Merhaba sevgili okurlar.1000Kitap’taki ilk incelememe, Ahmet Ümit’in bu harika polisiye ve tarih romanı ile başlamak istedim...
Romanda en çok hoşuma giden şey, günümüzdeki bir cinayet hikayesi ile Fatih Sultan Mehmet dönemi tarihinin iç içe anlatılması oldu. Romandaki başkarakterlerin olay örgüsü dışında, tarihi olaylara daha çok yer verilmişti. Bu durum tarih sevmeyenleri biraz zorlayabilir. Ama romanın başkarakteri Müştak’ın yaşadığı psikolojik durumlar ve kitabın akıcılığı beni hikayeye bağladı.
Ahmet Ümit'le yeni tanışıyorum ama yazarın İstanbul'un tarihi mekanlarını tasvir etme yeteneğini de beğendim. Romanı okurken sadece bir cinayet çözmüyor, aynı zamanda o dönemin saray entrikalarını ve Fatih Sultan Mehmet'in insani yönlerini de keşfediyorsunuz. Kitap bana tarihin sadece geçmişte kalan bir şey olmadığını, bugünümüzü de nasıl şekillendirdiğini derinden hissettirdi...
Hepinize keyifli okumalar diliyorum...
Sultanı ÖldürmekAhmet Ümit
Çıplak Ayaklıydı GeceAhmet Ümit
Bu kitap Ahmet ümit okumaya başlamak isteyenler ve Türkiye’nin en karanlık, yozlaşmış günlerini öğrenmek isteyenlerin okuması gereken bir kitap.
Bu kitabı yazmasının sebebi aslında yazarımızın gençlik yıllarını hep bir siyasi olaylarda, propagandalarda geçirmesine bağlı. Bu kitabı yazaraktan hem geçmiş günlerine ayna tutuyor hemde bu olaylardan dolayı yitirdiği arkadaşlarını öykülerinde ölümsüzleştiriyor. Bu kitapta birden fazla öykü barınmakta, her birinde sol kesimin ne denli sorunlarla başa çıktığını , ezildiğini , sömürüldügünü ve bir çogununda ne yazıkki idamla cezalandırıldığı öğreniyoruz.
Güzel bir eserdi okumadı hem çok sarsıcı , yer yer öfkelendirici ama en çokta gururlandırıcı bir yanı vardı ben begendim. >
Aşk Köpekliktir kendisinin bir okuru veya hayranı olmamama rağmen Ahmet Ümit beyefendiden okuduğum en iyi kitaptı. İçerisinde 9 öykü var ve kimi trajik, kimi komik, kimi melankolik kimi de şaşırtıcı konulara sahip. Özellikle son öyküsü olan “Aşk Köpekliktir” oldukça etkileyiciydi.
Aşk gerçekten de köpeklik miydi? Evet değerli 1000K. Aşık olduğunu fark etmek gerçekten de tuhaf. Çoğu zaman iş işten geçtikten sonra anlıyorsunuz. Anladığınız zaman ise fiziksel kramplar yaşatan, ayna başından ayrılamadığınız, gece aklınızda olup sabah dokunuşu ile uyandığınız duygular yaşatıyor. Yanında olduğunuzda çok mutlusunuz ama evinize döndüyseniz komplo teorileri geliştirmeye başlıyorsunuz. Ah, hele ki içine ayrılık girdiyse… İşte o vakit depremler oluyor ve sürekli yıkılmış bir şekilde onun kokusunu takip ediyorsunuz.
“Aşk Bir Mucizedir” öyküsü kısa olmasına karşın çok bam teliydi. O kadar çok güldüm ki sonunda; düşlerin gerçekten de yaşam gibi bir sonu olduğunu güzel anlatmış Ahmet Ümit.
“Aşk Bir Özentidir” öyküsü diğer favorim. Hapishane müdürü olan klas, şık, mahkumlara son derece nazik ve örnek bir müdür olan Nail bey’in nasıl katil olma eşiğine gelmesini aşk üzerinden öyle güzel anlatmış ki Ahmet bey, şaşırdım kaldım. Ben öykünün uzun roman formatında yazılmasını son derece arzu ederdim.
İşin başı da sonu da aşka dayanıyor. Ama siz aşka dayanabiliyor musunuz? Başlı başına kafi bir delil midir aşk? Yoksa çözümsüz bir problem midir? Okuyun ve taraf olabiliyorsanız tarafınızı seçin.
Doğu'nun masallarında yer alan mitolojik unsurları, Batı'nın anlatım tarzıyla harmanlayan Ahmet Ümit yine harika bir esere imza atmış. En çok etkilendiğim kısım, yazarın çocukluğunda annesinden dinlediği hikayeleri kendi kurgusal süzgecinden geçirerek yeniden canlandırması oldu. Bu sadece bir kitap değil, Türk kültürünü yaşatma, sözlü geleneğimizi geleceğe taşıma adına harika bir çaba.
Kütüphanemin en güzel yerine koyacağımdan emin olduğum bu kitabı hediye eden arkadaşım Lacey'e teşekkür ederim ^^
Konusu;
Ahmet Ümit’in Bab-ı Esrarı ana karakter karen kimya adında bir kadının etrafında dönüyor. Kendisi yurt dışında çalışan ve bir iş araştırması için memleketi Konya’ya gelmek zorunda kalır. Zorunda diyorum çünkü pek iyi anıları yoktur. Geçmişte babası Poyraz efendi onları bırakıp gitmiştir. Bundan dolayı Karen kimya hanım sadece iş için gittiği Konya’da aynı zamanda içsel bir yolculuğa çıkar. Bu içsel yolculukta ona yardımcı olan kişi ise Şems Tebrîzîdir.
Eleştiri;
1-Eski Ahmet Ümit karakterleriyle daha bir güzeldi polisiye romanı. Nevzat ve ali komiserin yokluğunu hissettim diyebilirim.
2-Anlatımında rahatsız edecek kelimeler bulunuyordu. Bu sebeple biraz zorlayarak okudum maalesef.
3-Ahmet Ümitin diğer eserlerini de okudum fakat bunun kurgusu çok basit ve sıkıcı geldi. Başından kimin katil olduğu anlaşılıyordu.
Yiğidi öldür hakkını yeme dipnotu…
- Kitap içerisindeki şems ve mevlana hakkında anlatılanlar acaba gerçek mi bunlar deyip araştırmama vesile oldu . İyi ki bakmışım. Olur da yolum düşerse daha farklı bir bakış açısıyla bakacağıma eminim.
Bab-ı EsrarAhmet Ümit
İstifadeli okumalar dilerim…
!!!! Çook Minik spoiler içerirrr!!!
Ahmet Ümit’in Masal Masal İçinde kitabını tam bir günde bitirdim. Hikayelerin birbirine bağlanarak iç içe geçmesi o kadar güzel kurgulanmış ki insan elinden bırakamıyor. Daha önce yazarın sayfa sayısı çok daha fazla olan başka bir kitabını daha okumuştum, onu da iki günde bitirmiştim. Ahmet Ümit'in kalemi gerçekten inanılmaz akıcı, merakı hep canlı tutuyor.
Kitaptaki öyküler arasında beni en çok etkileyen kesinlikle şapkacının hikayesi oldu. Karısını ve çocuğunu kaybetmesi,o yaşadığı acı gözlerimi doldurmadı değil. En çok sinirlendiren ise demirci oldu, kediye karşı olan tavrı gerçekten tüylerimi diken diken etti. Ve tabii ki masalın sonunda padişahın hatalarını anlayıp akıllanması kitabın en güzel kapanışıydı.
Aslında kitap bence bize çok temel bir gerçeği anlatıyor. İnsanın en büyük savaşı kendi kibriyle ve hırslarıyla olan savaşıdır. Padişahın veziriyle çıktığı o yolculuk sadece ülkesini değil, aslında kendi iç dünyasını ve insanlığını keşfetme yolculuğuydu. Her bir hikaye insana ayna tutuyor ve kibirden uzaklaşıp vicdanın sesini dinlemenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.Keyifli okumalarrr
Ahmet ÜmitMasal Masal İçindeMihriy’