"Boğaz, Kuzguncuk, Matilda'nın çiçekleri, yaz esintisi, sofrada mezeler, kadehte rakı... Fresko'nun ahşap sandalyelerde yan yana oturan sakinleri... Hikâye tamamlanacak, herkes o masadan bambaşka hislerle kalkacaktı. Kimi üzülecek, kimi dertlenecek, kimi hayallere dalacaktı... Bu akşam Fresko Apartmanı daha önce hiç görmediği bir yaz akşamına tanıklık edecek, toprağa bir kez daha yerleşecek, gücüne güç katacaktı."
Yağmurun üzerlerine eşit yağdığı, rüzgârın üzerlerine eşit estiği insanlardı onlar... Kimi aynı mahallede top koşturduğumuz, kimi saksısından çiçek kopardığımız... Adları, âdetleri farklı da olsa, aynı sokaklarda yürüdüğümüz, aynı havayı soluduğumuz kardeşlerimizdi... Kimin aklına gelirdi ki, yüzlerce yıldır çekilen acılara bir gecede bir yenisi daha eklenecek... Kara bir gün daha tarihin yapraklarını sarartacak...
Avram, Matilda ve Kirkor... Kuzguncuk'un sokaklarında yedikleri yemek, içtikleri su ayrı gitmeyen 3 sıkı dosttur. Matilda ve Avram'ın dostluğu zamanla aşka dönüşür. Evlenirler. Çocukları olur. Evlerinde huzurla oturdukları bir gece felaketleri olur. 6/7 Eylül olayları patlak verir. Mahalledeki çoğu gayrimüslim komşuları tarafından kurtarılırken, Matilda başına gelebilecek en büyük kötülüğü yaşar. Kendisini ölüme yolcularken, Avram elinde ne var ne yok satıp, olaylar karşısında dili tutulan çocukları Nedim'i de yanına alır, arkasına dönüp bakmadan Napoli'ye gider.
Acılarıyla baş başa kalan Kirkor, Avram'ın oturduğu Fresko Apartmanı'nı geri satın alır. Matilda'nın Bahçesi adını verdiği terası çiçek bahçesine çevirir. Manevi babalık yaptığı Rüya ve Eleni'yle 3 kişilik yeni bir yaşam kurarken, hikâyeleriyle renk katacak yepyeni isimler dahil olur bu apartman yolculuğuna: Nadia, Bora, İsmail, Ali Turhan ve Ani... Günün birinde elinde eski tahta