Momo'yu 2013 yılında Ilgaz'a almışım. Yıllar sonra ben de okuyayım dedim. Ve kitap bitince, "neden okumak için bu kadar bekledim acaba?" diye hayıflandım. Ama hayıflanmamak gerek, çünkü her şeyin bir "zaman"ı var
Michael Ende'nin kaleme aldığı Momo, ilk basımını 1973 yılında yapmış. Yani teknolojinin bugünkünden çok "geride" olduğu zamanlarda; ama sanki "günümüzü" anlatıyormuş gibi... 30'dan fazla dile çevrilmiş, Avrupa Gençlik Ödülü'ne layık görülmüş olan kitap, bence herkesin kütüphanesinde yerini alması gereken başyapıt... Benim bile yanılgıya düştüğüm, sanki çocuk kitabı zannettiğim, ama 7'den 70'e herkesin okuması gereken nitelikte bir eser...
Momo, annesiz babasız, hiçbir yakını olmayan, okuma yazma bilmeyen, adını bile kendi koyduğu, penceresi demirle örülü, her gün dayak yediği yuvadan kaçıp eski zamanlardan kalma amfiteatr kalıntısında öyküsü başlayan, kıvırcık saçlı, kapkara gözlü bir kızdır. Çevredeki insanların yardımıyla, amfiteatırın duvarlarındaki yıkık dökük bir odayı onarıp birkaç eşyayla da Momo'ya yuva haline getirilir. Çevre halkıyla böylece dostluk başlamış olur. Momo'nun en büyük özelliği çok iyi bir dinleyici olması, hayal gücünü kullanarak oyunlar üretmesi, -hatta karşısındaki insanları o kadar dikkatli dinlerdi ki, bir anda var olan sorunlar unutulup giderdi-. Momo, zamanla herkesin vazgeçilmezi olur.
Her şey mutlu mesut ilerlerken, gri renkli arabalarıyla, kurşun renkli evrak çantalı, melon şapkalı, ağızlarında gri sigaralarıyla, XYQ/384/b gibi temsilci numaralarıyla, Zaman Tasarruf Şirketi'nden Duman Adamlar gelir.
Kenti ve insanları yavaş yavaş ele geçirirler. Bir taraftan daha çok para kazanıp, tüketen, ancak sürekli mutsuz, yorgun, keyifsiz insanlar yaratıyor; diğer taraftan da kentlerin çehresi değişiyordu: eski mahalleler yıkılıyor,