Kurtuluşa giden yol
Puan vermedi·160 syf.··
2026 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
Aynı hikâyede 3 farklı kişinin gözünden Atatürk'ü okudunuz mu hiç? Biri Atatürk'ü Atatürk'ün gözünden, biri Atatürk'ün bir askerinin gözünden, diğeri ise bir çocuğun gözünden. Her bölüm sonunda bir sonraki bölüm hakkında bir cümle ile merak canlı tutulurken her bölüm başında da bir iki cümlelik geçmiş bölümden tekrar ile sürekli bir bütünlük sağlanmış. Bu bütünlük çocukların gözünde Atatürk'ün hikâyesini nasıl kalıcı kılar öğretmen arkadaşlarım bilir. Bu kitabı okurken oğlum okuldan geldi, öyle bir coşkuyla kitabı okumalısın dedim ki sen ne zaman bitirirsin diye sordu. Eşime öyle bir anlatmışım ki kitap okumayan adam aslında böyle kitapları ben de okumalıyım dedi. Eşim de dahil kiminle yazar hakkında konuşsam yazarı herkes tanıyor. Bir ben kalmışım bilmeyen. Bir yetişkinin gözüyle Atatürk'e çocukça bir sevgi, bağ oluştururken bir çocuk gözüyle vatan sevgisi, ülke ve vatandaşlık bilinci sağlıyor bu kitap. Varlığın içinde büyümüş çocuklarımıza vatanımızın kurtuluşunun nasıl yoksulluk içinde olduğunu anlatan öyle sayfaları var ki. Daha güzel anlatılamazdı. Müftü Efendiyi, cılız tavuğu, Şükrüye Hemşireyi... hangi birini sayayım? Ve biliyorum ben bu yoruma ne yazsam da kitabın güzelliğini anlatamayacağım. O yüzden lütfen en kısa herkes okusun, okutsun. Ataturk'ü bu kitaptan tanımak her çocuğun hakkı . Sarışın bir kurda benziyordu... Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Sakarya Savaşı, 22 gün 22 gece sürdü. 13 Eylül 1921'de zaferle sonuçlandı. Dünyanın en uzun meydan savaşı olarak tarihe geçti. Atatürk'ün atının adı "Sakarya" idi. Bu at, onun en sevdiği arkadaşıydı. Dünyada, çocuklara bayram armağan eden tek lider Atatürk'tür. Elbise ödünçtü ama, O elbiseyi giyen Yürek, koskoca bir millete ayağa kaldıracak kadar güçlüydü. Sessiz bir odada düşüncelere
Kurtuluşa Giden YolNaim Babüroğlu · İnkılap Kitabevi · 011 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 96. kitabı
Osman Pamukoğlu Sakarya Miti “Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 21 Eylül 1921’de orduya yayınladığı bildiriyle “Mehmet”in hakkını “Mehmet” e verdi: “Kurtulus için yaptığımız bu savaştan çok daha evvel sizi baska muharebe meydanlarında da tanımıştım. Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği sizinkinden daha temiz ve daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payn senindir.Kanaatinle, imanınla, itaatinle,hiçbir korkunun yıldıramadığı demir gibi pak kalbinle,düşmanı nihayet alt eden büyük gayretin için minnet ve şükranlarımı söylemeye nefsime en aziz borç bilirim..” Osman Pamukoğlu’nun kaleme aldığı bu #sakaryamiti eseri,Türk tarihindeki en zor dönüm noktalarından olan Sakarya Meydan Muharebesi ni anlatan, okuru iyi bi sarsıp kendine getiren bir çalışmadır. 23 Ağustos-13 Eylul 1921 tarihlerinde olan Sakarya Meydan Muharebesi’ni yazarımızın kaleminden okurken çalışmanın sadece tarihi anlatılardan değil bir komutanın gözünden muazzam bir analiz ile biz okurlarını aydınlattıdığına şahit oluyoruz. Eseri okurken, Sakarya’yı sadece kazanılan bir zafer olarak değil,bir milletin varoluş ve yok oluş çizgisindeki o ince dengeyi,o dönem yaşanan imkansızlıklara da tanıklık etmiş oluyoruz. Sakarya Muharebesi nde en küçük rütbeden en büyük rütbesine kadar Türk Subaylarının yaptığı fedakarlıklar,gösterdikleri kahramanlıklar cok kıymetli. Sakarya Muharebesi nin hep en ön safında Türk Subaylarımız çarpıştığı için katılan subayların hemen hemen yüzde sekseni ya şehit ya da Gazi olmuşlar.Hepsini rahmet ve minnetle anıyorum.Ruhları şad olsun. @inkilapkitabevi kitapfisiltisi sevtap #okuyanteraziokuyor #okuyanterazi #reklamdeğiltavsiye
Sakarya MitiOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitabevi · 013 okunma
Reklam
Puan vermedi·160 syf.··
2026 67. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 09:22
SAKARYA MİTİ . Manisa, Aydın, Ayvalık dahil olmak üzere İzmir ve çevresi işgal edilmiş, Bursa düşmüş ve Yunanlılar Trakya'ya saldırmıştı. 2 hafta içinde Edirne'den Çatalca'ya kadar olan bölge işgal edilmiş ardından ağır koşullar içeren Sevr Barış Antlaşması imzalanmıştı. 1 ve 2 İnönü Muharebeleri sonrası Eskişehir, Afyon, Kütahya Yunan işgaline uğramıştı. Ankara'da ise yeni kararlar alınmış Mustafa Kemal Paşa'ya Türkiye Büyük Millet Meclisi yetkileri yanında Başkomutanlık yetkisi de verilmişti. Artık Mustafa Kemal'in ağzından çıkan kanun demekti. Ölüm kalım mücadelesi başlıyor, Mustafa Kemal'in milletine olan sarsılmaz güveni devam ediyordu. Sakarya'nın doğusunda kazma, kürek, elde avuçta kalan her türlü cephane, silah, malzeme toplanıyor; yeniden orduya alınmalar yapılıyordu. Öte yandan Yunanlılar da boş durmuyor ve " Türk askerleri; amacımız Türk askerini yok etmek değil, Türk halkını Mustafa Kemal'in işkencesinden kurtarıp Anadolu'da güven ve huzuru sağlamaktır. " gibi bildiriler atıyordu. Yunan ordusu, doğu yönünde harekâta başlanmıştı. O sıralar gönüllü olarak cephede çalışmak için müracaat eden Halide Edip, yaşananlar için ateşle imtihanın son safhası demişti. Ve tarih 22 Ağustos 1921. Iki Ordu Anadolu'nun ortasında, bu çorak ağaçsız topraklarda muharebeye başlamak için artık karşı karşıyaydı. Muharebenin ilk günü Mangal Dağı, ardından da Türbe Tepe'nin kaybı Türkler tarafından büyük bir moral çöküntüsü yarattı. 2. gruba gelen ölümle nişanlı olmak anlamındaki Tümenler, son erleri ölünceye kadar mevzilerini kesin olarak savunacaklardır komutu hayatları pahasına kabul edilmeliydi. Unutulmaması gereken şuydu ki Türk ordusu her neye mal olursa olsun Sakarya'da ölümüne direnecekti. " Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır! Vatanın her karış
Sakarya MitiOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitabevi · 013 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 132. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 01:02
"SAKARYA MİTİ" "Tek bir ağaç gölgesi olmayan, bir avuç suya hasret çekilen, bir kaşık sıcak yemek yemeden, bu kavurucu yaz sıcağında, gece gündüz sekiz gün boğuşmasına rağmen Türk askerinde henüz bir çözülme emaresi yoktu." 22 gün 22 gece... Bu süre, dünya savaş tarihinin en uzun meydan muharebelerinden birine sahne oldu . 23 Ağustos 1921'de başlayan ve 13 Eylül 1921'de sona eren Sakarya Meydan Muharebesi, Türk milletinin "ya istiklal ya ölüm" parolasını tüm dünyaya haykırdığı anların adıdır. Bugün Sakarya denildiğinde, sadece bir nehir, sadece bir coğrafya anlaşılmasın. Sakarya, bir milletin yeniden dirilişinin adıdır. Zor zamanlar... İnsanın içini kemiren, ufku karartan o anlar. Öfkeli rüzgârların, barut kokusunun ve nihayetinde şafak güneşinin adıdır. Bu topraklar, ölümle kalımın burun buruna geldiği, kaderin saatlerini belirleyen o mukaddes köprüdür. Havasında ölüm kokusuyla barut kokusu iç içe geçmiştir. Ve en sonunda, bütün o karanlığı yırtan bir şafak güneşi vardır. Emekli bir komutanın disipliniyle yazılmış, ancak bir romancının hassasiyetiyle akıp giden eser, Türk Kurtuluş Savaşı’nın en kırılgan anına ışık tutuyor. Başkomutan Mustafa Kemal, 27 Eylül 1921’de, Alagöz Karargâhı’ndan Batı Cephesi Ordusu’na şu emri verdiğinde, aslında bir çağın kaderini yazıyordu: “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır! Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” Bu sözler, bildiğimiz savunma anlayışını yıkan bir devrimdir. Artık çizgilerle belirlenmiş siperler yoktur. Artık “buraya kadar düşman, ötesi bize” diyecek bir harita çizgisi kalmamıştır. Savunulacak olan şey, bütün vatandır. Her karış toprak, üzerine düşen her damla kana kadar kutsaldır. Kitapta önemli bir yer tutan konulardan biri de Mustafa Kemal'in Sakarya
Edebiyat
Sakarya MitiOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitabevi · 013 okunma
Direniş
10/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Adressiz sorgular Yaşar Ayaşlı Zulme sessiz kalanlar, zulümle karşılaştıklarında ilk hatırlayacakları şey, zulme sessiz kalmaları olacaktır.bugün olağan hale gelen zulüm,yarın herkese sirayet edecek ve belki de kurtuluş için çok geç olacaktır.haiti kölelikten isyan ile kurtuldu.siyahların müthiş birlikteliği ve inançları onları beyaz bağnazlıktan,esaretten kurtulmalarını sağladı. “Özgürlüğümüzü kazanmak için tehlike ile nasıl yüzleşeceğimizi öğrendik ve onu korumak için ölümle nasıl yüzleşeceğimizi de öğreneceğiz.” Toussaint L’Ouverture’ü bize bu sözleri ile ,özgürken ve henüz herkes teslim alınmamışken,toparlanmanın,ve yüzleşmenin önemini açıklıyor. Köleliği kaldıran din kitapları dolayısı ile dinler değil,isyanlar olmuştur. Her dönem birileri,ezilir,sömürülür,birileri de isyan eder…bizim ülkemiz de ise bu günler de ,orta da bekleşen, acabacılar ve söz de tarafsız görünüp iktidarın değirmenine su taşıyanların yoğunlukta olduğunu sizler de gözlemliyorsunuzdur.ana muhalefet partisinden,sendikalara,kitle örgütlerinden,lagal,illegal sol hareketlere ,bizim bu kadar ağır baskıya maruz kalmamız da payı vardır diye düşünüyorum.çünkü yeteri kadar toplumsal basınç sağlanamadı.kütleler istikrar ve din adına sırf çıkarları gerekçesi ile iktidarın oy ve sivil deposu konumuna geçtiler.darbe girişimi ertesi ,darbe başarılı olamasa bile yine asıl hedef rte veya feto fark etmez az sayıda direnen odaklar ve çevreleri oldu. Emperyalizm bugün Suriye de,ırak ta fay hattını mezhep ayrılıkları ile kırmıştır.biz de geçmiş te Alevilere yönelmiş katliamları hiç unutmadık ve maalesef her geçen gün gerici güruhlardan ve şeriata doğru koşar adım giden ülkemiz de hiç unutmuyoruz. Emperyalizmin bölge de ki yapılanması bop ve eş başkanı bugünler de başkanlık hevesin de büyük ihtimal toplumsal
Hayata Dair
Adressiz SorgularYaşar Ayaşlı · Yurt Kitap Yayın · 199352 okunma
bedel ödeyen türk kelebekleri..
Puan vermedi·255 syf.··
2026 194. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 20:54
1914 yılında I. dünya savaşına dahil olan osmanlı devleti dört yıl sonra, 30 ekim 1918de, mondros ateşkes antlaşması ile farklı cephelerde aynı anda verdiği savaşı sonlandırır.. bu antlaşmadan iki hafta sonra, 13kasım 1918de, işgal kuvvetleri donanmaları istanbulun önemli stratejik ve askeri yerlerini kontrol altına almak üzere istanbula gelirler.. osmanlı devletinin I. dünya savaşına dahil olmasından beri kargaşanın, kaosun eksik olmadığı istanbulda artık kargaşa, kaos en üst seviyededir.. istanbulda hayat pahalılığı had safhaya ulaşmış, şehirde yaşayan bazı ermeniler, rumlar, yerli işbirlikçiler istanbul halkına her anlamda zulüm çektirmek için birbiriyle yarışır hale gelmiş, şehirde ikamet eden kadınların canı, namusu daha bir tehlikeye girmiş, işgal kuvvetlerinin şehirdeki varlığı asayişi sağlamak bir kenarda dursun işgal kuvvetlerinin şehir halkına yaptıkları asayişsizliği körüklemiştir.. işte genel olarak bu şartlar altında olan işgal istanbulunda bir polis vardır.. bu polis mehmet cemil efendiden başkası değildir.. kendisi, mehmet cemil efendi, biraz da babasının hatırı gözetilerek kayırılmış, bu şekilde polis olmuştur.. şöyle ki; makedonyanın manastır bölgesi türklerinden olan ve muhtemelen 19. yüzyılın sonlarında istanbula gelen lütfiye hanım, tahir efendinin çocuğu olarak dünyaya gelen mehmet cemil, ortaokulu bitirdikten sonra imalatı harbiye usta mektebine yazılır, iki yıl üst üste son sınıfta kalınca okuldan kaydı silinir.. yukarıda da kısaca anlattığım gibi o dönemin istanbulunda ekonomik olarak ayakta kalmak için geçer akçe devlet memuru olmaktır.. zira sırtını işgalcilere yaslayan mutlu azınlığın olduğu şehirde alnının akıyla ticaret yapmak ve para kazanmak çok çok zordur.. kaldı ki o dönemin istanbulunda yaşayanı bunu göze alsa bile ticarete
Şeytan Adası'nda Bir TürkCemil Eryürek · Ötüken Neşriyat · 202122 okunma
Reklam
Reklam