Şu’arâ Suresi 196. Ayet Açıklaması
Lafzen: “öncekilerin yazılarında/sayfalarında”. (Zubura verdiğimiz mâna için bkz: 16:44, not 48). Bunlar Tevrat ve İncil’den öte -ki onlar zaten adlı adınca zikredilmektedir- başta Eski Hind, Eski Mısır ve Eski İran dinî metinleri olsa gerektir. Bu tezimizi M. Hamidullah’ın verdiği şu emek mahsulü bilgiler teyit eder: “Müfessirler resim ve heykellere tapmayı reddeden, “övülen” ve “herkese rahmet” sıfatlarını taşıyan bir zâtın geleceğini önceden haber veren Zerdüştlerin kitabına (Zend-Avesta, Hacht 13, XXVI-II, 129) göndermeler yaparlar (Bu konuda Avesta ve Dasâtîr’in başka pasajları da vardır). Brahman Hinduların Pourâna ve Vedalar’ı da çölden çıkacak, adı “övülmeye değer: Muhammed” olan bir bilgeden ve onun arabasının göğe değeceğini (Miraç); devleri bulunan bir bilge (Bkz: İşaya, 21:6-7); biri üç yüz diğeri on bin kutsanmış kişiyle gerçekleştireceği iki zaferini (Bedir Savaşı ve Mekke Fethi) haber vermektedir. Başka yerde, Kalınki Pourâna’da babasının “Allah’ın kulu” (Abdullah’ın tam karşılığı) annesinin ise “güvenilir” (Amine’nin tam karşılığı) olduğu yer almaktadır. Yine kumlu bir memlekette dünyaya geleceği ve doğduğu şehrin kuzeyine hicret edeceği vs. belirtilmektedir. Hemen belirtelim ki Pourâna kelime anlamıyla “Eskilerin Yazıları/Suhufu’l-Evvelîn” anlamına gelir ki, bu âyette bu ifade aynen yer almaktadır. Yine bilinmektedir ki, Guatama Buda da “Metteya” veya “Maitreya”nın (âlemlere rahmetin) kendi işini tamamlamak için geleceğini önceden haber vermiştir [Bkz: aynı yer, IX, 128; XX, 107] (Aziz Kur’an, İstanbul-2000).
Sayfa 708·Kitabı okuyor
Atatürk'ün Biyografisi ile İlgili Olaylarn Kronolojisi
1881 - Mayıs Mustafa Kemal Atatürk'ün doğumu 1893 - Selanik Askeri Rüştiyesi'ne yazılması ve öğretmeni Mustafa Efendi'nin "Kemal" adını vermesi. 1895 - Manastır Askeri İdadisi'ne girmesi. 1899, 13 Mart - İstanbul Harp Okulu'na girişi. 1902 - Harp Akademisi, "Erkanıharp Sınıfı"na girişi. 1905, 1 1 Ocak - Yüzbaşı olarak Akademi'den mezun olması ve merkezi Şam'da bulunan V. Ordu emrine ve­rilmesi. 1906 Ekim - Arkadaşlarıyla Şam'da "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti "ni kurması. 1907, 20 Haziran - Rütbesinin kolağalığına (kıdemli yüzbaşı) yükselmesi. Eylül - Selanik'te III. Ordu'ya tayin edilmesi. 1909, 13 Nisan - Hareket Ordusu Kurmay Başkanı ola­rak İstanbul'a gitmesi. 6 Eylül - Selanik'te III. Ordu Piyade Subay Talimga­hı kumandanlığına tayini. 1910 - Arnavutluk harekatına, Mahmut Şevket Paşa'nın Kurmay Başkanı olarak katılması. Fransa' da Picardie askeri manevralarına gitmesi. 191 1, 13 Eylül - İstanbul'a Genelkurmay'a nakledilmesi. 27 Kasım - Binbaşı rütbesini alması. 1912, 9 Ocak - Trablusgarp'ta Tobruk taarruzunu başa­rı ile idare etmesi.1 2, 25 Kasım - Bahrisefit (Çanakkale) Boğazı müret-tep kuvvetlerin Harekat Şubesi Müdürlüğü. 1913, 27 Ekim - Sofya Ataşemiliterliğine tayini. 1914, 1 Mart - Yarbaylığa terfii. 1915, 2 Şubat - Tekirdağ' da 1 9. Tümen'e tayini. 25 Şubat -1 9. Tümen'in kuruluşunu tamamlaya­ rak, Maydos'a hareket etmesi. 18 Mart - Çanakkale Zaferi. 25 Nisan - İtilaf devletlerinin Arıburnu'na asker çı­ karmaları üzerine 1 9. Tümen Kumandanı olarak düş­ manı durdurması. 1 Haziran - Albaylığa yükselmesi. 8-9 Ağustos - Anafartalar Grubu Kumandanlığı'na tayini. 1 O Ağustos - Anafartalar cephesinde taarruz ederek düşmanı geri püskürtmesi. 1916, 14 Ocak - Edirne, XVI. Kolordu Kumandan­ lığı'na tayini. 1 Nisan - Tuğgeneral (mirliva) rütbesini alışı. 6-7 Ağustos -
Sayfa 461·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Alıntılar
Tanilli, S. (1994). Yüzyılların gerçeği ve mirası. İnsanlık tarihine giriş. İstanbul: Cem Yayınevi. İnsanın Ortaya Çıkışı İnsanın doğanın sahnesine çıktığı Dördüncü Zaman’m başlarında, iklim tatlı ve ılıktır. Avrupa, gür ormanlarla kaplıdır ve soyu bugün tükenmiş hayvanlar yaşamaktadır. Ne var ki, bu iklim değişir sonra: Kuzeyden gelen buzullar Avrupa’yı ve Kuzey Amerika’yı kaplar; çok kıllı mamutların, Ren geyiklerinin ve yabani atların otladığı tundralar alır o ormanların yerini (15). Yüzyıllar biraz daha ilerler; Eskitaş Çağı’nın son dönemi başlar; İsa’dan önce 40 ile 12 bin yılları arasında yer alan bir dönem. iklim, bir iyiye bir kötüye gider. Buzulların dördüncü -ama son kez- Avrupa’yı kapladığı bir dönemde, iklim daha da sertleşir. Mamutların soyu kesinlikle tükenmektedir; Ren geyikleri daha da güneye yayılır buna karşılık (16). Taş Çağı Yontm^aş Çağı»ndan farklı olarak, «Cilâlıtaş» Çağı denmesi de bu yüzden. Ve yeni âletler bulunmuştur: Balta, keser, daha sonra da taştan orak ve çapa. Ama o çağın en büyük buluşu ok ile y a y oldu. -Dönemin asıl büyük yeniliği ise şudur: Tarım başlamıştır; ona bağlı olarak da hayvan yetiştirme. Ne demekti bu? Göçebe yaşamdan «yerleşik y a ş a m » a geÇİŞ (22) Cilalı taş çağında büyük buluş SERAMİK kap oluyor. Saklama kabı varsa, birikim var birikim varsa ticaret var. Kalahari’ nin Boşimanları, bundan 40 bin yıl önce nasıl yaşanmışsa öyle yaşıyorlar bugün de (24). DİN Arkeolojik araştırmaların kanıtladığı gibi, dinsel betimlemeler, ancak 40 ya da 50 bin yıldan beri Vardır. İnsan, çok kez yırtıcı hayvanların kaba gücüne karşı koyamadığı ve kendi yaşamı, avdaki talihine bağlı olduğu için, yabanıl hayvanlara olağanüstü nitelikler yakıştırmaya koyuldu. Hayvanlara olağanüstü nitelikler yakıştırmaya koyuldu. Hayvanlarla kendisinin
Alıntılar
Britanta’da, ekilebilir toprakların büyük bir kısmının hala işlenmemiş olduğuna bakarak şu soruyu sorabiliriz: Artan nüfus neden köylü tarımının yaygınlaşmasına yol açmadığı (26)? 1780’e gelinceye kadar İngiliz toplumu çok açık bir şekilde modernleşmişti; cadılar ve inançsızlar artık yakılmıyor, günah artık cezalandırılmıyordu (33). İngiliz finans ve ticaretinin kalbi, finans kapitalizminin dünya ölçeğinde Wall Street’ten önceki para planlama ve aklama merkezi London City’dir. Burası İngiltere’nin bir parçası değil, egemen bir finansal devlettir. Yerel yetkili, London City Şirketi’dir. London City Şirketi, dünyanın en eski ve devam eden yerel hükümetidir (35). Yönetim, Kral zayıf ya da çocuksa baronların denetiminde daha “bürokratik” bir hükümet; kuvvetliyse Kral’ın kendi denetimindeki bir “Saray” hükümeti oldu. Ancak, 16. Yüzyılda bu döngü kırıldı. Yönetim birimleri, Kral onlar üzerindeki denetimini yitirmeden “Saray dışına çıktı” (47). Bir anlamda, feodal baronluğun tek varisi Saray’dı. Thomas Cromwell’in reformları “feodalizmi devletleştirdi” denilebilir. Bir başka anlamda, lordlardan geriye kalmış olan varisleri, Avam Kamarası’nın temsil ettiği eşrafın daha büyük kısmını oluşturuyordu (48). Baronların özel örduları dağıtılmıştı ve kardeşi Fransa Kralı’nın tersine, İngiltere Kralı ne daimi bir orduya ne de bürokrasiye sahipti. Fransa mecarası terk edildikten sonra, Kıta Avrupa’sından kopuk olan İngiltere’nin ulusal savunması donanmaya kalmıştı ve donanma da ülke içi baskı aracı olarak kullanılamazdı. VIII. Henry donanmayı güçlendirdi. Bizathi donanmanın varlığı ticareti koruyordu (49). Protestan teoloji, birçok yönden orta sınıfın bireyciliğine uygun düşüyordu. Tanrı ile insan arasında arabulucu durumundaki azizler ve rahiplerin kaldırılması birey vicdanını
1 Nisan Şakası Nereden Geliyor? Her ne kadar Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar) milattan önce 46 yılında takvimin başlangıcını Ocak ayı olarak ilan ettiyse de, 16. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa'da yeni yıl geleneksel olarak, bahar aylarının başlangıç tarihi olarak da kabul edilen, Mart ayının 25'inde başlardı. 1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles, takvimi değiştirerek yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanki iletişim şartlarında bazı insanların bundan haberi olmadı, bazıları ise bu kararı protesto etmek amacıyla eski adetlerine devam ettiler, 1 Nisan'da partiler düzenlediler, birbirlerine hediyeler verdiler. Diğerleri ise bunları Nisan aptalları olarak nitelendirip bu güne "Bütün Aptalların Günü' adını verdiler. Bu günde diğer-Jerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak bir partiye davet ettiler, gerçek olması mümkün olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup, Ocak ayının yıIın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başladılar. Adeti gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Bu adetin İngiltere'ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl surdü, oradan da Amerika'ya ve bütün dünyaya yayıldı. 1 Nisan şakalarının sembolünün 'Nisan Balığı' olmasının nedeni ise Mart ayının sonlarına doğru, Güneş'in Balık Burcu'nu terk ediyor olmasıdır.
Sayfa 113
Alıntılar
Türk Türkçe konuşandır (Roux, 2013, s. 28). Kabile dayanışmasının sağlam yapısına sahipler (51). Atları için eyeri, üzengiyi, koşumu icat etmişlerdir (Roux, 2013, s. 55). Tabgaç Çin’i ele geçiriyorlar fakat sonra asimile oluyorlar (67). Hunlar Tüm varsayımlar bir tarafa, Hunların 374 tarihlerinde Balamir ya da Balamber adındaki bir önderin yönetiminde Don ve Dinyeper’i aşarak Cermen kökenli Vizigotlara, Ostrogotlara ve paleo-Asyalı Alanlara saldırdıkları kesindir. Kendilerinden daha vahşi ve daha iyi silahlanmış Asyalıların bu baskını karşısında darmadağın olan Cermenlerin her biri dehşete düşüp selamati kaçmakta bulmuştur. Romalılar onlara saygı duyuyordu. Hunlardan korkmaktan çok onlara hayrandılar. Aetius, yani Attila’nın hem arkadaşı hem de gelecekte kendisini yenecek olan düşmanı da 405-407 tarihlerinde rehin verilmişti. Böylece o tarihlerde İtalya’da, Galya’da, hatta söylendiğine göre Toulouse kadar uzak bölgelerde bile Hun atlıları görülür. Onlara Roma İmparatorluğunun en güvenilir müttefiki olarak bakılmaktadır (Roux, 2013, s. 71). Kırgızlar Kırgızların Uygurlara karşı kazandıkları bir zaferi öven Suji dilinde yazılmış olanı hariç, çoğunlukla Türkçedir. Bunların hepsi cenaze törenleri ile ilgilidir. bu yazırlarda son derece basmakalıp olan ağıt biçimlerinin yanı sıra bir de ölüm (ortalama 45) ve evlenme yaşları belirtilmiştir. Anlaşıldığına göre evlilik akıtları genelde çok gençken daha 15-16 yaşındayken yapılıyordu. Demek ki Kırgızlar 700’lü yıllarda Türkçe konuşuyorlardı. Ve hiç şüphesiz bu dili en azından bin yıldan beri konuşmaktaydılar. Çinliler tarafından derlenen kelime dağarcıklarında yer alan sözcüklerde isimleri gibi saf Türkçedir (Roux, 2013, s. 87). Çinliler Kırgızları mavi gözlü sarışın adamlar olarak tasvir ederler (Roux, 2013, s. 88). Demirci