"Sanki büyük bir gürültüyle devrilecekmişçesine sallandı kavak. O her an oluşan, değişen şeyleri görmeyenler sezmediler bunu. Öğlendi. Kızılay semtinin en civcivli, gürültülü, servisi en çabuk, en ayakaltı yeri olan Piknik'in oraya akıyordu kalabalık..."
Yenişehir'de, bir apartmanın önünde, devrildi devrilecek bir kavak. Kavağın etrafında birbirini tanıyan tanımayan insanlar. Meraklı bir kalabalık. Her birinin değişik hayat hikâyeleri. Kimler yok ki bu hayatın içinde:
Tezgâhtar Ahmet, mirasyedi Necip, işçi kızı Mehtap, ceza hukuk profesörü Salih, vekil kızı Mevhibe, devrimci Ali, Olcay, Doğan, Çingene Necmi, fahişe Aysel, kapıcı Mevlüt...
Ve her birinin farklı hikâyelerinden oluşan insan panoramasının bir araya gelmesiyle çekilen ülkenin fotoğrafının yansıması Yenişehir'de Bir Öğle Vakti...
Anlatılan hikâyeler, hikâyelerdeki karakterler çok tanıdık. Zengin olmaya çalışanlar, gecekondu semtlerindeki çilekeşlikler, sevgisizlikten beslenen bireylerin çıkmazları gibi birçok konuyu, olağanüstü bir kurguyla bir araya getirmiş Sevgi Soysal.
Bir yandan değişik sosyal katmandan bireylerin yaşantısına tanıklık ederken, bir yandan da onları anlamaya çalışıyoruz. Anlamaya çalışırken, yanlış giden bir şeylerin olduğunu hissediyoruz. Toplum katmanlarını oluşturan bireylerin hak etmedikleri bir yaşamı sürmesine neden olan şeyin, sistemin ta kendisi olduğuna kanaat getiriyoruz.
Evet, kavak ağacı, çürüyen sistemin karşılığıdır aslında... Önünde sonunda devrilecektir. Devrilir de.
Ve ne tesadüftür ki, alınan tüm önlemlere rağmen altında kalan gene Kapıcı Mevlüt olur...
70.li yıllar. Okuduğunuzda siz de göreceksiniz ki, yazıya dökülmüş her bir satır, bu ülkenin acıları, sevinçleri, gözyaşları... Memleketimin yitip giden baharı...
40.lı yaşlarda kaybettiğimiz Sevgi Soysal'ın,