Puan vermedi·360 syf.··
2026 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 00:00
İşte Tanrılar, üç ayrı dünyada (Ay’ı bilerek farklı bir dünya olarak sayıyorum) geçen üç farklı yaşamı anlatırken bambaşka bir yaşam biçimiyle tanıştırıyor. Açıkçası, bugüne kadar okuduğum “farklı yaşam” tasvirlerinin çok ötesinde bir hayal gücü Kitap üç bölümden oluşuyor ve Asimov her bölümde vitesi biraz daha artırıyor. İlk bölümde “sonsuz enerji” bulduğunu sanan insanlığın aslında kendi sonunu nasıl hazırladığını okurken, ikinci bölümde taşlar yerine öyle bir oturuyor ki hikâye resmen akıyor. Paralel evrende kurguladığı uzaylı türü ve onların üreme/sosyal yapısı gerçekten akıl sınırlarını zorluyor: Sol Mantıksallar, Sağ Ebeveynseller ve Duygusallar Üçüncü bölüm ise, artık özerkliğini elde etmiş Ay'da geçiyor. Okurken “hayal gücünün sınırı yok” dedirtiyor. Asimov’un en sevdiğim taraflarından birisi, bilimkurguda ortaya koyduğu kuralları “böyledir” deyip bırakmıyor. Aksine, o yasaları başka bilimsel temellerle destekleyerek inandırıcılığı iyice artırıyor. Bu da okurken insanı hem düşündürüyor hem de hikâyeye daha çok bağlıyor. Okumayı düşünenlere küçük bir not: Kitap, yer yer bilimsel kavram ve detaylara giriyor. Ama sakın gözünüz korkmasın Bazı teknik kısımları tam olarak kavramadan ilerleseniz bile konudan asla kopmuyorsunuz. Detaylarda boğulmadan devam etmenizde hiçbir mahsur yok; hikaye zaten akıp ilerliyor Tek eleştirim ise maalesef yayınevine @ithakiyayinlari Böyle güçlü bir esere bu kadar özensiz bir editörlük gerçekten yakışmamış. Noktalama hataları, yazım yanlışları… okurken dikkat dağıtacak kadar fazlaydı. İthaki Yayınları’ndan daha özenli bir baskı beklerdim. @fragmanikitap öneri için teşekkürler İŞTE TANRILAR Isaac Asimov Çeviri: Cihan Karamancı İthaki Yayınları 5. Baskı, Mayıs 2024 356 syf. ️16.04.2026 - 24.04.2026 Kastamonu 2026/20 #iştetanrılar
İşte TanrılarIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 2021960 okunma
Makyevelizm 2.0 - Bir CV
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 87. kitabı
01- Machiavelli için güç, yarım bırakılacak bir iş değildir. Eğer bir güç mücadelesine giriyorsan, hamleni rakibini tamamen saf dışı bırakacak şekilde yapmalısın. 02- İnsanları ya tamamen kazanacaksın ya da tamamen yok edeceksin. Ortada bırakılan, sadece yaralanan düşman intikam ateşiyle geri döner. 03- Birine zarar vereceksen, bu öyle bir darbe olmalı ki karşı tarafın geri dönüp intikam alacak ne gücü ne de mecali kalmalı. Küçük zararlar kin doğurur, büyük zararlar ise felç eder. 04- Güçlü lider, insanlara yardım ederken aslında onları kendine bağlar. İyilikle borçlandırarak, insanların sana muhtaç kalmasını sağlarsın. Bu, sadakati garantilemenin pragmatik bir yoludur. 05- Başkasının gölgesinde büyüyen lider, o gölgenin sahibine gebe kalır. Minnet altına girmek, egemenliği devretmektir. Galibiyet sadece ve sadece kendi gücünle kazanıldığında gerçektir. 06- Sorunları henüz ortaya çıkmadan, emareleri belirdiği an öngörmelisin. 07- Özgürlüğüne düşkün, kendi yasalarıyla yaşamaya alışmış bir topluluğu kontrol etmek zordur. Onları yönetmek istiyorsan, aralarındaki eski bağları ve ittifakları çözmeli, parçalayarak yönetmelisin. 08- Çok hızlı ve temelsiz büyüyen yapılar, aynı hızla çöker. Güç, kök salarak ve sindirilerek inşa edilmelidir; aksi takdirde ilk fırtınada yıkılır. 09- Yeni bir sistem inşa etmek istiyorsan, eski dünyanın alışkanlıklarıyla büyümüş yetişkinlerle vakit kaybetmeyeceksin; yönünü değişime açık, şekillendirilebilir gençlere çevireceksin. 10- Bir lider, tarihteki en güçlü figürleri model almalı ve oku atarken menzilinin ötesini, yani en yükseği hedeflemelidir. Hedefi yüksek tutmak, ıskalasan bile seni ileriye taşır. 11- Seni kahraman yapacak şey, yendiğin düşmanın büyüklüğüdür. Eğer ortada bir tehdit yoksa, o tehdidi (düşmanı) kontrollü bir
Siyaset
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201820,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·112 syf.··
2026 8. kitabı
NAMAZ Psikolojisi 1. ALLAH’ın isteğini ve rızasını düşünerek yapılan bütün davranışlar birer ibadettir. 2. Dinde ibadet olarak belirlenen bazı özel davranışlar vardır ki bunlar, insanın ALLAH’la olan ilişkilerini canlı tutmak için belli aralıklarla tekrarlanırlar, işte namaz, her gün tekrar edilen, belli hareketleri ve dualar içine alan bir ibadettir. 3. Namaz İslam dininde ilk emredilen ibadettir. 4. Namaz aynı zamanda, yaratılanın YARATANA karşı duyduğu saygı, sevgi, minnettarlık ve bağlılığın, şükür duygusunun bir ifadesidir. 5. Namaz önce ki peygamberlere de farz kılığı Kuran-i Kerimin değişik ayetlerinde ifade edilmektedir. ( H.z. İbrahim Kur’ani Kerimde geçen duası ; ‘’Rabbim! Beni ve Soyumu namaz kılanlardan eyle!’’ amin…) Ancak önceki peygamberlerden sonra o din mensuplarının namazı koruyamadıkları. Ondan uzaklaştıkları anlaşılmaktadır. 6. Taha Süresi 132 ayette ALLAH C.C. şöyle buyurmuştur. ‘’ Ailene namazı emret! Sen de sabırla ona devam et… ‘’ buyuruyor. 7. Cehenneme girenlere neden cehennem girdikleri sorulduğunda? Biz namaz kılanlardan değildik! Buradan namazın ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. 8. Genelde ibadetler, dini inancın koruyucularıdır. 9. Yetişkinlerin, anne babanın namaz kılmasının, çocukların namaz kılmayı arzu etmeleri, namaz kılmak istemeleri açısından da önemi büyüktür. Çünkü çocuk çevresini tanımaya başladığı anadan itibaren çevresinde ki büyüklerin, özellikle anne babasının söz ve davranışlarını taklit edip örnek almaya başlar. Bu nedenle namaz kılan bir anne babanın çocukları da namaz kılmaya özenir. Namazın Psikolojik Süreçleri 10. ‘’Vay haline şu namaz kılanların! Ki onlar şuurunda değildir namazlarının. Gösteriş yaparlar onlar, Hayra engel olurlar.’’ Ma’un 4-7 ayetler. 11. Namazda neyi okuduğunun bilincinde olunmalıdır. Çünkü
Din
Namaz PsikolojisiHüseyin Peker · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 2020123 okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
Zihnimizdeki Resimler - Walter Lippmann Bizler günlük yaşantımızda yürüttüğümüz sosyal ilişkilerde dahi karşımızdaki insanlara karşı boş bir zihinle bakmayız. Genellikle karşımızdaki kişilere hakkında inşa etmiş olduğumuz kalıp yargılarla bakar ve sosyal ilişkilerimizi buna göre düzenleriz. Walter Lippmann’ın “Public Opinion” adlı eserinde bahsettiği stereotip kavramı sosyal ilişkilerimize dair önemli ipuçları barındırıyor. Lippmann’a göre; “Çoğu zaman önce görmeyiz, sonra tanımlamayız; önce tanımlar sonra görürüz.” Yani baktığımızda gördüğümüz dünya, içinde bulunduğumuz kültürün, inancın etkisinde ve daha önceki tecrübelerimize dayanarak tasvir ettiğimiz dünyadır. Bizler genelde bu dünyada olması gerekeni değil olmasını istediğimiz şeyleri görmeyi seçeriz. Bu davranışımız aslında çevremize uyum sağlama çabamızdır der. Kalıp yargılar bize dünyayı, görmeden önce tanıtır. Bize neyin iyi, neyin kötü olduğunu; kimin tanıdık kiminse yabancı olduğunu öğretir. Kalıp yargılarımızın dışında olan dünya bize yabancıdır. Yabancı olan şey ise tanımlanmak zorundadır. Yaşadığımız bir durumu tanımlarken önce ipuçlarına bakar, bunu zihnimizdeki imgelerle birleştirip bir yargıya varırız. Bu yönüyle kalıp yargılar bize, karmaşık bir dünyada güvenli bir alan inşa etmemizi sağlar. Lippmann’a göre kalıp yargılar; “…özsaygımızın güvencesidir; dünyaya kendi değerlerimizin, konumumuzun ve haklarımızın yansımasıdır… biz o savunuların arkasında, işgal ettiğimiz konumda güvende hissetmeye devam ederiz.” Fakat bu güvenli alan bizi gerçeklikten kopardığı her vakit sosyal yaşamımızda bize zarar vermektedir Lippmann’In tabiriyle bizi bir “sahte çevre”nin içerisine hapsedebilmektedir. Bizler oluşturduğumuz sahte çevreler içerisinde dünyayı tanımlamaya çalıştığımızda aldığımız kararlar sahte çevrede
Public OpinionWalter Lippmann · Free Press · 199734 okunma
10/10
·458 syf.·
Beğendi
·
2026 27. kitabı
**10.04.2026 Cuma Saat 16:20 Jean-Christophe GrangéSiyah Kan ** Tarihe Not: Kitabı yıllar önce okumama rağmen çok uzun süre etkisinde kaldığımı ve merakla okuma isteğimi tetiklediğini hatırlıyorum Yıllar önceki ben bu kitabı okurken; Bir çocuğun annesine olan kinini, masum bir çocuğa yaşatılan bunca acı ve travmaların çocukta neden olduğu değişimi ve dönüştüğü hali çok ilginç gelmişti. Bu kadar acımasızlaşma, hissizleşme, intikam alırken ki ritüel, bunu dini bir ayin gibi düşünme fikri, arınma odası kavramı çok ilginç ve etkileyici işlenmişti. Şu anki halimle bu kitabı okurken; Öncelikle kitabı okumaya başlarken o zaman ki etkiyi yaratacak mı diye bir düşünce, endişem vardı. Ama yıllar geçmesine rağmen, dünyada hiçbir şey aynı kalamazken, yıllar içerisinde kendimde bile bu kadar şey değişmişken KİTAP HALA O ETKİYİ HATTA DAHA FAZLASINI YARATTI… Öncelikle yıllar içerisinde hatırladığım bölümleri okurken o anlar çok hoşuma gitti. Ancak o zamanlar okuyupta anlayamadığım şuan fark ettiğim şeylerde vardı. Örneğin Amok hastaları – Stefan Zweig’in Amok Koşucusu kitabında detaylı anlatılan Amok hastalarının 2000’li yıllarda klinik vakaları olduğunu ve bunların tedavisiyle ilgilenen hastanesinin olması son derece ilginç gelmişti. O zamanlar Amok koşucusunu okumadığım için bilmediğim mevzu şuan için ilginç bir bilgi olarak karşıma çıktı. Ve en önemli bölümü de sonu oldu. Kitap hiçte hatırladığım gibi bitmedi. Yıllar içerisinde hafızama yenik düştüm ve her şeyi unuttuğumu fark ettim. O yüzden kitabın son bölümlerinde yaşadığım şok – merak – heyacan ve birazda siniri unutmamak adına bu notu yazma ihtiyacı duydum. Öncelikle yıllar sonra bu mısraları okuyacak kendime bir mesajım var; HARİKA BİR YAZAR VE HARİKA BİR KİTABI TEKRAR OKUMUŞSUN. TEBRİKLER… Karakter işlemeleri, bir
Edebiyat
Siyah KanJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 201514,1bin okunma
MUHAKKAK OKUNMASI GEREKEN BİR ANI-BELGESEL BAŞ YAPIT
10/10
·804 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 00:00
(E) SOSYOLOG ALBAY ALİCAN TÜRK’ÜN; “28 ŞUBAT – SİNCAN’DAN TARİHE NOTLAR” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ (E) Sosyolog Albay Alican TÜRK’ü ilk defa 2025 yılı Ağustos ayı başında tanımış ve tanışmıştım. Üç kitabı vardı hepsi de ilgi alanımda olan. Bundan önce iki kitabını okumuş ve geniş birer değerlendirme ve tanıtım yazısı yazmıştım. Tanışmamızın hemen arkasından, kısa süre içinde gelmişti bu okuma ve değerlendirme faaliyetlerim. Sayın yazarın bir kitabını okumamış olmayı ise büyük bir eksiklik olarak görüyordum kendi adıma. Tam 800 sayfa ve büyük boy (sayfa ölçüleri büyük) olan kitabını sona saklamıştım. Ve bugün (09.01.2026), sayın yazarı tanımamın ve kitapları ile tanışmamın üzerinden henüz beş ay geçmiş iken, son kitabını da okuyup bitirmenin ve bu tanıtım ve değerlendirme yazısını yazmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bakınca insanın gözünü korkutan bu çok kalın kitabı okumaya 25.12.2025 günü başladım ve sistematik/düzenli bir okuma ile 09.01.2026 günü bitirdim. Yani günde ortalama 50 sayfa okuyarak 16 günde bitirmiş oldum. Okumamın bu kadar uzun zaman almasının sebebi –yukarıda da bahsettiğim üzere- 800 sayfa ve sayfa boyutlarının büyük olmasının yanında, notlar alarak analitik bir okuma tarzını tercih etmem idi. Önceden iki cilt olarak basılmış, daha sonra ise iki cilt birleştirilerek tek kitap olarak piyasaya çıkmış. Kitap, 1. cilt ve 2. cilt olarak bölümlendirilmiş. Sayın yazarın kim olduğu ve onu nasıl tanıdığım ve tanıştığım konularına önceki iki kitabının değerlendirmesinde genişçe yer verdiğim için burada tekrar etmeye gerek görmüyorum. **** Siyasal İslamın bitmek tükenmek bilmeyen asker alerjisi ve rövanş alma manevraları… Taa 1950’lerde başlıyor aslında bu furya. Yine çok güçlü bir sağ iktidar ve yine askeri pasifize etme, kodları, genleri ve teamülleri ile
28 Şubat: Sincan'dan Tarihe Notlar (Cilt 1-2)Alican Türk · Galeati Yayıncılık · 202310 okunma
Reklam
Reklam