Bu kitaba vurğunam
Puan vermedi·1056 syf.··
2026 4. kitabı
Bəzi kitablar bitir. Bəziləri isə bitəndən sonra sənin bir parçana çevrilir. Qraf Monte-Kristo mənim üçün məhz belə bir əsər oldu. Kitaba başlamazdan əvvəl "Ezel"i izləmişdim və düşünürdüm ki, artıq bu hekayə məni təəccübləndirə bilməz. Cəmi 10-15 səhifə kifayət etdi ki, bu fikrim tamamilə dəyişsin. Əgər bu kitabı sadəcə "macəra romanı" kimi tanıyırsınızsa, bilin ki, ona böyük haqsızlıq edirsiniz. Bəli, içində macəra var. Amma eyni zamanda sədaqət var, xəyanət var, ata sevgisi var, dostluq var, ümidsizlik var, ümid var və ən əsası, illər boyu ilmə-ilmə toxunmuş, heyranlıq doğuran bir intiqam planı var. Edmund Dantes isə mənim oxuduğum ən möhtəşəm obrazlardan biridir. Onun ağlına, səbrinə, soyuqqanlılığına və bütün yaşadıqlarına baxmayaraq içində qoruyub saxladığı mərhəmətə heyran qalmamaq mümkün deyil. Ən çox zindan hissələri məni sarsıtdı. O səhifələrdə sadəcə Edmundun yox, sanki mənim də nəfəsim daralırdı. Sonra başa düşdüm ki, böyük kitabları fərqləndirən də məhz budur: sən onları oxumursan, onları yaşayırsan. 1500 səhifədir. Mən isə bu kitabı bir ildə iki dəfə oxudum. Bir dəfə də olsun "tez bitsin" demədim. Əksinə, hər dəfə düşündüm: kaş daha əvvəl oxusaydım. Bu günə qədər oxuduğum kitablar arasında mənim üçün zirvədə yalnız bir əsər var: Qraf Monte-Kristo. "Bütün insan hikməti iki kəlmədə gizlidir: Gözlə və ümid et."
Monte Cristo KontuAlexandre Dumas · İthaki Yayınları · 201037,3bin okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 23. kitabı
Amin Maalouf, Tarihte Arap bir seyyah olan Hasan'ın hayatını mükemmel bir şekilde romanlaştırmış. Kitabı okurken 1500'lü yılların Endülüs devletini, Fas'ı, Mısır'ı, İstanbul'un o dönemki durumlarını gözlemleyebilirsiniz. Hasan el-Vezzan ile Granada-Fas-Mısır-Roma-Tunus topraklarında gezip farklı kültürlerdeki insanlarla tanış olmak ve maceralarına katılmak istiyorsanız elinizden düşüremeyeceğiniz bir eser. Hasan El Vezzan, Endülüs de doğmuş bir Müslüman’dır. Engizisyon saldırıları yüzünden ailesiyle Fas'a göçmek zorunda kalmıştır. Ülkedeki siyasi olaylar yüzünden kendini önce Kahire'de, sonra da Roma'da buluyor. Kitabın dili yormuyor. Keyifli okumalar diliyorum :))
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202418,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·320 syf.··
2026 439. kitabı
Zamanı Durdurmanın Yolları (How to Stop Time), çağdaş İngiliz edebiyatının en yaratıcı ve sevilen kalemlerinden Matt Haig’in, zaman, ölümsüzlük, aşk ve aidiyet kavramlarını harika bir kurguyla ele aldığı, dünya çapında büyük başarı yakalamış felsefi-fantastik romanıdır. Gece Yarısı Kütüphanesi ile de tanınan yazar, bu eserinde tarihsel gerçekliklerle insanın en temel varoluşsal sancılarını muazzam bir akıcılıkla birleştirir. Romanın başkahramanı Tom Hazard, dışarıdan bakıldığında kırklı yaşlarında sıradan bir tarih öğretmeni gibi görünse de aslında "Anajerya" adı verilen nadir bir duruma sahiptir. Tom, normal insanlardan çok daha yavaş yaşlanmaktadır. 1500'lü yıllarda doğmuş olan Tom; Elizabeth dönemi İngiltere’sinden Shakespeare ile tanışmaya, Kaptan Cook ile okyanusları aşmaktan Paris'te caz çağını yaşamaya kadar yüzlerce yıllık bir tarihe bizzat tanıklık etmiştir. Ancak bu ölümsüzlüğe yakın uzun yaşam, bir ödülden ziyade ağır bir lanettir. Sevdiklerinin yaşlanıp ölüşünü izlemek, cadılıkla suçlanmak ve sürekli kimlik değiştirerek kaçmak zorunda kalmak Tom’u derin bir yalnızlığa gömmüştür. Tom'un hayatta kalmasını ve sırrını korumasını sağlayan ise Albatros Cemiyeti adında gizemli bir örgüttür. Bu örgüt ona her sekiz yılda bir yeni bir hayat ve kimlik sunar; karşılığında ise tek bir kesin kural koyar: Asla aşık olmamak. Çünkü tehlikeli derecede uzun yaşayan biri için aşk, hem kendi hayatını hem de karşısındakini felakete sürükleyecek en büyük zaaftır. Ancak Tom, modern Londra'da yeni bir hayata adım attığında tanıştığı bir kadın yüzünden bu kuralı çiğnemekle, geçmişin hayaletleriyle yüzleşmek ve şimdiki zamanı gerçekten "yaşamak" arasında büyük bir dönüm noktasına gelir. Matt Haig, geçmiş ile günümüz arasında ustaca mekik dokuyan o sürükleyici ve naif diliyle
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,3bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 94. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 15:54
Günlük...insanın küçülerek büyüdüğü ve kendi içinde yayıldığı yer...tarih..saat...mekan...zaman anaforu içinde yeniden diriliş...düğüm düğüm atılış...ince ince işleniş... Andre Gide'nin 1500 sayfayı bulan günlüğünü okumuştum bir zamanlar...işte buydu günlük...gün...lük...günlere ayrılıyor insan ve sonda bukusuyor...günlük tutuluyor...ve günlük sanırım bizi, biz olarak tutuyor....
GünbegünErol Erdoğan · İz Yayıncılık · 20176 okunma
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 150. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 12:52
"BATISIZLIK" "Zorla çalıştırmak için köle almak çok eski bir uygulamaydı. Örneğin Umman Sultanlığı, Zanzibar ve Mombasa'da imparatorluğunu kurarken Doğu Afrika kıyılarından esirler aldı. Ancak Avrupalılar açık ara en acımasız ve sistematik köle tüccarlarıydı ve Amerika'da Avrupalılar tarafından işletilen plantasyonlar Afrikadan gelen köle işgücü olmadan kârlı olamazdı. Portekizliler ve İspanyollar 1500'lerin başlarında Batı Afrika'dan aldıkları köleleri Amerika'da çalıştırmak için gemilerle taşıyorlardı. İngilizler ve Hollandalılar da çok geçmeden bu tüyler ürpertici işe dâhil oldular. John Hawkins, 1562'de Batı Afrika'dan Karayipler'e kraliyet tarafından onaylanan ilk İngiliz köle misyonunu yönetti. Bir asır sonra, İngiltere'nin Kraliyet Afrika Şirketi, transatlantik köle ticaretinde önemli bir oyuncu olarak kendini kabul ettirdi. Batı Afrika, Avrupalıların yerleşmek için mücadele ettikleri, çoğu zaman hastalıklara yenik düştükleri ve Yeni Dünya kolonilerindeki kâr artırmak için sistematik olarak insansızlaştırdıkları topraklardı." Batı’nın yüzyıllardır kurduğu düzenin çatırdamaya başladığı bir çağdayız. Bir zamanlar dünyanın ekonomik, kültürel ve siyasi merkezini temsil eden Batı, artık aynı mutlak güce sahip değil. Ve belki de ilk kez, dünyanın geri kalanı bu değişimi sadece izlemiyor; doğrudan şekillendiriyor. “Batısızlık” kavramı burada devreye giriyor. Bu durum, Batı’nın gerilemesi, dünyanın geri kalanının yükselişi, sesini daha güçlü duyurması ve küresel dengelerin çok merkezli bir yapıya dönüşmesi demek. Uzun yıllardır alıştığımız “Batı merkezli dünya” fikri artık sorgulanıyor. Çünkü ekonomik güç Asya’ya kayıyor, nüfus dengeleri değişiyor, kültürel etkiler çeşitleniyor ve yeni aktörler sahneye çıkıyor. Bugün Çin’in ekonomik yükselişi, Hindistan’ın demografik
Edebiyat
BatısızlıkSamir Puri · Yeditepe Yayınevi · 20252 okunma
Puan vermedi·268 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 21:56
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Orhan Pamuk'tan “Benim Adım Kırmızı” adlı romanı oldu. 1500'lü yıllarda geçen roman, tarihi-polisiye türünde, yine Doğu-Batı senteziyle harmanlanan bir kurgunun içinde buluyoruz kendimizi. Nakkaşlık sanatının incelikleri, kuralları ile birlikte bir cinayet katilinin de izinin peşini sürüyoruz aynı zamanda. Yıllardır Şeküre'ye aşık olan teyzesinin oğlu Kara, Enişte bey (Şeküre'nin babası) tarafından çağrılır. Enişte Bey'e Padişahın buyruğuyla gizlice yapılmasının istendiği bir resimden söz edilir. Resim frenk (Batı) usulü ile yapıldığı denilerek insanların diline düşer. Haliyle nakkaşlardan Zarif efendi ise kendisinin de katkısını bulunduğu resme şüphe duymaya başlar. Arkadaşına açtığı bu sırla diğer nakkaşların da öğrenmesinden korkan arkadaşı namı-diğer katil, Zarif efendiyi öldürür. Hem ölenin, hem katilin, hem hayvanın, hem kırmızı rengin, hem cansız maddenin misal paranın da konuşabildiği, hatta bir hikâye bile anlattığı çok çeşitli anlatıcısı vardır romanın. Ve bu hikâye de peşinde olduğumuz katilin kim olduğunu öğrenmek, iki oğul sahibi Şeküre ve Kara'nın entrika dolu yarım kalan aşklarının nasıl sonuçlanacağını görmek ve nakkaşlık sanatının meziyetlerini anlayabilmek, kurguda en merak edilenlerdi. Hep bir arayış içinde ilerleyen, nakkaşlığa dair ilgiyle bilgi sahibi olabileceğimiz, başından sonuna kadar ilgiyi diri tutar roman. Bu defa çok tatmin edici ve verimli bir okuma oldu. #kitapalıntıları &Ben doğmadan önce arkamda sınırsız bir zaman vardı. Ben öldükten sonra da, bitip tükenmeyecek bir zaman! &Nakış aklın sessizliği, gözün musikisidir.
Edebiyat - Roman - Tarih
Benim Adım KırmızıOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 199820,1bin okunma