Semra Ok

Semra Ok
@1280_
Ilgaz'ın annesi
Emekli
Lise
Edirne
instagram @karabulut_ok
113 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·172 syf.··
2021 26. kitabı
Anthony Burgess'in kaleme aldığı Otomatik Portakal, distopya tarzı kitaplar arasında önemsenecek derecede listelerde yerini almış bir kitap. Kahramanımız Alex, Pete, Georgia ve Dim (Aptalof), yaşları 16-19 arasında değişen (Alex 15 yaşında ve grubun lideri); hırsızlık yapan, evlere girip içerdekilere zarar veren, tecavüz eden, adam döven, diğer çetelerle kavga eden vs... 4.lü çetedir. Hayatları "şiddet" üzerine kuruludur. Polis tarafından birkaç kez de ıslahevine gönderilmiş bu gençler arasında "liderlik" krizi başgösterir. Hırsızlık için girdikleri bir evde, itiş kakış sonucu evin sahibi kadın ölür. Arkadaşları, Alex'e kumpas kurmuştur. Polis yakalar Alex'i, suçunu itiraf ettirir. Bu esnada hapishanede de sorunlar yaşar, çünkü orada da pek çok sapık ve kötü insan vardır. Cezaevindeki rahiple iyi bir ilişki geliştirir. (Alex'in iyi bir klasik müzik dinleyicisi olduğunu da es geçmeyelim.) Vaaz esnasında rahibe çok yardımcı olur. Bu arada Alex bir deneyden haberdar olmuştur. Bu deneyle ilgili bilgi almak ister rahipten. Rahip hükümet tarafından yapılan deneye karşıdır. Benim için kitap zaten burada başlıyor. Alex, bu deneye katılan kişinin 15 gün içinde tahliye olacağını duymuş ve hiçbir araştırma yapmadan bu deneyi kabul etmiştir. Çünkü, cezaevinden çıkıp tekrar bir çete kurmak gibi bir hayali vardır Alex'in. Alex hapisten alınır, kliniğe yerleştirilir. Klinikteki doktorlar Alex'e bundan sonra iyi bir insan olacağını söyler. Sabah-akşam, günde 2 kez LUDOVICO adlı bir madde şırınga edilir, sinema salonuna götürülür, şiddet görüntüleri eşliğinde klasik müzik dinlettirilir. Neler yoktur ki bu görüntülerde: savaş sahneleri, tecavüz sahneleri, işkenceler... Bir taraftan da Alex'in tepkisi ölçülmektedir. Her gün tekrarlanır bu psikolojik işkenceler. Günler geçer ve beklenen
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”

Semra Ok

, bir kitap okudu
Puan vermedi·172 syf.··
2021 26. kitabı
Anthony Burgess
7.5/10 · 113bin okunma
Puan vermedi·302 syf.··
2021 25. kitabı
Momo'yu 2013 yılında Ilgaz'a almışım. Yıllar sonra ben de okuyayım dedim. Ve kitap bitince, "neden okumak için bu kadar bekledim acaba?" diye hayıflandım. Ama hayıflanmamak gerek, çünkü her şeyin bir "zaman"ı var Michael Ende'nin kaleme aldığı Momo, ilk basımını 1973 yılında yapmış. Yani teknolojinin bugünkünden çok "geride" olduğu zamanlarda; ama sanki "günümüzü" anlatıyormuş gibi... 30'dan fazla dile çevrilmiş, Avrupa Gençlik Ödülü'ne layık görülmüş olan kitap, bence herkesin kütüphanesinde yerini alması gereken başyapıt... Benim bile yanılgıya düştüğüm, sanki çocuk kitabı zannettiğim, ama 7'den 70'e herkesin okuması gereken nitelikte bir eser... Momo, annesiz babasız, hiçbir yakını olmayan, okuma yazma bilmeyen, adını bile kendi koyduğu, penceresi demirle örülü, her gün dayak yediği yuvadan kaçıp eski zamanlardan kalma amfiteatr kalıntısında öyküsü başlayan, kıvırcık saçlı, kapkara gözlü bir kızdır. Çevredeki insanların yardımıyla, amfiteatırın duvarlarındaki yıkık dökük bir odayı onarıp birkaç eşyayla da Momo'ya yuva haline getirilir. Çevre halkıyla böylece dostluk başlamış olur. Momo'nun en büyük özelliği çok iyi bir dinleyici olması, hayal gücünü kullanarak oyunlar üretmesi, -hatta karşısındaki insanları o kadar dikkatli dinlerdi ki, bir anda var olan sorunlar unutulup giderdi-. Momo, zamanla herkesin vazgeçilmezi olur. Her şey mutlu mesut ilerlerken, gri renkli arabalarıyla, kurşun renkli evrak çantalı, melon şapkalı, ağızlarında gri sigaralarıyla, XYQ/384/b gibi temsilci numaralarıyla, Zaman Tasarruf Şirketi'nden Duman Adamlar gelir. Kenti ve insanları yavaş yavaş ele geçirirler. Bir taraftan daha çok para kazanıp, tüketen, ancak sürekli mutsuz, yorgun, keyifsiz insanlar yaratıyor; diğer taraftan da kentlerin çehresi değişiyordu: eski mahalleler yıkılıyor,
MomoMichael Ende · Kabalcı Yayınevi · 201382,2bin okunma
Puan vermedi·388 syf.··
2021 24. kitabı
Sarmaşık, Şebnem İşigüzel'in, Öykümü Kim Anlatacak'tan sonra okuduğum ikinci kitabı... Kitap bittikten sonra vardığım kanaat, kesinlikle bazı insanlar sadece yazmalı. Onlar bu dünyaya yazma misyonunu tamamlamak için gelmeli. Zekâsını aktarmalı satırlara, satırlar gezdirmeli insanı sayfaların arasında... İşigüzel de bence yazma eylemini en iyi gerçekleştiren zekâya sahip yazarlardan biri... Dildeki duruluğu, kurgudaki hâkimiyeti çok etkileyici... Açıkçası bu kadar övgüyü almayı fazlasıyla hak ediyor. Ben, Sarmaşık kitabını bir solukta okudum. Başladığı andan itibaren sıcaklığıyla ele geçiriyor insanı. Sesli kahkahalarımla hüznüm iç içe geçti okurken. Hikâye mi nasıl başlıyor? Ali Ferah, Londra'da, akademide okumuş portre ressamıdır. 12 yaşındayken babasının tecavüzüne uğramış bir annenin, katatonik şizofren olan Hayal'in ağbisidir. 100 yıldır hiçbir eşyanın yerinin değiştirilmediği, etrafta deli gözüyle bakılan ailenin mensubudur. Bir ressamın başına gelebilecek en büyük hastalığa yakalanmıştır: renk körüdür. Nöroloğunun muayenehanesinde Nobel ödüllü yazar Salim Abidin'le yolları kesişir. Yazar da harfleri tanıyamaz. Onunki de nörolojik bir hastalıktır. Sonrasın da mı, birçok karakter dahil olur hikâyeye ve "sarmaşık" misali dolanırlar birbirlerine... Kursk Denizaltısı'nda hayatını kaybeden Alex'in biricik sevgilisi Nadya; küçük yaşta Boris amca diye hitap ettiği aile dostlarının tecavüzüne uğrayan Ludmilla; Ali Ferah'ın hocası Starov'un oğlu Oleg; konservatuvar mezunu Sedef, Kıbrıslı savcı vd. derken romanın kurgusu içinde kaybolup gidiveriyorsunuz. Van Gogh'la sohbet eden Hayal'in tramvasını; Ali Ferah'ın Londra'daki sevgilisinin Galatasaray Meydanı'nda evlatlarını arayan Cumartesi Annelerinin içinde ne aradığını; Ludmilla, Nadya ve Oleg'i, yani 3 Rus vatandaşını
SarmaşıkŞebnem İşigüzel · Everest Yayınları · 2002279 okunma