Ruhumu sıktı , 156 sayfa anca okuyabildim ki kitapları yarım bırakmayı seven biri değilim ama gerçekten bitiremedim . Peyderpey okuyacağım ya da belki hiç okumam bilmiyorum. Allah tüm gelinleri kaynana şerrinden korusun .Hacer ne lanet ne şirret bir kadın böyle . Okurken çok sinir etti. Nazan’a da çok üzüldüm.
1000Kitap
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma
8/10
·320 syf.·
2026 56. kitabı
Hannah Arendt “Kötülüğün Sıradanlığı” 1963’te yayımlanan Eichmann in Jerusalem: A Report on the Banality of Evil (Türkçede genellikle Kötülüğün Sıradanlığı alt başlığıyla biliniyor), Hannah Arendt’in Nazi Almanyası’nın lojistik planlayıcılarından Adolf Eichmann’ın Kudüs’teki yargılanmasını izleyerek kaleme aldığı çarpıcı bir eser. Arendt, beş ay süren davanın altı haftalık bölümünü izlemiş ve gözlemlerini aktarmış. Arendt’in en sarsıcı bulduğu nokta şu: Eichmann, şeytani bir canavar gibi görünmüyor. Aksine, klişe cümlelerle konuşan, düşünme yetisini reddeden, bürokratik rutinlere uyan sıradan bir memur portresi çizer. Onun savunması hep aynı cümledir: “Ben sadece emirleri uyguladım.” Arendt, kötülüğün kaynağını nefret ya da sadizmde değil, düşüncesizlikte ve kör itaate dayalı bürokratik mekaniklikte bulur. Ona göre en büyük kötülükler, düşünmeyen, sorgulamayan ve yalnızca emirlere uyan sıradan insanlar eliyle yapılır. İşte bu yüzden “kötülüğün sıradanlığı” kavramı, insan doğasına ve modern bürokrasiye tutulmuş en sert aynalardan biridir. Eichmann, milyonlarca insanı ölüm kamplarına gönderen bir lojistikçi olarak, yaptığı işi bir “teknik görev” gibi görür. İnsanların acısı onun gözünde bir “lojistik meseleye” indirgenir. Arendt’in korktuğu nokta tam da budur: İnsan, başka insanların hayatını teknik bir ayrıntıya çevirdiğinde, korkunç şeyler normalleşebilir. Kitap yayımlandığında büyük tartışmalar yaratmış. Bazı kesimler Arendt’in Eichmann’ı “hafiflettiğini” düşünüyor. Oysa Arendt amacının onu masum göstermek olmadığını, tam tersine, Eichmann’ın suçlu olduğunu söylüyor. Ancak asıl tehlikenin, kötülüğün insanüstü bir şey değil, gayet insani bir şey olmasında yattığını ekliyor ve şöyle diyor:”Eğer kötülüğü sadece “canavarlara” ait sayarsak, sıradan insanların da
Kötülüğün SıradanlığıHannah Arendt · Metis Yayınları · 2022988 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 74. kitabı
Kitap adı: Kaktüsler de çiçek açar Yazar: Songül Ünsal Sayfa sayısı: 158 Türü: Kişisel gelişim Kitabı iki saatte bitirdim. Her sayfada herkes kendi hayatından kesitler okuyacaktır mutlaka. Bir nevi özeleştiri ya da, aynadaki yansımanızın sizinle sohbet etmesi gibi. Kitap bilindik, "yaparsınız edersiniz", tarzı kişisel gelişim kitaplarından çok farklı. Yazarın daha önce bir kitabını daha okumuştum. Gelelim kitaba: Kaktüsler her zaman zor şartlarda gelişir çiçek açar ama aksine fazla ilgi ve su istemezler, işte bazı insanlar da böyle ama tam da bu insanların kıymeti bilinmemekte, diyor yazar. Kaktüsler de çiçek açar, hemde başka çiçeklere benzemeyen çiçeklerden. "Yeşilde huzur saklı, mavide sonsuzluk" bunların hepsinden herkeste az da olsa var. Ufak şeylerle mutlu olan insanlar hep daha fazla kırılgan olurlar. Arsız insanlardan o kadar çok bıkmışlardır ki, kendilerini yalnızlıkla ödüllendirirler. Hep eskiye özlem duyarız ama kimse kalkıp da eskide olduğu gibi davranmaz, sadece dile getirir. Kırıldım demek mi zor, özür beklemek mi? Pes edip yarını umutsuz bir şekilde beklemek mi? Hep başkalarından değer bekleriz, oysa kişi önce kendine değer vermeli bu egona tap anlamında değil. Yorulur insanlar, kırgınlıklar yorar, insanların kaba saba oluşları yorar, umutsuzluklar yorar. Oysa Bakara Süresi 156 Ayeti: "Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma" diyor. Her bir insanım en çok sınandığı şeyler, yapmam etmem dediği şeylerdir her zaman. İnsanların yaralarını kalbinde büyüttüğü mutluluk çiçekleri örter, hem onları büyütmekle meşgüldür hem de kırgınlıklarını onarmakla. Bilindik cümleyle bitirelim. "Belki üzüldün, yarı yolda kaldın, yapmaz etmez dediklerin paramparça etti ama bunları tek sen yaşamadın, yaşamıyorsun" En güzeli kalbine iyi
Kaktüsler de Çiçek AçarSongül Ünsal · Olimpos Yayınları · 20194,247 okunma
“Dilimde bilenmiş bir sükût, boğazımda kocaman bir düğüm var
8/10
·304 syf.··
2026 9. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 19:44
Cümlelerim dağ gibi, harflerimde yitik var...” Merhaba ^^ Eğer geçmişin o tozlu, o buram buram samimiyet kokan sayfalarında kaybolmak isterseniz, huzurlu bir köşede oturup okuyabileceğiniz bu kitaptan birazcık bahsedeyim diyorum. Kitabı okurken kendimi odamda değil de, sanki köyde, eski bir döküm sobasının kenarına büzülmüşüm gibi hissettim. Hani dışarıda buz gibi bir hava vardır ama içeride sobanın üzerinde güğüm fıkırdar, mandalina kabuklarının kokusu odayı sarar ya... İşte tam olarak öyle, o kadar korunaklı ve o kadar bizden bir hissiyat. Sanki başımı babaannemin dizine koymuşum da, o bana o paha biçilemez eski zaman hikâyelerini, o kadim yaşanmışlıkları anlatıyor gibiydi. Yazar, o koca tarihi ve geçmişin gündemini hikâyeye öyle muazzam, öyle ilmek ilmek dokumuş ki... Bizi alıp o bembeyaz karların altında yüreğimizi buz tutturan Sarıkamış’ı ele alıyor, vatan toprağı için can veren şehitlerimizi dâhi es geçmiyor. Ardından Cumhuriyet’in ilk yıllarının o taze heyecanı olsun; 80’lerin o çalkantılı, fırtınalı günlerindeki gündem olsun bir neslin bunlardan nasıl etkilendiğini işliyor. Yaşanan acılar, tarihin satır başları, o dönemin insanı o kadar gerçekçi ki, sayfaları çevirirken zaman algınızı yitiriyorsunuz. Üstelik bütün bunları, nesilden nesile aktarılan bir soyağacı üzerinden okuyoruz. Avşin ve Şirzad’la başlayan o köklü hikâyede ardından gelen torunların torunlarını görüyoruz. Karakterlerin birbirine olan bağları ve yazarın soyları nesiller boyu birbirine bağlama şekli inanılmaz bütünleştirici.. Kitapta insan doğasına, kaderin sillesine ve hayatın tam göbeğine dair nokta atışı tespitler var. Gelelim altını çizdiğim birkaç cümleye: İnsanın kendi hayatının iplerini eline alması, o sorumluluğu sırtlanması gerektiğinden bahsettiği özdeyişlerden yalnızca
Kadim Bir Miras: BeklemekAyla Aydemir · Ataç Yayınları · 202431 okunma
Hayal etmek, eğlencenin yarısıdır.
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 22:26
“Bir gün, bir yerde, daha iyi bir dünya olacak. Oraya vardığımız zaman, dostum, sen sıranın en önünde olacaksın. Sıranın en önünde, beni duyuyor musun?" s.132 Muazzam bir direniş hikayesi okudum. Her gün her şeyden şikayet eden bizler, aslında nelere sahip olduğumuzun farkında mıyız? “serserilerin çaresiz bir insanla uğraşmaları adil değildi. Bir insanın vücudunun içine hapsolmuş halde doğması adil değildi. Birçok şey adil değildi.” s.156 Adil değil, hayat hiç adil değil. “Bir vücudun içine hapsolmak, kaşınan bir yerini bile kaşıyamamak nasıl bir şeydi?” s.156 Ama buna rağmen hayat enerjisini kaybetmemek, hayatı doyasıya tatmak, tattırmaya çabalamak, o ateşi söndürmemek. Gözyaşları içerisinde yazdığım bir inceleme daha. Çok şey öğrendim senden Petey. Her yaş grubundan herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap..
1000Kitap
PeteyBen Mikaelsen · Beyaz Balina Yayınları · 20146,5bin okunma
Güvenli Bağlanma
5/10
·185 syf.··
2026 29. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 21:45
"Hayat bağlanmalardan ibarettir. Önce anneye. Sonra babaya ve aileye. Ardından da yaşama..." Kitabi okurken "çocuk" gözüyle yorumlayip çocukluğumu sorguladığım kısımlar da oldu, "ebeveyn gözüyle" bilmediğimi öğrendiğim kısımlarda... Fakat bazı bölümler deli saçması geldi desem yeridir. Pedagog kitabı diyerek okumak istememe rağmen; yazarın öznel a yorumlarinin da kitapta yer aldığını gözlemledim. Öğrettikleri ile olumlu, saçmalamaları ile olumsuz nötr bir kitap oldu benim için. (Yazarın öznel yorumlarına örnek vermem gerekise: ...Mesela erkek çocuk küpe takmak ister. Kız da an-nesinin ve ailesinin tarzından çok uzakta kalarak absürt şekilde giyinir. Aslında buradaki problem çocuğun anne-yi babayı dinlememesi, verilen nasihatleri anlamamasi değildir. Çocuğun aidiyet hissiyle bir başka gruba dâhil olması, orada kendini emniyette-güvende hissetmesidir (sayfa:156) Ya da Bağlanma 2 yaşına kadar sadece anne-çocuk arasında olmalı, baba bu sürece asla dahil olmamalı. Hatta son sayfalara doğru evdeki kuralları babanın koyması gerektiğini, annenin yumuşatıcı taraf olmasını savunuyor.) Güvenli Bağlanma Adem Güneş
Psikoloji
Güvenli BağlanmaAdem Güneş · Timaş Yayınları · 20142,131 okunma