Puan vermedi·154 syf.··
2026 102. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:17
Macbeth, tam adıyla Macbeth’in Trajedisi, Shakespeare’in önemli trajik tiyatro oyunlarından biridir. Aynı zamanda, trajediler arasında en kısa oyun olarak beş perdeden oluşmaktadır. 1606-1607 yılları arasında yazıldığı düşünülen Macbeth, First Folio’da 1623 yılında yayınlanmıştır. Oyun, ana tema olarak kehanet, cinayet ve büyücülük konularını ele alır. Güç, hırs, suçluluk, kader ve hür irade gibi derin konulara da yer veren Macbeth, İskoçya’da geçmektedir. Oyun, Glamis Baronu olan Macbeth ve karısı Lady Macbeth’in tahtı ele geçirmek ve elde ettikleri gücü kaybetmemek uğruna verdikleri acımasız kararları, sonrasında yaşadıkları sorunları anlatan trajik bir hikâyedir.
Tiyatro-Oyun-Senaryo
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,5bin okunma
9/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:23
Kitabın önsözünden yola çıkarak, Shakespeare’in trajedileri arasında en kısa olanı Macbeth, quarto baskısı olmayan ve ilk kez 1623 İlk Folio’da yayımlanan bir eseridir. Oyunun 1606’da Kral I. James’in huzurunda sahnelendiği düşünülüyor. Shakespeare, bu vesileyle kralın atalarına selam gönderir; dördüncü perdede İskoç krallarının resmi geçidiyle James’in soyunun sonsuza dek sürecek hükümranlığına işaret eder. Tarihsel kaynaklardaki İskoç-Danimarka savaşını da bilerek İskoç-Norveç savaşına dönüştürerek kralın hoşuna gitmeyi hedeflemiştir, yani bir nevi göze girme çabası. Oyunun temel kaynağı Holinshed’in Tarih kitabıdır. Ancak Shakespeare, dramatik amacına uygun olarak kaynak metindeki karakterleri kökten değiştirmiştir. Kaynakta güçsüz ve beceriksiz bir hükümdar olan Duncan, oyunda erdemli, adil ve Tanrı’nın lütfuna mazhar ideal krala dönüşür. Banquo, kaynakta Macbeth’in suç ortağıyken oyunda sadakat ve soyluluğun timsali hâline getirilir. Macbeth ise Duncan’ı öldürdükten sonra on yıl boyunca iyi bir kral olarak yönetmişken, Shakespeare’in kaleminde tahtı gasp ettiği ilk andan itibaren kanlı bir despota evrilir. Bu değişikliklerin tek bir amacı vardır; Macbeth’e politik hırs dışında hiçbir makul mazeret, haklı gerekçe veya insani bahane bırakmamak.Eserin merkezinde aşırı hırs ve bunun insanı adım adım insanlığından koparışı yatmaktadır. Macbeth ne doğuştan kötüdür ne de cadıların saf kurbanı. Cadılar yalnızca kehanette bulunur; asıl itici güç, kahramanın kendi içindeki tutku ve istektir. İlk cinayet işlendiğinde gerekli savunma ve geleceği güvence altına alma mantığı devreye girer. Bir kez kan döküldükten sonra durmak imkânsızlaşır artık. Shakespeare burada acımasız bir gerçeği ortaya koyar. Suç, kendi mantığını yaratır. Macbeth’in trajedisi, vicdanının hala canlı
Edebiyat
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,5bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·172 syf.··
2026 8. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 22:46
Hançerli Hanım (tam adıyla Hançerli Hanım Hikâye-i Garibesi), IV. Murat (1623-1640) yönetimi sırasındaki kurmaca olayları anlatan bir meddah hikayesi. Yüzyıllar öncesine ait... Sözlü gelenek zamanında kahvelerde, sokaklarda, meydanlarda anlatılır ve halkın, esnafın çok ilgi çekermiş. Bu ilgi sonucu 1851 yılında Âlî Efendi tarafından Ceride-i Havadis gazetesi için yazıya geçirilmiş (hem de resimli). Edebiyatçı Güzin Dino (Abidin Dino'nun eşi), "satış garantili" bu eseri basarak gazetenin para sıkıntısını gidermeyi, gelir getirmeyi amaçlamış olabileceğini öne sürer. Buraya kadar her şey alışıldık. Alışılmadık olansa, rağbet gören bu hikayenin içinde anlatılan başka bir yan hikayenin, erkek erkeğe eşcinsel bir ilişkiyi konu alıyor olması! (Hükümdar Cemşid Şah, kölesi Nâyâb ve Seyf-i Dil... Hikaye, eşcinsel ya da belki biseksüel diyebileceğimiz bu üç erkek karakter etrafında ilerliyor.) Üstelik bu ilişki sevgi ve aşk çerçevesinde ele alınıyor. Hatta esnaf, yani toplum bile ilişkiye onay veriyor. Elbette böyle bir hikayenin anlatılıyor ve ilgi görüyor olması, bunun toplumun her kesimi tarafından onaylandığı anlamına gelmez. Ama bu konuların Osmanlı'da sandığımız gibi tabu olmadığı, böyle hikayelerin sokaklarda bile anlatılabildiği, halkın da dinleyip/okuyup geçtiği anlamına gelir. (Bu arada Hançerli Hanım, Namık Kemal'in 1876 tarihli İntibah'ı başta olmak üzere sonra gelen romanlara da ilham olmuştur. Türk edebiyatının ilk edebi romanı kabul edilen İntibah'ta, Hançerli Hanım'daki Süleyman artık Ali Bey olmuştur. Hançerli Hanım'sa Mahpeyker'dir. Hançerli Hanım'da yan öykü olarak işlenen eşcinsel öykü ise İntibah'ta yoktur.) (Konu hakkında detaylı bilgi arayanlar K24'teki ilgili yazıyı okuyabilir: Osmanlı İmparatorluğu özelinde bakıldığında, hukuki olarak
Hançerli HanımAnonim · Bilge Kültür Sanat · 2008102 okunma
Puan vermedi·664 syf.·
2026 244. kitabı
“ hayat kendi iniş yolunda akıp gidiyor; bir sürü ıskalama, başarısız mükemmellik girişimleri; hayalle gerçek arasındaki uçurumun giderek artan farkındalığı … burada hayat dehşet verici bir vakit ziyanı, boşlukta geçen uzun bir gün.” john fowles ‘ g ü n ce ’ Reşad Ekrem Koçu in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü… Osmanlı tarihinin en görkemli kadınlarından Kösem Sultan… Ahmed’in haseki sultanı, 4. Murad ile İbrahim’in annesi, 4. Mehmed’in babaannesi olarak yıllar boyu Osmanlı sarayının temel direklerinden biri. Müthiş bir güç odağı ve evlat katili! Reşad Ekrem Koçu, Kösem Sultan’ın entrikalarla dolu yaşamının son derece renkli bir tasvirini sunuyor okurlara. Çıplak ayaklı Rum kızının dünyanın en güçlü ve zengin kadınlarından birine dönüşmesinin hikayesi Koçu’nun kalemiyle bambaşka bir tat kazanıyor. Osmanlı tarihinin en güçlü kadın figürlerinden biri olup, I. Ahmed'in eşi, IV. Murad ve İbrahim'in annesidir. Uzun süre "Valide Sultan" ve "Naibe-i Saltanat" (devlet başkanı vekili) sıfatlarıyla devleti yöneten Kösem, 2 Eylül 1651'de saray içi bir darbe neticesinde boğularak öldürülmüştür. Kökeni: Yunanistan'da Anastasya adıyla doğan Rum asıllı bir papaz kızı olduğu tahmin edilmektedir. Saraya Girişi: Bosna Beylerbeyi tarafından İstanbul'a gönderilen Kösem, genç yaşta Harem'de eğitim aldı ve 15 yaşında I. Ahmed'e haseki oldu. Haseki Sultanlık: 15 yaşında I. Ahmed ile evlendi ve Mahpeyker (ay yüzlü) adını aldı. Cildinin güzelliği veya zekası nedeniyle Kösem ismiyle anıldı. Siyasi Güç: IV. Murad ve Sultan İbrahim'in annesi olarak Valide Sultanlık yaptı. Özellikle oğlu IV. Murad'ın çocuk yaşta tahta çıkmasıyla (1623) devlet yönetiminde en yetkili kişi konumuna yükseldi ve "devlet işlerine yön veren kadın" olarak bilindi. 2 Eylül 1651'de, rakibi
Biyografi Edebiyat Roman
Kösem SultanReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 2015377 okunma
Yaşamak - yu hua
8/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2025 126. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2025 18:36
Kumar tutkusu olan Fugui kumarda ailesine ait tüm serveti kaybettikten sonra kendisi ve ailesi zorlu bir yaşama adım atar. Kısa süre sonra bu acılara ve yokluğa dayanamayan anne ve babası ölür. Bu ailenin üzerinde sanki bir lanet varmış gibi peş peşe ölümler gelmeye başlar. Babasını, annesini kaybettikten sonra küçük oğlunu, eşini, kızını, damadını, torununu kaybeder. Sürekli beklenmedik ölümler ve acılar. Şahsen en çok 13 yaşındaki oğlunun ölümüne üzüldüm. Zeki ve başarılı bir çocuktu. Kitap aynı zamanda Mao döneminin Komünist bir eleştirisi olduğu için kitap kendi ülkesi Çin'de yasaklanmış bir kitaptır. Kitabı biraz Angela'nın Külleri kitabına benzettim. Kitap boyunca dram, kıtlık, ölümler hiç eksik olmadı. Buna rağmen Fugui'nin yaşam mücadelesi hiç bitmedi. Oldukça akıcı ve sade bir kitap olduğu için kısa sürede bitti okumak isteyenlere tavsiye ederim. Kitaba 8.1/10 puan veriyorum.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,6bin okunma
Doğurmak kolay, büyütmek Zor!
10/10
·463 syf.··
2025 37. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2025 11:17
Romanın ana temalarindan biri buydu. Ama asıl temaları Yoksulluk, aile, eğitim ve bunlarla mixlenmiş hayata karşı mücadele... Frank Mccourt'un kendi hayatını anlattığı otobiyografik bir kitaptır. Amerika'da yaşayan bir ailenin zorluklar çekmesi ve bunun için İrlanda'ya gitmesiyle başlıyor ancak gittikleri yerde daha çok zorlukla karşılaşıyorlar ve aile, bu ailenin babasının kuzeyli olmasından dolayı her seferinde dışlanıyor. Aile babası ama baba olmayı zerre beceremeyen bir baba. Yoksulluk içinde sürekli durmadan çocuk yapıp, çocuklar açlıktan sefaletten ölürken peşinden yine bir tane daha yapıp o daha beşiğe yeni girmişken yeniden eşinin hamile kalması... Sinir tepeme çıktı. Çocukları birer birer açlıktan sefaletten ölüyor, durmadan hâlâ çocuk yapmaya devam ediyorlar, sokağa çıkınca giyecek ayakkabısı yok, günlerce açlık içinde çocuklar ama adam çocuk yapıp üzerine eline geçen 2- 3 kuruşla hemen barlara gidip içiyor. Kadın da böyle bir kocaya rağmen hâlâ çocuk doğuruyor. Kadın doğum yapıyor, çocukların yiyecek ekmeği yok, kadının annesi bebek için süt parası gönderiyor, adam onu da alıp bara gidip içiyor, böyle berbat lanet bir baba ama çocuklarını da seviyor aslında. Öyle karışık biri. Ama yemin ederim okurken duvarları yumruklayasim vardı. Yoksulluğun içinden bile bir sürü umuda sarılan Frank(yazar), isteklerinin peşinden gider. Kitapta ayrıca dinin( Katolik ve Protestanlık) kendi içindeki mücadelesin insanlar üzerinde verdiği tepkiyi, sosyal baskıları, savaşları da(2. Dünya Savaşı, Hitler zamanı)anlatılıyor . Her karanlığın içinde bir gün aydınlatılacak bir ışık saklıdır. Sevgiyle, direnişle ve insan ruhunun gücüyle mücadele etmeyi bilmek gerekir. Kimimiz erken pes ederiz, kimimiz ise bataklığın içinde bile nefes almaya çalışırız. Frank McCourt da o bataklığın
1000Kitap
Angela'nın KülleriFrank Mccourt · Epsilon Yayınları · 20084,607 okunma