiler bunun dedikodusunu yapmaya başlarlar. Resmi yapan ressam yanına gelerek onunla tanışır. Ancak Raif nazarını resimden ayıramaz. O günün akşamında pansiyondaki dul kadınlarla dışarı çıkar. Bu sırada resimdeki kadını kendilerine bakarken görür ve kolundaki dul kadını bırakarak onun peşine düşer. Bir barda keman çaldığını öğrenir. Onu takip ederek tanışır. Kadın da onu tanımıştır zaten ve bir önceki gün yanına gelip onunla tanıştığını hatırlatır. Raif şoktadır. Kadınla zaman geçirirler. Sıra dışı bir kadın olduğu bellidir. Hayata kendi başına tutunan, kendi
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma
10/10
·360 syf.··
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 22:58
Hakan Günday’ın Az romanı, kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı, pedofili, çocuk işçilik ve madde bağımlılığı gibi oldukça ağır toplumsal meseleleri merkeze alarak ilerleyen, okuru sürekli rahatsız eden ama aynı zamanda düşünmeye zorlayan bir eser. Günday’ın sert, karanlık ve sınırları zorlayan anlatımına aşinaydım. Ama “Az” bende farklı bir yer açtı. Aynı yazarın kaleminden çıkmasına rağmen daha derin, daha sakin ama çok daha içe işleyen bir etki bıraktığını söyleyebilirim. Bu yüzden kitabı ayrıca beğendiğimi de belirtmem gerekiyor. İlk bölümde Derdâ ile tanışıyoruz. Hikâye daha en başından bir çocuğun hayatının kendi elinden nasıl alındığını göstererek başlıyor. Henüz 11 yaşında olan Derdâ, bir olayın ardından ailesi tarafından yatılı okuldan alınıyor ve ardından bir tarikata veriliyor. Burada en çarpıcı nokta, bunun bir kurtuluş ya da koruma gibi sunulması ama aslında tamamen bir teslimiyet olması. Ailenin ekonomik ve psikolojik çıkmazlarıyla birlikte çocuk, kendi hayatına dair hiçbir söz hakkı olmadan evlilik ve tarikat düzeni içine sürükleniyor. Sonrasında Londra’ya uzanan bu yolculuk, onun için bir özgürlük değil; sadece farklı bir tür kapanış oluyor. İkinci bölümde ise Derda karakteriyle karşılaşıyoruz. Mezarlıkta büyüyen bir çocuk. Daha ilk anda bile normal bir çocukluk ihtimalinin ortadan kalktığı bir hayat. Babasının cezaevinde olması, annesinin ölümüyle birlikte tamamen yalnız kalması ve mezarlığı hem ev hem de yaşam alanı olarak benimsemesi, onun dünyasını tamamen farklı bir noktaya taşıyor. Derda’nın hayatı aslında yaşayanlarla değil, ölülerle kurulan bir düzen gibi ilerliyor. Bu da onun ruh halini giderek daha içe kapanık ve kopuk bir hale getiriyor. Derda’nın hayatındaki önemli kırılmalardan biri Tutunamayanlar ile karşılaşması. Bu karşılaşma
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma