Altın Palmiye ödülünü aldıktan sonra Nuri Bilge Ceylan da bu ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum demiştir yani bizim yalnızlığımız çok başkadır fakat işin daha da kötüsü biz de kendi içimizde ciddi sorunlara sahibiz ve bunları çözüme kavuşturmadan mesafe almamızda kolay değildir çağa Uygun eğitim konusunda eksik olmak geçmişe ait olan kültürel fazlalıklarımızı da üzerimizden atmamıza engel olmaktadır küreselleşme dalgası sadece bu ülkeyi değil diğer tüm ülkelerin kültürlerini de az ya da çok tehdit etmektedir maalesef yeni şeyler öğrenebilmek için eskiye ait olan bilgilerin bazılarını herkes belirli ölçülerde de olsa unutmak zorundadır. Türkler insanlık tarihinde değişime sürekli yön veren bir millet oldukları için günümüz dünyasında bunu yapamıyor olmanın verdiği toplumsal bir kompleks duygusuna kapılmışlardır kavimler göçündeki Hunların etkisiyle 476'da Batı Roma yıkılmış ilk çağ bitip orta çağ'a başlamış Osmanlı Devleti'nin etkisiyle de 1453'te Doğu Roma yıkılmış ortaçağ bitmiş ve Yeni çağ başlamış ise bu durum Türkler ve Türk kavimlerinin etkisiyle ortaya çıkmıştır geçmişinde Çağlar açıp Çağlar kapatan ve çağlara damgasını vuran bir milletin küreselleşme çağında birçok ülkenin gerisinde kalması elbette zor bir durumdur fakat her çağın bazı gereklilikleri vardır ve bu gerekliliklerinde yerine getirilmesi zaruridir.
Alıntı
Dil önemli bir iktidar aracıdır!
1453'te Osmanlı devletinin yönetim dilleri Türkçe ve Farsça idi. Yönetim kadrolarındaki herkes - padişahlar dahil - Rum­ca bilirdi, fakat bu dilin idari yazışmalarda ve 'yüksek' kültür ürünlerinde kullanımı söz konusu değildi. Zira dil öncelikle bir iktidar aracıdır ve o çağda iktidarın altyapısı her zaman dindi. Ortodokslar Rumca, Katolikler Latince emir, kanun, kitabe, şiir ve risale yazardı. Müslümanlar ise iktidar ve itibar mevkilerine gelebilmek için İslam dillerini kullanmak zorundaydı.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Reklam
Sahamın bir diğer kısmını Kilis ilinde gerçekleştirdim. Kilis, nüfusu 145.000 civarında küçük bir şehirdir. Türkiye illeri arasında en yüksek Suriyeli nüfus oranına sahiptir. Bunun sebebi Suriye’deki rejimin, çatışmanın başlarında Kilis sınırına en yakın sınır geçişinde hakimiyetini kaybetmesi ile açıklanıyor.. Kilis ile ilgili iddialardan biri de bu kentin geçmişten bu yana kaçakçılık rotası olması ve Suriye’de başlayan çatışmalarda sonra insan kaçakçılığının artışa geçmesidir.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Bayılarak okudum. Gerçekten İstanbulun fethi böyle anlatımaz. Tam bir roman havasında ama bilgilendirmesi mükemmel. Eniyi tarih kitabı diyebilirim. Okuyun sonra bana söyleyin net söylüyorum
İkinci Murad, 1448'de II. Kosova Savaşı'nı kazanarak Balkanlar'da Osmanlı hakimiyetini pekiştirmişti. Sultan bir gün Edirne'de bugünkü Sarayiçi'nde dolaşmaya çıkmıştı. Dolaştıktan sonra saraya dönerken köprü başında oturan Hacı İsa Dede isimli bir derviş "Hey Sultan Murad Han, günahlarına tövbe eyle. Zira, vaden yakındır" dedi. Sultan Murad dervişin bu sözlerini duyunca yanında olan Sarıca Paşa'ya dönerek, "Sen şahit ol. Ben günahlarıma tövbe ettim" dedi ve sonra yine İshak Paşa'ya "Şu derviş kimdir, bilir misin?" diye sordu. Paşa, "Sultanım, bu derviş Bursa'da Emir Sultan müridlerindendir" diye cevap verdi. İkinci Murad, sarayına girdikten sonra baş ağrısına tutuldu. Üç gün yattıktan sonra dördüncü gün 2 Şubat 1451'de kulağına "Rabbine dön!" sesi erişti ve Hakk'ın rahmetine kavuştu.
Tarih
1451’de tahta ikinci defa çıktığında ise henüz 19 yaşındaydı.
Tarih
Reklam
Reklam