Erfurt'ta gerçekleşen görüşme, Fransız-Rus ilişkilerinin gözle görülür derecede soğuk olduğu bir zeminde gerçekleşmiştir. Napolyon bu zirvede, Tilsit'te atılan diplomatik imzaların ve varılan uzlaşmanın ne kadar sağlam olduğunu bizzat test etmeyi amaçlıyordu. İki lider, 28 Eylül günü kasabanın 5 kilometre dışında karşı karşıya gelmiş; arabalarından inerek birbirleriyle "içten bir şekilde kucaklaşmışlardır". Görüşmeler süresince Napolyon, Çar Aleksandr'ı yemeklerde daima sağma oturtmuş, iki hükümdar kaldıkları konutlarda birbirlerini düzenli olarak ziyaret etmiştir. Hatta akşam yemeklerini birlikte yemenin de ötesine geçerek, zirveyi düzenleyen baş görevliye gece nöbeti parolasını bile sırayla vermişlerdir. Karşılıklı olarak büyük hediyeler takdim edilmiş; Çar Aleksandr, Napolyon’a malakitten mamul mobilyalar hediye ederken, Napolyon da ona Sèvres porseleninden üretilen iki takımlık nadide Mısır temalı yemek takımlarından birini sunmuştur.
Ancak bu dostane ve görkemli tablonun arkasında derin bir güvensizlik ve gizli ajandalar yatmaktaydı. Friedland mağlubiyetinin yarattığı krizin atlatılması ve Finlandiya’nın Rusya’ya dahil edilmesine rağmen Çar Aleksandr, Rus halkı tarafından hoş karşılanmayan Kıta Sistemi nedeniyle bu ittifaka hiç de sıcak bakmıyordu. Aleksandr, zirvenin hemen başında annesi dul İmparatoriçe Maria Feodorovna’ya yazdığı gizli mektupta, çıkarları doğrultusunda bu ittifakı kurmak zorunda kaldığını ancak "Tanrı’nın inayetiyle Napolyon’un çöküşünü sakinlikle izleyeceklerini" belirtmişti. Çar, mektubunda Avusturya’yı kurtaracak ve güçlerini çoğunluğun çıkarına en uygun anda kullanacak bir strateji güttüğünü, hazırlıklarını büyük bir gizlilik içinde yürüterek başkaldırdıkları bu kişiye (Napolyon'a) alenen ilan etmemeleri gerektiğini vurguluyordu. Nitekim