10/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2025 129. kitabı
Türk Kültüründe Nevruz V. Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri. (15-16 Mart 2002) Diyarbakır. Yayına Hazırlayan Dr. Azize Aktaş Yasa. Nevruz, Türk dünyasının önemli günlerinden birisidir. 21- 22 mart günü hem bahar mevsiminin başlangıcı hem de günlerin uzamaya başladığı gecedir. Eski takvimde Mart 9'una denk gelen bugün Türk dünyasının değişik bölgelerinde farklı isimlerle anılmaktadır. Sıklıkla kullanılan ismi ise nevruzdur. Tüm Türk dünyasının kutladığı, bugün niye Farsça bir kelimeyle ifade edilmektedir. .. bu konuda Gülalek Nurmemmet " IX. X. Yüzyıllardan başlayarak Oğuz Bayramı adı verilen bu bayram, Nevruz adını almaya başlamıştır. Bunun sebebi Karahanlı ve Selçuklu devletlerinin Fars dilini kullanmasıdır. Nevruz kelimesi Farsçadan alınmış olup ortak kültür tüm Doğu halklarıyla beraber Nevruz adıyla hatırlanmaktadır" diyerek konuyu açıklığa kavuşturmaktadır. Güzel şehrimiz Diyarbakır'da yapılan Nevruz bilgi şölenine Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan Cumhuriyetleri ve Moldova, Ukrayna, Litvanya ile Karaçay Dağıstan ve Altay Özerk bölgelerinden 11,Türkiye'den 12 bilim adamı katılarak birer bildiri sunmuşlardır. Her bilim adamı ülkesinde, şehrinde nevruz'un hangi isimle anıldığını, ne tür hazırlıklar yapıldığını ve nasıl kutlandığını anlatmıştır. Atatürk Yüksek Kurumu da bu bildirileri Azize Aktaş Yasa hocaya düzenlettirerek, kültür hayatımıza kazandırmıştır. #Kştapşuuruinsanlıkşuurudur.
Türk Kültüründe Nevruz V. Uluslararası Bilgi Şöleni BildirileriAzize Aktaş Yasa · Atatürk Kültür Merkezi · 20021 okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2025 335. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2025 20:39
bu bir inceleme değil, işaret fişeğidir! işaret fişeklerini bilmeyenimiz hemen hemen yok denecek kadar azdır sanıyorum.. işte bu hemen hepimizin bildiği işaret fişekleri de bildiğimiz gibi farklı amaçlarla atılır.. örneğin; - dar alanda bulunan aynı orduya mensup birliklerin ya da müttefik orduların birbiri ile çarpışma olasılığı arttığında çarpışmayı önleme adına taraflardan birinin karşısındakine varlığını hissettirme, dikkat çekme için atılır işaret fişekleri.. - saldırıya uğrayan ya da uğraması muhtemel olan birliğin/birliklerin müttefik orduları ya da kendi ordularının ilgili bölümünün/birliğinin kendilerine yardım etmesi yönünde bu orduların ilgili bölümünün/birliğinin dikkatini çekmek için atılır işaret fişekleri.. - savaş uçaklarının düşman tarafından kendilerine atılan ısı güdümlü füzelerin hedefini şaşırtmak için atılır işaret fişekleri.. yani kısaca uyarı, yardım, hedef şaşırtma gibi amaçlar gözetilerek atılır işaret fişekleri.. --------------------------------------------------------------------------------------- okumuş olduğum kitap dönemin osmanlı imparatorluğunun aydın vilayetinde yunan işgali sırasında türklerin yunan işgal ordusu ve yerli işbirlikçiler tarafından uğradıkları zulümleri, katliamları dönemin resmi raporları ile anlatan bir kitap.. aydın vilayeti derken sadece günümüz aydın ili ve ilçelerini düşünmeyelim.. dönemin aydın vilayeti merkezi izmir şehri olan izmir, aydın, manisa, denizli, muğla illerini kapsayan 1918 itibariyle yaklaşık 1.5 milyon nüfusun yaşadığı bir bölge.. işte bu aydın vilayeti içerisinde yer alan şehirler bir bir yunan ordusu tarafından işgal edilir.. izmir (15 mayıs 1919), manisa (25 mayıs 1919), aydın (27 mayıs 1919), muğla (23 temmuz 1919), işgal edilen denizli nisan 1919da büyük ölçüde
Ege Bölgesinde Yunan ZulmüKomisyon · Ark Kitapları · 06 okunma
Reklam
Puan vermedi·208 syf.··
2025 148. kitabı
Dantenin İlahî Komedya’sından yaklaşık 1000 yıl önce yazılmış ve benzer içerik ve yapıda olan bir eser. Ardaviraf, Zerdüştilik dinine mensup bir peygamber, Önder, ruhani adam. Büyük İskender Sasanileri yenmesiyle dinleri zayıflar, din kitapları da yakılır, yok edilir. Zerdüşt din adamları buna bir çare aramaktadırlar ama nasıl? Toplanırlar, istişare ederler ve aralarından 7 kişiyi karar alma konusunda yetkilendirirler. Bunların içinden de 3 kişi ve bu 3 kişinin içinden de Ardaviraf’ı görevlendirirler. Peki Görevi ne olacaktır? İşte burası çok önemli: Ardaviraf belli ritüellerden sonra uykuya dalacak ve öteki dünyaya, zerdüşt dininin tanrısının yanına gidecek ve ne yapılması gerektiğini öğrenerek geri gelecek ve getirdiği mesajları da dindaşlarına tebliğ edecektir. Denildiği gibi yapılır ve Ardaviraf 7 gün sürecek uykuya dalar. 7 gün sonra uyandığında, uykuya dalarken başladığı yolculuğunu baştan sona kadar anlatır. İşte Ardavirafın bu uyku halinde çıktığı mirac sürecinde görevli küçük bir Tanrı olan Azer ile kutsal bir ruh olan Suruş tarafından gezdirildiği Cennet, Araf, Cehennem’de gözlemlediklerinin anlatılır. Bu yolculuk sırasında Zerdüşt tanrısı Ahura Mazda huzuruna çıkarak gerekli mesajlarınalan Ardaviraf, kutsanmış olarak geri gelir bu dünyaya, yani uyanır. Verdiği mesajlara gelince, İskender’in darbeleriyle zayıflayan Zwrdüştiliğin toparlanması için bağlılarını gayrete getirmeye ve zerdüştî düzenin sağlamlaşması için gerekli telkin ve uyarılar peşpeşe sıralanır. İlginç bir kitap. Biraz da tanıtım bültenine bakalım: “Ardavirâfnâme Sasanîler döneminde yaşamış ünlü Zerdüşt din adamı Ardavirâf’ın cenneti de içine alan öteler dünyasına seyahatini, cennet, cehennem, berzah seferini konu alan Pehlevice kaleme alınmış son derece önemli bir eserdir. Ardavirâf,
ArdavirafnameArdaviraf · Pinhan Yayıncılık · 2017210 okunma
10/10
·708 syf.··
Beğendi
·
2024 224. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2024 16:02
Homeros'un, hayatı hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte MÖ IX. yüzyılda Smyrna (İzmir) bölgesinde yaşamış olduğu sanılmaktadır. Homeros'un adı Antik Yunancada “köle” anlamına geliyordu. Antik Çağ'da yaşamış İyonyalı ozan olan Homeros, Batı edebiyatının ilk büyük eserleri kabul edilen İlyada ve Odysseia destanlarının yazarı veya derleyicisi olduğu kabul edilmektedir. Eserleri Antik Yunan devletlerinde her tür bilginin kaynağı sayılan Homeros, İlyada ve Odysseia destanlarıyla edebiyatın hemen her türünü günümüze dek etkilemeyi başarmıştır. İlyada, Homeros'un Troya Savaşı'nı anlatan destanıdır. Yunancada Odysseia ile birlikte en eski destan olduğu düşünülen, epik bir şiirdir. Eldeki veriler ışığında Homeros tarafından MÖ 7. ya da 8. yüzyılda yazıldığı düşünülen Antik Yunan edebiyatının temel eserlerinden biridir. En ünlü Antik Yunan destanı olan İlyada’da 24 bölümlü ve 16.000'i aşkın dizeli koca destan Troya Savaşı'nın dokuzuncu yılında tam 51 günlük biri süresi anlatılır İlyada dünya edebiyatının temel taşlarından biri olduğu kadar, konu ettiği döneme ışık tutan en gerçekçi eserdir. Bu eşsiz destan Antik Yunan’da neredeyse bir kutsal kitap sayılmıştır.
Edebiyat
İlyadaHomeros · Türkiye İş Bankası Yayınları · 20229,6bin okunma
Zalimler ve Mazlumlar...
7/10
·592 syf.·
Beğendi
·
2024 46. kitabı
Üstâd Necip Fazıl Kısakürek, bu eseri nasıl, hangi hâlde ve niçin kaleme aldığını ve bunun vesilesini eserinin sonunda şu cümlelerle ifade ediyor: - "Dedim ki, bu eseri bana ilhâm eden 19 aylık bir ıstıraptır. Mevzu da benim ferdî ıstırabım değil, bu acının bana verdiği fikir... "O acı nedir ve ne yüzdendir?" diye eşelemeye ihtiyaç var mı?.. Ondandır işte ondan!.. 19 ay içinde gördüğüm, unuttuğum ve yaşadığımdan... Bütün bu mânevî hâlleri heykelleşmiş bir fikir şeklinde benden ayrı bir insan olarak hayâlinize aksettirecek olursanız ondan..." Üstad eserine en ünlü mazlum olarak addettiği Sokrates'den ve onun ünlü apolocyasından bahsederek başlıyor, sonra Hz. İsa (as) ve havarilerinin Roma'dan ve Yahudilerden gördükleri zulümleri anlatarak devam ediyor. III. başlık İslâm'ın ilk kurbanları, ilk şehid ve ilk Müslümanların çektikleri, ıstırapları resmettikten sonra IV. başlık "Peygamber Torunu İki Şehid" Kerbelâ faslına geçiyor. V. Başlık: "200.000 Kelle Üstünde İbn-üz-Zübeyr'in Başı" ismiyle Haccac'ın (zalim) zulümleri anlatılıyor. VI. Başlık: "İmam-ı Azam ve Öbürleri" ne yapılan zulümler... VII. Başlık: "Mansur-Kendi Kendinin Mazlumu" Hallac-ı Mansur'un nasıl anlaşılması gerektiğinden uzunca bahsedilerek Şeriat ve Tasavvuf meselesi tahlil ediliyor. Üstad VIII. Başlıkla Batı'lı mazlumlara geçiyor ve ilk mazlum Jan Dark'a 50 sahife ayırıyor... IX. Başlık "Cem Sultan"a 30 sahife ayırmış. X. ve XI. Başlıklarda Kilise-Engizisyon mazlumlarına (Servetüs, Bruno, Galileo vb) ayrılmış. XII. Başlık. "Genç Osman" ve Yeniçerilerin zulümlerinden 82 sahife boyunca bahsedilmiş. XIV. Başlıkta Büyük Fransız İhtilâli ve Zavallı Kral 16.Lûi, ve Kraliçe Mari Antuanet, İhtilalciler Danton, Robespiyer vb Fransa'nın kaotik vaziyeti, zalimler ve mazlumlara 76 sahife ayrılmış. XV. başlık Dreyfüs'e ayrılmış....
Tarih ve İnsan
Tarih Boyunca Büyük MazlumlarNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 1999354 okunma
5/10
·160 syf.··
2022 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2022 00:27
Mistisizm Rüzgarı "Her şey her şeyin içindedir." felsefi fikri temele yerleştirip, üzerine bolca mistik ögeler ile kat çıkıyor, Coccia. Bu mistik ögelere değinecek olursak; İçe batma dünyası, Pneuma ve Deep Ecology. 82.sayfaya kadar içe batmanın dünyası fikri ile ilerleyen Coccia, daha sonra sırasıyla Pneuma fikrini güncelleştirip Pneumatologie olarak sunuyor ardından ise "her şey her şeyin içindedir" felsefesine ulaşıyor, bu süreçte ise sürekli Derin Ekoloji felsefesinden atıflarda bulunuyor. Şimdi alıntılarla ilerleyelim, I. " İnsanlık dünyası karşısında sarsılmaz bir kayıtsızlık hali içindedirler; halkların kültürü, krallıkların ve çağların yer değiştirmesi onları etkilemez." Sayfa 6 Burada insanlığın önemsizliğini ön plana çıkarılması ve bitkilere özel değer biçilmesi, bence yanılgıdan ibaret. Derin Ekolojinin atıflarından biri olan; insanoğlunun doğa karşısındaki değersizliği vurgulanmış. Bana kalırsa insanlık bitkilerin evrim aşamasına önemli katkılarda bulunmuştur. En bariz örnek Tozlaşmanın hızlandırılması ve bu işlemin adeta bir bilim dalı haline getirilmesiyle beraber çok farklı melez türlerin ortaya çıkmasına ön ayak olmuştur. Greyfurt, 1750 yılları arasında Jamaika'da yerli tatlı portakalının yanında yetiştirilmek üzere Kaptan Shaddock tarafından Güney Asya'dan getirilen yine bir turunç cinsi olan pomelo türü bu adada dikildiğinde bu iki türün birbiriyle tozlaşmaya girmesi sonucu elde edilmiştir. Bunu insanoğlu yaratmasa dahi aracı olmuş; aynı arılar,sinekler ve kın kanatlılar gibi. Ayrıca 15-16 y.y arasında Yeni Dünya'dan Avrupa'ya getirilen birçok bitki yüzünden farklı fungus hastalıklar ortaya çıkmış, Avrupa'nın florasını değiştirmiştir. İlk başta bu hastalıklar pek ciddiye alınmasa da ilerleyen zamanlarda ortaya çıkan tablodan dolayı Avrupalılar,
Bitkilerin YaşamıEmanuele Coccia · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202168 okunma
Reklam
Reklam